2

1125 Kelimeler
Sesi duyduğum an tüm vücudumda ani bir şok dalgası hissettim ve tek tuşla sesi kapadım. Çevremdekiler sesin benden geldiğini anlamış gibi durmuyordu. Tuttuğum nefesimi bıraktım. O da neyin nesiydi öyle? Telefona baktım ve bir mesajlaşma uygulamasında olduğumu fark ettim. Deminki açtığım video... Bu o olmalıydı. Tanımadığım bir kadının gönderdiği bir video. Bir dakika ben bu yazışmaları da hatırlamıyordum ki. İkinci bir şok dalgası da bedenimi vurmuştu. Bu telefon... Kafamı kaldırıp bana gözlerini dikmiş bakan Bora hocayla göz göze geldim. Onundu. Hemen kafamı indirdim. Korkuyordum ama merak da etmiştim. Bu beni eğlendirebilirdi. Güzel şeyler varsa diye düşündüm. Yukarı doğru kaydırdım. Çok tuhaf yazışmalar vardı. Pek isteğimi arttıracak tarza mesajlar değildi. Bir yerde kavga ettiklerini gördüm. Biraz daha üste çıktığımda "spanking" yazısını görür görmez durakladım. Kadına onu spanklemek istediğini yazmıştı. Bora hoca mı? Bora hoca spanking mi seviyordu? Mesajları adam akıllı okuduğumda Bora hocanın kadını spanklemek istediğini yazdığını ama kadının onunla dalga geçtiğini gördüm. Ettikleri kavga da bu yüzdendi. Kafam karışmıştı. Bora hocanın benim de sevdiğim bir şeyi sevmesi çok tuhafıma girmişti. Bu kadının onunla dalga geçmesi canımı sıkmıştı. Fetişimle dalga geçilmesi beni sinirlendirmişti. Bora hocaya baktım. Tahtada ders anlatıyordu. Tedirgin görünüyordu. Tüm mesajlarını okuduğumu biliyor olmalıydı. Kadının dalga geçtiği kısımları çıkardığımızda aslında beni heyecanlandıran bir konuşmaydı. Kalp atışlarımı içimden hissediyordum. Benden başka çevremde ilk defa bir spanking fetişçisi gördüğüm için miydi? O anda kafamda bir şimşek çaktı. Aklıma gelen fikri unutmaya çalıştım. Olamazdı. Olmamalıydı. Hocamdan beni spanklemesini isteyemezdim. Yok artıktı yani. Derse asla odaklanamıyordum. Kafamda bir uğultu vardı. Bir yanım kesinlikle bunu istiyordu. Bu fırsat başka ne zaman ayağıma gelebilirdi ki. Çevremde bunu isteyebileceğim başka kimse yoktu. İnternetten öylesine sapık biri de değildi. Sapık! Ne belliydi sapık olmadığı? Bir yanım da bunu söylüyor ve çok tehlikeli olduğunu düşünüyordu. Kafamın ağırlaştığını hissettim ve sıraya bıraktım. Çalan zille kafamın uğultusu bir nebze azaldı ve etrafıma baktım. Bora hoca masasındaki kitapları eline sıkıştırıp gitmeye hazırlandı. Elleri ne kadar da büyüktü. İlk defa fark ediyordum. Büyük ve geniş. Güzel bir şekli vardı ama. Onlardan birini popomda düşünürken... Hayır hayır. Evet. Off! Gene kendimle çelişirken bana bit bakış fırlattı ve sınıftan çıktı. Kalbim çıkacakmış gibi oldu. Sanki kalbim kuş olmuş kanatlanmış ve vücudumu terk etmişti. Neden bilmiyorum peşinden gitmek istedim. Ayaklarım beni dinlemiyor kendileri hareket ediyordu. Peşinden sınıftan çıktım ve onu köşeyi dönerken gördüm. Hemen peşinden