10. Bölüm: Derinden Gelen Aruzlar +18

1012 Kelimeler
"şimdi karıcığım bir kez daha soruyorum beni istiyor musun her bir zerren ile?" sorusu sesinde ki derin anlam ile bel altımda kesinlikle tarifsiz şeylere sebep oluyordu "Ateş... kocam oldun ya hani" uzatarak sessizce ona doğru konuştum ben bu işten zevk alamazsam diğer insanlardan da tiksinirim kendimi tanıyorum yavaşça üzerime çıkıp dudaklarımı öpmeye başladı "benim güzel karım" alt kısma bakmamaya çalışarak yavaşça soyunmasını izledim sanırım bende de bir şeyler olmaya başlamıştı "bu halin bile şişmesine sebep oluyorsa sonrasını düşünemiyorum" kendi kendine mırıldanarak konuştuğunda ellerimi boynuna dolayıp kendime çektim ve susturdum onu dikkatimi dağıtıyordu ve her dikkatim dağıldığında haz da içinde gidiyordu vücuduma dünyanın en kırılgan şeyi gibi dokunurken üzerimde ki havluları bir kenara koydu(attı) sıcak dokunuşları içinde kaybolurken kadınlığımı elinin içine hapsettiğinde herşey o an bitmişti... yüzümü izleyen gözlerin hissiyatı ile gözlerimi açıp etrafa baktım yerde çarşaf etraf dağınık yastık pamukları etraftaydı dizlerimin ağrısı ile dudaklarımdan kaçan inleme ile yastığa kafamı gömdüm bu sefer zevkten değildi "canın çok yanıyor mu?" yarı çıplak bedenime sarıldığında kurumuş saçlarım dikkatimi çekmişti sabaha kadar sık olduğu için kendi kuruması zordu "kas gevşetici içerim sorun değil, o kadar da ağrımıyor" dün olanlar aklıma tek tek geldiğinde daha çok utandım ve kafasını gömen o kuşlar gibi kafamı gömmek için yer aradım halime gülen Ateş dün gece yarısı banyo yaptığımız için yeni kıyafetlerini giyinmek üzere dolaba gitti biraz daha uyumak isterdim ama yeni gelinler konakta kaldığı sürece rahat değildi bunu ablamdan biliyordum sabahlığımı giyinip banyodan başladım etrafı toplamaya yanıma yarı çıplak gelen kocama baktım yeni çıkmaya başlamış sakallarını kesicekti sanırım bana sırtını döndüğünde gözlerim şaşkınlıkla büyüdü "bunları ben mi yaptım ben bunları yapmış olamam" bana muzip şekilde bakıp gülmeye başladı "sence karım dışında bana dokunabilicek biri var mı?" başını çevirip işlerini hallettiğinde ondan önce çıkmıştım etrafı toplamama yardım etti dün gece beni yıkamış yatırmadan önce saçlarımı kurutup nevresimi değiştirmişti "Ahu artık üzerini giyinir misin hasta olmanı istemiyorum ve bu halin beni çok zorluyor" yüzüm tekrar ama tekrar kızarırken oluşan duygusal şeye sinirlendim neden utanıyorum ki sonuçta evliyiz bu er yada geç olacaktı dolaplara gidip benim için dizilmiş yerden kıyafetlerimi almaya başladım normalde yeni gelinler elbisesini giyer güzelce süslenir öyle çıkardı gerdekten sonra ama ben hiç o hava da değildim eşofman da giyemediğim için kendime beyaz bir kot pantolon mavi bir kazak çıkardım altına seçtiğim beyaz botları da giyip saçlarımı yaptım hiç halim yoktu ama bir kızım ve işim olduğunu da unutmamam gerekiyordu hemen kalanları da halledip Ateş ile sofraya indik "günaydın..." uzatarak bize günaydın diyen kuzenine bakmadım çok samimi konuşmaları benim için doğru değildi ama Ateş kuzenlerine kardeşim derdi peki ya Gülay ? kendi kendime yüzüm asılırken belli etmek istemedim sofraya oturduğumuzda babası çoktan kardeşleri ile başlamıştı "çocuklarda geldiğine göre afiyet olsun" herkes yemeğini yerken Gülayın sinsi annesi hemen konuştu "senin kıza ne oldu hayırdır babası mı götürdü" sinir yavaştan bana yükleniyordu benim de sabrım böyle mi ölçülüyor "benim kızım sizi ilgilendirmez yakında diğer yasal varisi Ateş olucaktır" yüzlerine bakmadan cevaplarını verip yemeğe devam ettim "seni işe ben götürürüm araban kalsın çıkarken de ararsın alırım birlikte dışarı çıkarız" beni elimden tutup cevap beklemeden