BÖLÜM 11: KAYIP TANRILARIN GÖLGESİ Tapınak sarsılmaya devam ediyordu. Her yankıyla, duvarlardan dökülen taşlar yere çarpıyor, çıkardıkları ses sonsuz bir boşlukta kayboluyordu. Ama burası sadece fiziksel olarak çökmüyordu. Sanki tapınağın kendisi, bizi içine çekmeye çalışıyordu. Burası çöküyordu. Ama gerçekten düşen şey tapınak mıydı… yoksa biz miydik? Bedenim ağırlaşmıştı. İçimde bir şeyler sürükleniyordu, sanki bir el, ruhumu içimden çekip almaya çalışıyordu. O an fark ettim: Tapınak beni bırakmak istemiyordu. Çünkü artık ben onun bir parçasıydım. Karan bile korkuyordu. Gözlerindeki panik, onu ilk kez böyle gördüğüm andı. O, her şeyi bilen, her labirentin yolunu bulan Karan bile… şimdi kaybolmuş gibiydi. Bu, onun bile bilmediği bir şeydi. Karan, titreyen sesiyle, “Buradan hemen çı