koştum. Köşeyi dönerken biri beni kolumdan çekti ve ardımdan kapı kapanma sesi duydum. Kapıya yaslanmıştım ve önümde Bora hoca duruyordu. "Hocam?" "Ufak yanlış anlaşılmamızı öğretmenler odasında çözmeyi düşünmüyordun herhalde, değil mi?" Hala şaşkındım. Ne diyeceğimi bilemiyordum. "Her neyse. Telefonumu alabilir miyim?" "Hayır!" "Ne?" Neden böyle söylemiştim ki. Kulaklarımın kızardığını hissedebiliyordum. Karşımdaki tüm lise hayatım boyunca korkuyla yaklaştığım çok da sevmediğim matematik hocamdı ve düştüğümüz durumu düşününce... Bir an düşündüm ve nefes aldım. Bir dakika! Bu ben değilim. Böyle olmama gerek yok. Burada utanması gereken de ben değilim. Kafamı dik bir şekilde kaldırıp "Hayır!" dedim. Kollarını birbirine bağlayıp bana baktı. Arkasındaki camdan üzerine ışık yansıyor biraz karanlıkta kalıyordu. Saçlarının tutamları alnına düşmüştü. Gözlüğünü ve saçını düzeltip kollarını birleştirmeye geri döndü. Kolları ne kadar da kalındı. Gömleğinin uçlarını yukarı kıvırmıştı. Bu görünüşü beni baştan çıkarmaya yetiyordu. Nasıl bir şeyin içine düştüm ben diye düşündüm. Film mi çekiyoruz burada? Bu ne böyle? Islandığımı hissediyordum. Bora hoca için mi?! Hayır. Bana yapmasını istediğim şeyleri düşündüğüm içindi. "Cevap bekliyorum." dedi tok sesiyle. Düşüncelerimden sıyrılıp ona baktım. "Telefonunu sınıfta bıraktım." "Ne? Telefonları değiştireceğimiz biliyorsun. Neden onu sınıfta bıraktın ki?" Arkamdaki kapı koluna uzandı. "Hayır." Kapıya kollarım açık şekilde yaslandım. Bana daha yakındı. Neler hissettiğimi ben de bilmiyordum. Ne hissetmeliydim ki? "Gidip telefonunu alırsan o inleyen kadın videosunun bana değil de sana gönderildiğini anlarlar." Duraksadı. "Dalga geçilen fetişinin tüm sınıfın diline düşmesini istemezsin, değil mi?" Bana öyle bir hışımla döndü ki bacaklarımın beni hala nasıl taşıdığından emin değilim. Gözlerinden ateş fışkırıyordu ama aynı zamanda da boştu. Bu nasıl olabilirdi? "Sen mesajlarımı mı okudun?" Dik durmalıydım. "Evet. Bunu yapmayacağımı mı düşünmüştün? Telefonu benim sandım." "Evet ama videodan anlayamadın mı? Tüm mesajları okumana gerek var mıydı?" Bağırarak üstüme yürüdü ve sonra geri çekilip arkasını döndü. Hangi dramayı çekiyoruz şu an? "Sana bir teklifim var!" Anlamamış bir ses çıkardı. Ne saçmalıyordum ben şu an? "Spanking fetişin olduğunu biliyorum. O mesajlarda gayet güzel açıklamıştın. O kadının senle dalga geçmesi çok sinir bozucu." Kulağı bendeydi. "Sana sunacağım teklif ikimiz için de kazan kazan olacak." Lütfen arkanı dönme, lütfen. "Beni-" Ne yaptığımın farkında olmadan iç sesimi dinliyordum. Tüm cesaretimi toplayıp kafamı kaldırdım ve "Beni spanklemeni istiyorum." dedim. Bana dönmüştü. Hayır! Yüzüne söylemiştim bunu. Kahretsin. Yüzüme deli gibi bir sıcak ateş yayılmıştı. Ellerimle yüzümü kapatmak istemiştim ama benden önce davrandı ve bir