Bölüm: Kayıp Zamanın Ardında Zihnimdeki boşluk, giderek daha da genişliyordu. Karan’ın söyledikleri, birer kurşun gibi beynime saplanıyordu. Her kelime, bir yıkımın parçasıydı, her cümle biraz daha kararmama sebep oluyordu. Sesinin yankıları, beynimin derinliklerinde bir kısır döngüye dönüşüyordu. O ses… Yavaşça bana doğru çekiliyordu, adım adım, her an biraz daha yakınlaşıyordu. “Hatırlamak… Unutmak…” Düşüncelerim birbirine karışıyor, içimdeki boşluğu daha da derinleştiriyordu. Unutmak mı? Hatırlamak mı? Bir seçim vardı, ama ikisi de birbirinden korkutucuydu. Unutmak, her şeyin kaybolmasına sebep olurdu, ama hatırlamak… Hatırlamak, tüm kaybolan parçaların yeniden ortaya çıkmasına yol açar mıydı? Gerçekler, beni eski benliğime geri mi götürürdü, yoksa beni daha da derin bir boşluğa mı it

