Rojda'nın Ağzından Sabah gözlerimi açtığımda başım zonkluyordu. Bedenim öylesine ağırdı ki yerimden kımıldamak bile işkence gibi geliyordu. Karnımda hafif bir sancı vardı ve midem bulanıyordu. Gözlerimi ovuşturup doğrulmaya çalıştım ama başım dönünce tekrar yastığa yaslandım. Kapının açıldığını duydum. Aslan’ın adımlarını tanıyordum. Yatağın kenarına oturdu, elini alnıma koydu. “Rojda, sen yanıyorsun,” dedi, sesi endişeliydi. “Bir şeyim yok…” dedim kısık sesle ama çıkardığım ses bile beni yordu. Aslan hızla ayağa kalktı. “Bekle, hemen doktor çağırıyorum.” Elimi kaldırıp bileğinden tuttum. “Gerek yok, biraz dinlenirsem geçer.” Ama Aslan’ın yüzündeki gerginlik hiç azalmadı. Telefonunu cebinden çıkardı ve hızla birini aradı. Kiminle konuştuğunu bilmiyordum ama sesi sertti. “Hemen konağ