anda gülmeye başladı. Güldüğünü ilk kez görüyor gibiydim. Ciddi ciddi gülüyordu. Karşısında şaşkınca duruyordum. Utanmasa yerlere yatacaktı çünkü. "Bitti mi?" "Özür dilerim. Hayatımda duyduğum en komik şakaydı." dedi. Gerçekten çenem yere düşecekti. Ne şakası be adam? Burada neler yaşıyorum haberin var mı? Sana bunu sorabilmek için kaç takla attım burada. Gelmiş bana şaka diyorsun. Kendimi toparladım ve karşısına dikildim. Gitmeye hazırlanıyordu. Beni önünde görünce kafasını eğdi. Ondan çok da kısa değildim. Ben 170'tim. O da tahminimce 185 falandı. "Şaka yapmıyorum." dedim. Beni hala ciddiye alıyormuş gibi durmuyordu. "Ah, lütfen. Telefonumu almam lazım. Bu arada telefonun." dedi ve sıcak bir gülümsemeyle cebinden çıkardığı telefonumu uzattı. Çok güzel bir gülümsemesi vardı. Bu adamdan olurdu. Tanımadığım, sapık ve beğenmedim biriyle yapmaktansa o... Uzaklaşırken "Sınıftakilere anlatırım." dedim. "O kadından videoyu, sınıfta duyulmasını, mesajları... Onlara anlatırım. Rezil olursun." Arkasını döndü. Ben de ona döndüm. "Ben bir yetişkinim. İnsanlarla bu şekilde konuşmalara girebilirim. Bir avuç çocuğun diline düşmek bir sorun yaratmaz." Deminki gülüşü kaybolmuştu. Gülmesini istiyordum. Gitme. Hemen kapıya önüne koştum. Dışarıdan bir takım sesler geliyordu. Eli kapı koluna gitti. "Burada bir öğrenciyle ne yaptığını anlatamazsın." dedim. Dona kaldı. Bana çok yakındı. Nefes alış verişim düzensizleşmişti. Ne yapıyordum ben? "Ne saçmalıyorsun sen-" "Buradan benimle çıkarsan herkesin neler düşüneceğini sen düşün." "Telefonlarımız karıştı ve bu karmaşayı düzeltmek için konuşuyorduk." "Ben böyle hatırlamıyorum ama. Beni kolumdan içeri çektin ve içeride ne konuştuğumuz bilinmiyor. Kameralardan kontrol edilebilir." "Kimseyi bu yalanına inandıramazsın." "Buradan bağırarak çıksam sence bir öğretmene mi yoksa bana mı inanırlar. Bu bir avuç çocuğun diline düşmeye benzemez." "Sen-" Elini kapı kolundan çekmiş ve arkamdaki kapıya yaslamıştı. Zilin çalmasıyla sözü yarıda kesildi. Kızgın gözlerle bana bakıyordu. Bense kendinden emin dik bir duruş sergiliyordum. Sergilemeye çalışıyordum daha doğrusu. "Okuldan sonra bu konuyu konuşacağız. Telefonumu da getirmeyi unutma." dedi ve kin dolu bakışlarını üzerimden çekerek kapıyı açtı. "Ah, unutmadan. Benden 2 dakika sonra çık. Yanlış bir şeyler anlaşılsın istemeyiz." dedi ve gitti. Kapının çarpma sesiyle kalbim de tekledi. Boğulacak gibi hissediyordum. Demin ne olmuştu? Neler demiştim ben öyle? Bunu yapabildiğime inanamıyordum. İlk defa bir hocama, ilk defa birine şantaj yapmıştım. Dizlerim artık beni taşıyamayacaktı. İstemsizce yere çöktüm. Yavaş nefes alıp vermeye başladım. Kalp atışlarım düzelmeye başladı. Kafamı kaldırıp yüzüme ışık vuran pencereye baktım. Yüzüme bir gülümseme konmuştu.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE