Ali Kemal’in kendine gelmesini beklerken odasının önünde dolaşıp durmaktan bitap düşüyorum. Yine de asla sandalyeye çökerek bekleyemiyorum. Yeterince beklediğimi, sadece ama sadece beklemekten bile dermansız kaldığımı hissediyorum. Beni tokatlayarak yere sermenin yollarına başvuran diğer hisleri listeye dahi katmıyorum. Aksi takdirde kabarık bir listeyle yüzleşeceğimi ve her görenin bana üzülerek bakacağını tahmin ediyorum. Dakikalar sonra doktor bize durumuyla ilgili bilgi vermek için geldiğinde gözlerimi kırpamıyorum. Onun iyi olduğunu bilsem de canının ne kadar acıdığını hesaplayamamak beni paramparça ediyor. “İlk müdahalenin uçaktaki doktor tarafından yapılması kesinlikle avantaj,” diyor bende oyalanan bakışları eşliğinde. “Bıçağın karın boşluğunu bulması, karaciğere ya da herhangi bi

