Yatakta huzursuzca sağdan sola döndüm. Camdan odaya sızan ayın ışıltısı gözümü kamaştırdı. Elimi gözlerimin üzerine koyup ışığı kestim. Düşüncelerimle uğraşmaktan mıdır yoksa yerimi yadırgadığımdan mıdır bilmem bir türlü uykuya dalamamıştım. Diyar açık açık burada kalacağını sözde biyolojik ailemizi bulmak istediğini söylemişti. Ne yapacağımı bilemiyorum. Üzerimdeki bahtaniyeyi hırsla ittirdim. Çıplak ayaklarımı yere bastığımda bir kaç saniye yatakta oturdum. Yatağımın ucuna koydukları çantamdan çoraplarımı giyip taytımın üzerine kadar çektim. Peluş beyaz hırkamı giydiğimde kapıya ilerledim. Eski tahta kapı açılırken tiz bir ses çıkardı. İstemsizce gözlerim kolumdaki saate kaydı. Saat 04.30. Neredeyse sabah olmak üzereydi ve ben henüz bir dakika bile uyuyamamıştım. Dışarı çıktığım

