10

675 Kelimeler
10 Işık Tanrıçası: “Medusa” John Smith hastane koridorunda doktorun odasından çıkmış, yanında Sara ve bir hemşire ile birlikte hastanede 2 gün yatırılacağı müşahede odasına doğru çıkmak üzereyken, aniden olduğu yerde durdu. Hemşire, John’a dönerek: - “Ne oldu, bir sorun mu var Bay Smith? Sormak istediğiniz bir şey varsa çekinmeyin lütfen.” dedi. John, Sara’ya doğru döndü ve başını iki yana sallayarak: - “Hayır bir sorun yok ama hemen eve gitmeliyiz. Bazı özel eşyalarımı, birkaç kitap ve dizüstü bilgisayarımı almalıyım. Bu çok önemli, anladınız mı?” dedi. Sara hemen araya girdi ve: - “John, delirdin mi? Test sonuçlarına göre kanında yabancı bir madde var. Üstelik, yüzün her zamankinden daha solgun görünüyor. Ya eve giderken durumun daha da kötüye gider, yolda fenalaşırsan ne yapacağız? Hastaneden çıkmamamız gerekiyor, her ne pahasına olursa olsun, anladın mı beni. Hem bir süre burada dinlenmen gerekiyor artık, şu takıntılı saçma fikirlerinden de vazgeç artık bir süreliğine. Herhalde hayatından da önemli değildir sanırım. Hastalık dönemindeyiz unuttun mu? Her yerde salgın var ve artık iş dünyada ikinci planda, önce sağlık, hiçbir yere gitmiyorsun, anladın mı beni?” John, ısrarla yeniden diretti: - “Ne olup bittiğini anlamıyorsun Sara. Doktorla aramızda ne geçti, neler konuştuk farkında değilsin. Tüm bu şeylerin gördüğüm o rüya ile bir ilgisi olduğunu düşünüyorum ve hemen birkaç not almalıyım. O bilgisayara ve kitaplarıma ihtiyacım var şimdi. Peki, eğer ben eve gidemeyeceksem, benim yerime sen git eve, onları al ve tekrar buraya gel. Şimdi anlaştık mı sevgili Sara? Neden her zaman bu kadar inatçı olmak zorundasın anlamış değilim doğrusu.” John bu konuda ısrar edince, yanlarındaki hemşire araya girmek zorunda hissetti kendini: - “Bayan Sara, ben eşinizle siz gelene kadar ilgilenirim, inanın sorun değil. Siz de eve kadar gidip eşinizin istediği eşyaları getirebilirsiniz lütfen. İsterseniz biz şimdi yukarı, müşahede odasına doğru yavaş yavaş çıkalım. Siz de eşinizin istediklerini almak için eve gidin lütfen.” Sara ikna olmuş gibi görünüyordu: - “Peki, o zaman anlaştık. Şimdi söyle bakalım bay meraklı, evden senin için neler getirmemi istiyorsun? Umarım çok fazla eşya değildir.” John: - “Dizüstü bilgisayarım, 3 tane kitap, isimleri neydi bir saniye hatırlamaya çalışayım: Antik Roma Tarihi, Mitoloji Atlası, ha bir de Almanya ve Hitler’in Bilinmeyen Tarihi. Kütüphanede bulacaksın üçünü de, onları ve bir de biraz mısır gevreği ile cips getir. Hastane odasında sıkılmak istemem, TV izlerken atıştırırım.” John, hemşireyle birlikte üst kattaki müşahede odasına doğru ilerledi. Sara ise, John’un istediği şeyleri evden almak üzere evin yolunu tuttu. John odasına çıktığında hemşireyi yanına çağırdı ve: - “Hemşire hanım, rica etsem bir 10 dakikalığına beni yalnız bırakabilir misiniz? Ha unutuyordum, bir de bana birkaç kağıt ile bir kalem getirin lütfen. Birkaç not almam gerekiyor da, teşekkür ederim.” dedi nazikçe ve yatağına uzandı. Büyükçe duran plazma TV’nin karşısında yer alan konforlu yatağında beklemeye başladı endişeyle. John Smith, her ne kadar zorlayarak kendini iyi hissetmeye çalışsa da, hala daha gece gördüğü o korkunç kabusun etkisindeydi. Rüyasında gördüğü o levhadaki yazıları hatırlamaya çalışıyordu. Bir 5 dakika geçtikten sonra, gözlüklü, uzun boylu ve üzerindeki beyaz hemşire elbisesinin altında, gayet güzel bir vücudu olduğu anlaşılan sarışın hemşire kapıda belirdi ona doğru gülümseyerek: - “Buyrun lütfen Bay Smith, not kağıtları ve kaleminiz burada. Yanınızdaki masaya bırakıyorum. Ha unutmadan, acil bir durum olduğunda veya yardıma ihtiyacınız olan bir şey olursa, yanınızdaki şu yeşil butona basmanız yeterli olacaktır. Ben hemen yanınıza geliyor olacağım, iyi istirahatler efendim.” John, hemşirenin bu sempatik konuşmasından etkilenmiş gibi görünerek: - “Herşey için çok teşekkür ederim hemşire hanım. Yeşil buton aklımda acil durumda, anlaşıldı.” dedi ona doğru gülümseyerek ve hemşire kapıyı kapatıp çıktıktan sonra, hızla yanındaki not kağıtlarına uzandı ve kalemi de eline alarak gece rüyasında gördüğü yazıları hatırlamaya ve tekrar yazmaya çalıştı. O yazılarda çok önemli bir sır ve şifre olduğunu düşünmeye başlamıştı: B E N M E D U S A I Ş I K T A N R I Ç A S I SAÇLARIMIN DOKUNDUĞU VE BAKTIĞIM HERŞEY TAŞA DÖNÜŞÜR. ZEHİRİM KANA KARIŞIR, CİĞERLER TAŞA DÖNÜŞÜR. BEN CEHENNEM’İN KRALİÇESİ! YERİN 7 KAT ALTINDADIR 7 ALTIN KAPIM. İNSANLAR VE TAŞLARDIR CEHENNEM’DEKİ YAKITIM. GORDİON’UN BÜYÜK DÜĞÜMÜNÜ ÇÖZER, BÜYÜK BİR SIRDIR, KAYIP TAŞTAN BAŞIM. BENİ ARA, BENİ BUL! GORDİON’UN ESKİ KELT KENTİNDE. “Evet, tam olarak böyle yazıyordu, şimdi hepsini hatırladım.” diyerek rüyasında gördüğü metnin aynısını kağıda hızla yazarak not etti ve bir süre sonra yorgunluktan uyuyakaldı. Ta ki, acı acı çalan telefonunun zil sesi onu aniden uyandırana kadar..
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE