BENDEN ÇALINAN HAYATLAR

1217 Kelimeler
9.BÖLÜM: BENDEN ÇALINAN HAYATLAR Dudağımı öpeceğimi sanırken hafifçe yukarıya doğru uzanıp alnımdan öpünce mayıştım. Elleri ellerimde bulurken alnımdan dudağını çekmedi. Gözlerimin içine ta derine dalarcasına bakarken "Kıyamıyorum öpmeye, solmasından korkuyorum." dedi, şiirin son dizesini söyleyerek... gözlerim onun için parıldıyor, kalbim onun için atıyordu. Utanarak ondan ayrıldığımda yüzümde geniş bir gülümseme mevcuttu. Çağrı'nın gözlerinden munzurluk akarken kahvemden yudumladım. Ablam, Çağrı'yla görüşmemi istemediği halde kavga ederek yanından ayrılmışım. Anlamıyor sanıyordum. Çağrı'ya olan aşkımı bildiği halde engellemeye çalışıyordu. "Çağrı?" dedim tedirgin akan sesimle. "Efendim Ölüm Perisi?" "Ablamla aranızı düzeltemez misin? Yeni tanıdığı zamanlar sana karşı güvensizliğini anlıyordum ama şimdi sanki sana karşı başka bir sorununu varmış gibi davranıyor? Ben alışkın değilim, ablama ilk defa yalan söylemenin huzursuzluğu var üzerimde?" içimdeki kaygıyı daha fazla içimde tutamıyordum. Ablama her yalan söylediğimde kötü hissediyordum kendimi. Benim iyiliğimi düşünen ablam şimdi mutluluğumu gölgelemek ister gibi tavırlar sergiliyordu. Çağrı konusunda o kadar katıydı ki ne desem güvenini kazandıramıyordum. Çağrı hafif bir tebessüm bahşedip arkasına yaslandığında bu konuşmayı defalarca konuşup tartışmaktan sıkılmış gibi iç çekmişti. "Ablanın onayına gerek olmadığını defalarca söyleyip konuşmuştuk sanki ha güzelim? Ne yapalım ablan bana güvenmiyor diye senden ayrı mı kalayım?" "Tabi ki hayır... da, yine de ne bileyim..." elleri yüzümü bulunca o sıcak gülümsemesini yeniden bana sundu. Gözleri sevgiyle benimkiyle buluştuğunda "İkimiz de birbirimizi seviyor, güveniyoruz?" dedi teyit etmek ister gibi. Anında başımı salladım. "Çok seviyorum." Dedi bu sefer de sesli dile getirerek. "Bu ilişkiyi biz yaşıyoruz ve kimseyi de araya sokmayacağımızı söylemiştik. Ablan bana güvenmiyorsa benim elimden bir şey gelmez. Benim için sen önemlisin. Sen güveniyorsan bitmiştir. Şimdi gel bakayım yamacıma. Bu kollar senin sıcaklığını özledi ve sen yokken çok üşüdü." Demesiyle anında kollarına sığınarak kıkırdadım. Kolları arasına bedenimi hapsederken huzuruma kavuşmuş gibiydim. "Ben de çok üşüdüm." Dedim kara gözlerine bakarken. "Sensiz çok üşüyor bu kalbim Çağrı. İşte şimdi kalbim emanetine kavuştu." Benden çalınan hayatlar vardı. Bir aşk uğruna... Sadece bir aşk uğruna o kadar kör, sağır, dilsiz olmuşum ki; bunların hiçbirini görmemişim... Bir adam kalbimi, ayaklar altına alıp acımasızca ezerken bir adam ise kalbimi, en nadide parçasıymış gibi göklere çıkarıyordu. Öyle bir özen gösteriyordu ki incitmekten korkar gibi dikkat ediyordu. Keşke diyorum keşke o adamla daha evvel tanışsaydım da ailem mahvolmasaydı. Tuğra, özgürlüğüm... Yeniden hayata dönmeme sebep olan adam... Gözlerimin içine baka baka koluma naif bir öpücük kondurdu. Başkasının acıttığı yaraya yar olurken tüm izi silmek ister gibiydi. Bir dizinin üzerine çöker