kapıya çekti arabasına bindiğimizde ise acele ediyor gibiydi anlamıyordum "işten döndüğümüzde Firuzeyi almak istiyorum" dedim onun içinde önemli olmaya başladığını biliyordum "tabi ki alacağım ona istersen oda takımı yaptır" bunu da aklımın köşesine yazdım doğru söylemişti konuşucak bir şey bulamamıştım daha geçen gün ondan nefret ederken bu gün evli olduğum adama baktım konuşucak kelimelerim kalmadı sonunda hastaneye geldiğimizde kocaman bir günün beni beklediğini anladım. insanlar etrafta konuştururken çok fazla yoğunluk vardı akşam üstü çay saati sonunda gelmişti hastalar da azalmıştı tabi artık benim bilgisayarımda sıra kalmamıştı normalde hastalarla cerrahlar çok ilgilenmez ama doluluk yüzünden yardım etmem gerekmişti Zühre hanım çayımı getirdiğinde arkama yaslandım çıkıp sigara içmek istiyordum bardağımı alıp aşağı indim diğer doktorların odasına gitmek istemiyordum belki de uzun zamandır burdan gitmemem mi gerekiyordu dudaklarıma yerleştirdiğim sigaradan derin bir soluk aldım "genç bir doktor olarak sigara içmenizi önermem" Yusuf bey yanıma geldiğinde sıcak çay kokusu ile gözlerimi kapattım nasihatlara ihtiyacım yoktu "öğüt alıcak yaşı yavaş yavaş geçiyorum" sigaramdan derin bir soluk daha alıp ona yan bir şekilde baktım "haklısınız ama insan her yaşta öğüt alır" omuz silktim benden geçti ve gerisi umurumda değildi "o zaman bende size bir öğüt vereyim Yusuf Bey karıma kimse kararları hakkında karışamaz" sinirli ses ile çayı yudumlamak üzere olduğum için ağzımı yakmıştım Yusuf gözlerini devirdiğini kimse görmedi sanmıştı ama hayır ben yakaladım onu "Ateş ne işin var?" sorum ile sonunda kocam bana döndü çıkışım için daha saat vardı "kızımız aradı ve seni özlediğini söyledi amcasında canı sıkılmış artık" Yusuf bey şaşırmıştı benim yeni evli olduğumu biliyordu sadece ve düğünden sonrası için izin bile istememiştim açıkçası ne düşünüldüğü umurumda değildi "Yusuf bey izninizle çıkacağım herhangi bir şey olduğundan muhasebeden bana ulaşabilirsiniz" sigaramı yarısında söndürüp içeri girdim odama geri geldiğimde Ateş de beni aşağıda bekliyordu önlüğü asıp çantamı aldım ve terliklerimi çıkarıp ayakkabılarımı giyindim crops terlikler çok daha rahat oluyordu geri aşağı indiğimde Yusuf Bey yoktu Ateş kapımı açıp binmeme yardım etti "ilk iş günün nasıldı?" sahiden iyi miydi hiç anlayamamıştım "normal yoğunluk içindeydi salgın var sanırım dikkatli olun" direksiyonu daha sıkı kavrayıp hızlandı dikkatliydi ama yola değil kemerimi takıp koltuğa yaslandım çok yorgundum "Ahu, hadi güzelim uyan" gözlerimi açtığımda bir sitenin girişindeydim "geldik mı?" kemerimi çözüp bana yardım etti "evet birazdan Firuze de iner aşağıya" dışarı çıkıp etrafıma bakındım evler doluydu ve sitenin içinde normal bir çocuk parkı korku bedenimi sarıyordu sürekli ona yetememekten korkuyordum annesinin yerini doldurma niyetim yoktu ama o beni biliyordu annesi olarak "Anne!" koşarak gelen minik kızıma sarıldım minik ellerini boynuma doladı kokusunu içime çekerek öptüm onu "ay annecim çok huylandım" gülüşüne eşlik ettim "bir süre daha burda kalmalısın odanı yaptıktan sonra seni gelip alacağım neler olsun istersin" cidden düşündü ve bende isteklerini merak ediyordum "odam mor olsun ve leylekler olsun amcam beni leyleklerin getirdiğini söylüyor ama Bahar teyzem de melekler dedi" boynundan öperek onu daha çok gıdıkladım "Melek ve leyler anlaşıldı prenses hadi Ateş'e öpücük ver ve amcana dön" Yusuf sessiz bir şekilde köşe de bizi izledi prensesim Ateşe de öpücük verip amcasına koştu bize selam verip götürdü onu ebeveyn olmak zordu "evet sevgili karım ne yapmak istersin"
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE