SOYDAN SOYA AKTARILAN

624 Kelimeler
YAZARDAN: Chise, hayranlık parıltıları içinde bakıyordu büyükbabasının hediyesine; kulakları büyükbabasının sözlerini dikkatle dinlemiş ve hayatta alacağı önemli kararların neler olduğunu düşünmeye başlamıştı bu yaşına kadar hiç çıkmadığı ormandan ayrılmak bile onun için büyük bir karardı ve şu an dışarıdaki hayatın ne olduğunu merak eden tarafı daha ağır basıyordu bu düşünceleri yaşayarak öğreneceğinin farkında olduğu için ailesi ile olan kısıtlı vaktini daha da değerli geçirmeye devam etti. Parmakları kafesine itaatkar bir şekilde giren beyaz kuzgunun tüylerini okşuyordu bu sırada büyükbabasının söylediklerine bir karşılık verdi. “Teşekkür ederim büyükbaba, sana söz veriyorum her ne konuda olursa olsun bana verdiğin bu kuzgunun her zaman beyaz ve asil bir şekilde kalmasını sağlayacağım.” Verilen sözler sadece bunlarla sınırlı değildi, büyükbabası çehresine yerleştirdiği gülüşünü genişletti, torununa olan inancı tamdı bu yüzden sadece onu onaylayan bir baş hareketi yaptı ve diğer hediyesine geçmeden önce son hediyesi hakkında son bir şey daha ekledi. “Chise, kuzgununa ne isim vereceksin?” İçi kıpır kıpır olduğu için vereceği ismi hiç düşünmemişti ama ona baktığında vereceği ismi düşünmeye gerek bile yoktu, heyecanla araladı dudaklarını ve kuzgununa bakarak ona yeni ismini söyledi. “Sana Erias diyeceğim.” Herkes şaşırmıştı çünkü Chise’nin verdiği isim kuzgunu ile uyuşmuyordu ama yine de herkes memnun bir ifade ile gülümsedi fakat büyükbabası merak ediyordu. “Chise, kuzgunun beyaz olmasına rağmen neden ona Erias ismini vermek istedin? Anlamını mı karıştırdın canım?” Chise: “Hayır büyükbaba, anlamını biliyorum; kara diken sahiri demek değil mi?” Büyükbabası kafasını salladı. Chise gülümsedi ve kar gibi olan kuzgununa bakarak ailesinin içten içe olan merakını giderdi. Chise: “Beyaz bir kuzgun; zarif, kırılgan, yumuşak ve cesaret dolu tüylerine nazaran sevdiğini kurtarmak için kırılganlığını, zarafetini bir kenara bırakan içindeki gücü onun bakışlarını ve ruhunu değiştiren kara alevlerin, dikenlerin sahirine benzettim. Benim için beyaz tüylerinden vazgeçerek tekrar siyahlara bürünecek kadar fedakâr olması; ona başka bir isim veremezdim.” Konuşmasından sonra büyükannesinin hediyesini açmak için pakete uzandı. Kimse konuşmuyordu ama orada bulunanlar Chise’nin olgunluğu karşısında duygulanmışlardı. Chise ise daha farklı duygular içerisinde idi çünkü her saniye kuzguna bakmak istiyordu. Chise kırmızı bir hediye paketi ile süslenmiş küçük paketi eline aldı, büyükbabasının hediyesinden sonra kriterleri daha ne kadar yükselebilir diye düşünüyordu. paketi açtığında içinde küçük bir kolye çıkmıştı. Kolyeyi hayranlıkla eline aldığında yuvarlak bir rüzgar çanı şeklinde idi, içerisinde mavi ve beyaz parıltılardan oluşan bir sıvı vardı. suya benziyordu ama parlaklığı o kadar fazla idi ki su olduğunu düşünmüyordu. Yuvarlak rüzgar çanının altında ince bir silindir ve ucunda dikdörtgen şeklinde bir çan daha eklenmişti. Eklenen dikdörtgenin içinde de parlak bir sıvı vardı ama o kadar güzeldi ki Chise kendisini çok şanslı hissediyordu. Minnettar bir şekilde Büyükannesine baktı, asırlık bilgileri ile kendisine şefkatle bakan büyükannesi gülümsedi. Büyükanne: “Beğendin mi canım?” Chise: “Evet bu gerçekten çok güzel bir kolye büyükanne, çok farklı, çok zarif. Çok teşekkür ederim.” Büyükannesinin gülümsemesi genişledi ve kolyenin içerisinde parlayan sıvıyı işaret etti. Büyükanne: “Ben senin yaşında iken akademiye gitmeden önce bu kolyeyi annem bana hediye etmişti canım. Anlattığına soyumuzdan gelen her cadı öldüğünde bu kolyeye bir ışık olarak dönermiş bu sayede her zaman beraber olur ve kolyenin sahibine ne zaman yardıma ihtiyacı olursa uğur getirirmiş, bana verdiğinde en büyük uğuru büyükbaban ile tanışmada kullandım. Annene de senin yaşında vermek istedim fakat annen akademide kaybetmekten korktuğu için almamıştı. Sana ise kısa bir süreliğine değil ömür boyu sana uğur getirmesi için armağan ediyorum canım.” Gözleri doldu Chise’nin bu kadar güzel bir ailede doğduğu için, gözyaşlarını saklamaya çalışsa da yapamadı. Akademiye gitmek için evden ayrılmak her saniye zorlaşıyordu. Nasıl yapacaktı şu an gidip gitmemek arasında bir kararsızlığa düşmüştü. Elindeki kolyeye baktı, hayatında aldığı en güzel, en anlamlı hediyelerdi ve şu an ailesi ile geçirdiği zamanın ne kadar az olduğunu düşünerek üzülüyordu. Şu an ormanın dışını izlemek için evin dışarısında olduğu için pişman olmuştu.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE