Aslan Avluda oturmuş kahvelerimizi yudumluyorduk. Sabahın serin havası içimi ferahlatıyordu ama beni asıl rahatlatan şey, tam karşımda oturan Rojda’nın varlığıydı. Bir elim kahve fincanının kulpunda, diğer elim ise sandalyemin kolçağında tembelce duruyordu. Gözlerim sürekli eşime kayıyordu. O fark ettikçe de utanıyordu. İşte yine… Yan gözle ona bakarken yakaladı beni. Gözlerimi kısarak hafifçe gülümsedim ve ona göz kırptım. Tahmin ettiğim gibi yanakları hemen kızardı, başını önüne eğdi. O hali beni öyle keyiflendirdi ki kahkahamı tutamadım. Fatma Ana gözlerini devirdi. “Oğlum, yeter artık kızla böyle dalga geçmeyi. Kadıncağız zaten hamile, bir de seninle mi uğraşacak?” Ben gülmeye devam ederken annem konuşmayı başka bir noktaya çekti. “Aslan, çocuk odasını nereye yapacağız? Rojda için

