Çetin
Normalde benim tercih edeceğim yerlerden biri değildi burası. Tam Giraylık ve Miraylıktı. Ve ve ve yanındaki arkadaşları. Allahım çoluk çocuk. İşin kötüsü kişisel gelişimini tamamlayamamış bu kızla seneye çalışacak olmamızdı. Ortağımızın kızı olması umurumda değildi. Eğer işi beceremezse, gerekli saygıyı ve disiplini göremezsek kesinlikle bizimle olmayacaktı. Bu konuda tavrım net olacaktı. Şimdiden yerini mi yapsaydım acaba?
“Ne akşamdı ama!”
“Miray ne ima etmek istedi az önce?” güldü.
“Salak o ya. Kim bilir o küçük aklından neler geçmiştir. Koskoca kız oldu ama hayal gücü hala beş yaşında.” Aslında hayal gücünün yerinde olması iyi olabilirdi. Ne diyorsun Çetin? Ne hayal gücü!
“Giray kız bize gey muhabbeti yaptı.” Elimdeki viskimi dudaklarıma götürdüm.
“Gey olmadığımızı biliyoruz.”
“Ama yer cücesi bilmiyor ve kim bilir arkadaşlarına neler dedi!”
“Önemli mi? Siktir et. Şu köşedeki kız sana bakıyor.” Başımı bile çevirmedim.
“Bakmıyor.” Dedim yorgunlukla. Selene ile yaptığımız telefon seksinin verdiği haz bir anda gitmişti. Aslında gece güzel başlamıştı ama Miray’ın o soğuk ve donuk hali beni germişti.
“Kızlarla foto çekilelim sonra yolumuza bakarız. O zaman fikrinden vazgeçer.”
“Saçmalama Giray. Kime gideceksen git ama ben eve geçeceğim. Ciddi yoruldum.”
“Yarın iş yok ama.”
“Oğlum sana yok.” Telefonum titredi. Giray benden önce davranarak ekrana çullandı.
“Selene yazmış.”
“Geri bas.” Hemen telefonu alarak geri yaslandım ve mesajı açtım.
Selene: Ne yapıyorsun?
Zeus: Sıkılıyorum sen?
Selene: Ben pek sıkılmıyordum ama artık sıkılıyorum. Gerçek hayatta da buluşup sevişir miyiz acaba?
Zeus: Sanmıyorum.
Selene: Doğruları söylediğin için teşekkür ederim. Sana katılıyorum.
Ben büyük bir çoğunlukla doğru konuşuyordum ama onun öyle yapmadığını biliyordum. Öğrenmek istiyor muydum? Hayır. Kimse kim. Vakit geçirirken keyif alıyor muyum? Evet. Sonuç odaklı olmak güzel. Yüz yüze olmak sorumluluk getirir ve ben bunu kesinlikle istemiyorum. Girayla içkilerimizi bitirip çıkışa yöneldik. Beni eve bırakacaktı ama geri zekalı benden çok içmişti mecbur Ali’yi aradım. İkiletmeden geldi kardeşiyle. Kardeşi Giray’ın arabasını alarak Giray’ı evine bıraktı. Ben de kendi aracıma bindim.
Maillerimi açtım. Cevap vermeyecektim ama gelenleri kontrol ettim. Başka yapacak bir şeyim yoktu zaten. Sadece çok yorgundum. Uyumam gerekiyordu. Eve varmak üzereyken annemden mesaj geldi.
Nermin Arman: Yarın sabah Yaseminlerde Pazar kahvaltısında olacağız. Tüm aile hep beraber. On da orada ol.
Çetin: Emrin olur Nermin Hanım.
Nermin: Emir vermezsem yapmıyorsun ki oğlum.
Çetin: Ben de seni seviyorum anneciğim.
“Ali sabah dokuz buçukta beni alırsın. Giraylara kahvaltıya gidecekmişiz.”
“Peki Çetin Bey.”
Eve gelir gelmez alkolün de etkisiyle hemen altıma geçirdiğim şortumla yatağa girmiştim ve sızmıştım. Telefon başucumdaydı. Sabahın ilk ışıkları yüzüme vurmasıyla homurtuyla uyandım. Gece perdeleri kapatmayı unutmuşum. Kış sabahının o sessiz havası, gri bulutlar… Yatakta birkaç saniye tavana bakarak yattım. Üzerimdeki ince yorganı kenara attım. Ayaklarım serin zemine değince istemsizce omuzlarımı silktim. “Günaydın Çetin” dedim kendi kendime. Banyonun aynasında yüzüme kısa bir bakış attım. Saçlarım dağılmıştı ama kötü durmuyordu yine de kahvaltıya gitmeden önce duş alıp şekil vermem gerekecekti. İnsan kendine dürüst olmalı, yakışıklı bir adamdım ama bunu Miray anlamaz tabi. Ona göre kibar konuşan her erkek otomatik gey oluyor.
