Rojda, konağın kapısında sabırsızlıkla bekliyordu. İçinde tatlı bir heyecan vardı. Ailesini, özellikle de ikiz kardeşi Havin’i aylar sonra ilk kez görecekti. Gözleri yolda, sabırsızca onları beklerken derin bir nefes aldı. Sonunda, kapıda beliren üç kişiyi görünce yüzünde kocaman bir gülümseme oluştu. Annesi ve babası, yaşlarından beklenmeyecek bir şekilde dimdik duruyorlardı. Ama en çok dikkat çeken kişi, Rojda’nın tıpatıp aynısı olan ikiz kardeşi Havin’di. Karşısındaki kız dikkatlice konağı inceliyordu, konağın büyüklüğünü görünce fazlasıyla şaşırmış bir o kadar da kıskanmıştı. Başını yukarı kaldırıp konağın taş duvarlarını, işlemeli sütunlarını, geniş avlusunu incelerken hayranlığını saklayamadı ve ağzından birden, “Vay be, Rojda! Demek buraya gelin geldin ha?” diye bir cümle kaçtı an