gibi olurken bakışlarım onu buldu. Avucumu elleri arasına alırken nefesim kesiliyordu. Bir mahkumun eli ne kadar temiz olabilirdi ki bir doktorun avuçları arasında. Ne kadar özgür olabilirdi ki? "Bu avuçlara hapsedilmek için değil özgür kalabilmek için kanatlar çırpınır. Bu avuçlara esir olmak yakışmaz." Yakışmıyordu ama esirdim. Bir adamın dudaklarının arasından çıkacak yalana esir tutulmuştum. Doğruyu ne zaman söyler, ben o avuçlardan özgürleşirdim bilmiyordum. Fakat bildiğim bir şey varsa Çağrı'nın avuçları benim tutsaklık bölgemdi ve ben oradan uçamıyordum bile. "Tuğra ben ne yapacağım ne düşüneceğim artık bilmiyorum. Kime sığınacağımı kimden medet umacağımı bilmiyorum artık. Bir celladın avuçlarına hapsolmuşum sanki... o avucu açsa bile kurtulamayacak gibi hissediyorum. Tuğra ben... Ben..." Sesimin titremesiyle elleri yanağımı buldu. Gözlerimden akan yaşları özenle silerken silik bir tebessüm bahşetti. "Sakin ol Hera. Sen kimsenin avuçlarında hapsolmayacaksın kimse seni tutsak edemez. Sen her an uçacak gibi kanatlarını açan kuş misalisin tamam mı? Sana yaklaşan tehlikeyi sezdiğin an uçacaksın. Kurtulacaksın." "Ya ayaklarıma bağlanan zincir ne olacak? Uçsam yere hızla çakılmaz mıyım? Yine hapsolmaz mıyım o avuca?" "Kuşlar hiçbir zaman tek olmazlar. İllaki eşleri olur. Belki o eşini kurtarmak için geri gelir." Beni kurtaracağını farklı bir şekilde söylüyordu. Bu adam her ne olursa olsun beni kurtarmak için burada yanımdaydı. Ah be adam... neden daha önce karşıma çıkmadın ki? "Çağrı'yı görmek istemiyorum ama buradan çıkmam için onun ağzından çıkacak sözlere katlanmak mecburiyetinde gibi hissediyorum." Bedeni yine gerildiğinde ayağa kalkıp arkasını döndü. Sırtı bana doğru döndüğünde ben de sedyeden kalktım. Kolum şu an daha iyiydi. Her gün özenle sürdüğü krem iyi gelmişti. İz kalacaktı ama yapacak bir şey yoktu. bana aynı zaman da öfkemi hatırlatıyor olanları unutturmuyordu. Unutmamam da lazım zaten. Daha benim hayatım gibi ailemin de mahvetmenin bedelini ödetmem gerekti. Çağrı sen öyle bir acılar içinde kalacaksın ki kor ateşler içinde yanacak ve bir su verenin bile olmayacak. Benden çaldığın hayatlarının bedelini ödemeden sana ölmek nasip olmasın. "Her şey için teşekkür ederim Tuğra. Ama daha fazlası için çabalamasan daha iyi olacak. Benim acım sana yara açmasın." Böylesi daha uygundu. Çünkü ben ona istemeden de olsa yaklaştıkça bana daha da yaklaşacaktı. Yeni bir başlangıç için hazır değildim. Yaralı kalbim ve ruhum bir sevgiyi kaldıramayacak kadar can çekişiyordu. Tuğra'nın bedeni hızla bana doğru döndüğünde sertçe yutkundu. Bir şey diyecek gibi dudaklarını aralar gibi olurken her ne düşündüyse dudaklarını geri örtmüştü. Başını hafif öne doğru eğdiğinde derin bir nefes alıp verdi. Yumruk yaptığı elini usulca açtığında göz göze geldik. Sanki yeşillerime bakmazsa ölecekmiş gibi gözlerini bana diktiğinde tüm sözleri boğazına dizildi. O da biliyordu. Biz ne için yakınlık kuracaktık ki? O sıradan bir cezaevi doktoruydu ben de ise sıradan bir