Dişlerimi fırçalayıp spor odasına geçtim. Büyük bir eve sahiptim. Büyük ama yalnız. Sevdiğim bir yalnızlık. Sadece bana ait alanlar. Isınma hareketleriyle başladım. Kaslarım yavaş yavaş uyanırken dışarıyı izliyordum. İstanbul canlanmaya başlıyordu. Omuz çevirme, swuat, plank… Nefesim ritme girince zihnim de açılmaya başladı. Barfiks demirine asıldım. Bir, iki, üç, kaslarım gerildi. Omuzlarım yanmaya başladı ama o yanma hissi iyi geliyordu. Yirminci tekrarı bitirip yere indiğimde nefesim hızlanmıştı. “Geymişim” diye mırıldandım kendi kendime. Dumbbll’ları elime aldım. “Miray bir gün spor odama gelirse fikrini biraz gözden geçirir.” Bench press setini bitirirken istemsizce gülümsedim. O kızla atışmak nedense eğlenceli geliyordu ama itiraf etmem gerek, çoğu zaman da sinir bozucu oluyordu. Kırk dakika sonra duşun altındaydım. Sıcak su kaslarımın gerginliğini alırken buhar banyoyu doldurdu. Duştan çıkıp koyu bir gri kazak, siyah kumaş pantolon giydim. Pazar sabahı için yeterince rahat ama yine de düzenli. Takım elbiselerim bana göz kırkarken bugün herkesi şaşırtayım dedim. Bu da bir zincir kırma durumuydu. Aslında özümden çıkmıyordum. Herhangi bir acil durumda bu halim toplantıya girebilir, zoom görüşmelerine katılabilirdim. Tam saatime bakıyordum ki telefonum titredi.
Ali: Çetin Bey, aşağıdayım.
Kabanımı alıp evden çıktım. Hava keskin bir soğuk vardı. Nefesim buhar olup havaya karıştı. Ali hemen kapımı açtı.
“Günaydın Çetin Bey.”
“Günaydın Ali.” Arabaya oturdum koltuklar sıcaktı.
“Giray Beylere gidiyoruz değil mi efendim?”
“Evet.” on dakika sonra Girayların evinin önüne geldik. Müstakil iki katlı ama büyük bir ev. Bahçesindeki ağaçların büyük kısmı çıplak kalmıştı. Kapıyı çaldım. Kapıyı açan kişi Lalin oldu. Kız kardeşim beni görür görmez sırıtıp kenara çekildi.
“Bakın kim geldi. Şirketimizin çok ciddi CEO’su.”
“Lalin, sabah sabah başlama.” Lalin Psikoloji okuyordu ve okuduğu her travmatik şeyde beni görüyordu. Sorunlarım varmış benim. Ruh hastası olan kendisiydi.
“Ne yapayım abi, sen gelince ortam karizmatikleşiyor.” Sarıldık. Giray tam arkasındaydı.
“Aşk olsun Lalin. Bizde o karizma yok mu?” Lalin cevap vermedi. İçeri girdik.
Salon sıcaktı. Büyük ahşap masaya kahvaltı hazırlanmıştı. Tam bir aile sofrası. Benim sabah yaptığım kahvaltılar gibi değildi. Yılmaz amca masanın başında gazetesine bakıyordu. Beni görünce ayağa kalktı.
“Çetin, gel bakalım.” El sıkıştık.
“Günaydın Yılmaz amca.” Yasemin teyze mutfaktan seslendi.
“Çetin gelmiş mi?”
“Geldim Yasemin Teyze.” Arkasından annem çıktı. Onlarla da kısa bir sarılmadın ardından hep beraber sofraya oturduk. Tam oturmuştuk ki yanımdan bir ses geldi.
“Vay.” Başımı çevirdim. Miray. Kollarını göğsünde bağlamış bana bakıyordu.
“Günaydın Miray.” Dedim.
“Sabah sabah spor yapmış gibisin, taze, canlı, enerjik.” Kaşımı kaldırdım. Cevap vermeyecektim. Hem herkesin içinde ne diyebilirdim ki. Verdiği ima canımı ziyadesiyle sıkıyordu. Tüm aileyi sevip bu kızdaki itici hareketler beni benden alıyordu. Hastanede karışmış olabilir miydi? Kahvaltı başladı ve tabii sohbet bir süre sonra mimarlık projelerine kaydı. Giray kentsel dönüşümden bahsederken Yılmaz amca yeni bir arsadan. Tam o sırada mutfağa su almak için kalktım. Dolabı açarken arkamdan seslendi. Miray…
“Abim de su istiyormuş. Belki sen vermek istersin.” Ya sabır ya selamet.
“Ona dönerek kalçamı tezgâha dayadım. O da tam karşıma gelerek ada mutfağa dayadı poposunu.
“Miray neden bunu ima edip duruyorsun?”
“Neyi?” salağa yatıyor gibi ama tam da değil.
“Neden gey olup olmadığımı sorguluyorsun. Abinle aramızda bir şey varmış gibi. Ki var. Biz çok iyi arkadaşız. Ortağız.” Elimdeki suyumu dudaklarıma götürüyorum.
“Var yaniii.” Geri zekalı bu kız. Tabi ona öyle demiyorum. Sinirlerim gevşedi. Gülümsüyorum baya baya.
“Hetero olduğumu senin üzerinde kanıtlayacak değilim Miray. Bu düşünceye nereden kapıldın bilmiyorum ama aklından sil at.”
“Senin kadar yakışıklı, kaslı adamları görüyorum. Hep kendi cinsleriyle. Neler neler yapıyor.” Kaşlarım çatıldı.
“Nerede gördün?” gey pornolarında mı? Yüzüm kasıldı.
“Bir yerde.” Başımı salladım. Ona doğru adım attım, dibine girerek kulağına eğildim.
“Benim gibi adamların kadınlarla neler yaptığını da izlemişsindir. Beni direk öyle hayal et Miray. Sırf sen inan diye koluma birini takacak değilim ama bir daha bu imalarda bulunursan, hetero olduğumu direk senin üzerinde kanıtlarım haberin olsun.” Cevap vermesine fırsat vermeden mutfaktan çıktım. Bir süre sonra arkamdan bağırdı.
“Çok korktum Çetin abiiii.” Güldüm. Yasemin teyze,
“Ne diyor?” bilmiyorum demek zorunda kaldım.
Kahvaltı uzadıkça masa iyice dağılmıştı. Giray sandalyesini geri itti ve,
“Tamam, biz erkekler artık çalışmaya geçelim.” Dedi. Annem pazar günleri çalışmak istemediği için genelde bu durumlarda o Yasemin teyzeyle olmayı tercih ediyordu. Lalin Hemen kaşlarını çattı.
“Tabii. Çünkü kadınlar mimarlıktan anlamıyor.” Giray iki elini kaldırdı.
“Yok yok, yanlış anlama. Siz de gelin.” Ters ters baktım Giray’a. Miray sandalyesinde geri yaslandı,
“Yok ben gelmeyeyim. Birazdan müteahhit şöyle dedi, belediye böyle dedi diye ağlamaya başlarsınız.” Çay bardağımı masaya bırakarak cevap verdim.
“Gelmek istemiyorsan bahane üremene gerek yok Miray.” Seneye inşallah ne şirkete uğrar ne de toplantılara katılır. Miray bana bakıp gözlerini kıstı.
“Ben seni dinlemeye katlanamıyorum Çetin abi.” Bunu sadece ben duymuştum. Gülümsedim ve omzumu silktim.
“Bu his karşılıklı.” Yasemin teyze ve annem masadan kalkarken,
“Haydi Beyler.” Deyince hepimiz kalktık. Yılmaz amca salonun yanındaki kapıyı açtı. Çalışma odası hepimizin evindeki en ciddi köşeydi. Büyük bir masa ve üzerinde plan ruloları, çizimler, birkaç laptop ve dosyalar vardı. Duvarlarda eski projelerin çerçevenmiş planları asılıydı. Yılmaz amca masanın başına geçti. Ben karşısına oturdum. Giray yanımıza sandalye çekti. Babam da pencere kenarındaki koltuğa yerleşti. Bir an oda sessizleşti ve telefonum titredi.
Selene: Çok azdım.
Bir telefona bir de diğerlerine baktım. Nefesim sıkıştı.
Bölüm sonu.
Çılgın günler bekliyor bizi. Ortalık karışacak vaziyet alın. akjdakkadlak
Yorumlarınızla kalbimi çeliyorsunuz unutmayın. Yorum bekliyorum hepinizden. Ayrıca beğenileriniz ve takibinize de talibim. laskjasdja