Aslan, Rojda’yı sert bir hareketle odanın içine çekti ve kapıyı hızla kapattı. Gözleri öfkeyle parlıyordu. “Sen ne yaptığını sanıyorsun?” diye tısladı. “Karan’la ne diye bu kadar samimisin?” Rojda, şaşkınlıkla geriye çekildi. “Ben bir şey yapmadım… Sadece konuşuyorduk.” Aslan, sinirle güldü. “Konuşmak ha? Sana bunu kim öğretti? Kocanın yanında başka erkeklerle cilveleşmek, onlarla gülüşmek de mi adetin? Kuma olarak geldiğin yetmedi, şimdi de beni rezil mi edeceksin?” Rojda, Aslan’ın sözleriyle dondu. Gözleri dolmuştu ama hâlâ dimdik ona bakıyordu. “Ben kimseyle cilveleşmedim.” Sesi titriyordu. “Sadece biraz konuştuk. Ama sen… Sen her şeyin en kötüsünü düşünüyorsun. Sen benim hakkımda hep kötü şeyler düşünüyorsun.” Aslan, dişlerini sıkarak ona yaklaştı. “Bana akıl mı veriyorsun şimdi?