mahkum... benim kalbim daha onun kalbinde emanetken ve yaralıyken onun kalbine yaralı bir kalple gelemezdim. Benim ilk önce kalbimi emanete ihanet edenden koparıp iyileştirmem gerekti. Revirden çıkıp koğuşuma geçtiğimde Songül ablalar masanın etrafına toplanmış kızlarla sohbet halindeydi. Ben ise yatağıma sessizce geçip düşünmeye başladım. Bir yolumu bulmalıydım. Buradan çıkmak için yeniden delil bulmam gerekti. Avukatın gösterdiği videoda öldürdüğüm sandığım adam sağken şimdi ise ölüyken işim daha da zorlaşmıştı. Bir ihtimal adam hala yaşıyor olsaydı küçük bir şansım olabilirdi. Ama şimdi o küçük ihtimal de heba olmuştu. Benim Çağrı'ya gitmekten başka şansım yoktu. Tüm kanıtlar, çözümler onun elindeydi. Tek şahidim de oydu, katilim de... Bir elim çenemin altında yaslı bir şekilde pencereden ışık vuran Güneş'i izlemeye devam ederken avukata yeniden dava açması için bir sonraki görüşmeye kadar aklıma kazıdım. *** "Emin kızım? Bu işi başka bir şekilde illaki çözebiliriz?" "Eminim Songül abla. Canım yanıyor ama başka çarem yok." "Sözlerin tutarsız Hera? Daha üç gün önce kati bir şekilde reddediyordun, sözlerinden vazgeçiren ne oldu ha ablam?" Ailem oldu abla... onları çok özledim. Onlar için bunu yapmalıyım ve asıl planımı gerçekleştirmeliyim. Derin bir nefes alıp verirken Sıla da beni vazgeçirmek ister gibi bakıyordu. "Hera Karaeski, avukatın geldi." Demir kapının ilk önce penceresi açıldı. Ardından gardiyanın biten sözleriyle demir kapı sonuna kadar araladığında ayağa kalktım bir cesaretle. Sakinleş Hera. Ailen için yapmak zorundasın. "Ne istiyorsun peki?" "Benden çalınan hayatları geri istiyorum." "Onu görmeye dayanabilecek misin?" "Dayanmak zorundayım Tuğra. Ailem için, kendim için..." Gardiyanla beraber görüşme odasına ilerlerken şimdiden alnımdan soğuk terler akıyordu. Dudaklarım susuzlukta kalmış gibi kururken dudaklarımı ıslattım. Ellerimi nereye koyacağımı bilemez halde şakaklarımı bulurken nefesim o zaman ki gibi daralıyordu. "Yarım saatiniz var?" diyen gardiyan kapıyı üzerimize örtüp gittiğinde ben hala kapı önündeydim. Arkası bana dönük olan adam benim katilim, kalbimi emanet ettiğim adamdı. Ellerini masaya yaslamış sabırsız bir şekilde masaya vuruyordu. Gergin bir şekilde önüne bakmayı sürdürürken bakışları bana döndü ve tüm cesaretimle derin bir nefes çekip güçlü adımlarla karşısına geçtim. Avukatla göz göze geldiğimde soğuk ifademi yüzüme yerleştirip sanki o yokmuş gibi avukatla konuşmaya başladım. "Kabul ediyorum avukat. Dava yeniden açılsın. Bir an önce aklanmak istiyorum. Her anlaşmaya varım. Yeter ki aklayın beni..." Benim kararlı sözlerim üzerine odada sadece Çağrı'nın sertçe yutkunuşu sardı... Şeytanla anlaşma yapmazsan masumluğun kanıtlanamaz. Yıllar sonra gelen "nasılsın" sorusuna umut bağlamayın. Unutmayın her katil merak eder. Vurduğu kisinin ölüp ölmediğini. Tuncel Kurtiz Bundan sonra ne olacak dersiniz? Hikayemiz yavaş yavaş açılıyor. Hera sizce nasıl bir yol izleyecek
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE