Bölüm 6

1210 Kelimeler
Miray Pervasızca hareket etmek çok güzeldi. Tanımadığım bir adam açıksaçık resimler göndermek, ondan da karşılık almak, edepsiz laflar ederken kendini tatmin etmek. Hayatım boyunca hep planlı yaşamıştım. Görüşeceğim insanlar, okuyacağım okullar, alacağım piyano dersinden tut da yapacağım spora kadar annem karar vermişti. Bir hanımefendi gibi yetiştirmişti beni. Ama ben hanımefendi olmak istemiyordum. Ağzı bozuk bir orospu olmak istiyordum. Annemin kriterlerine göre yaşamaktan bıkmıştım. Hayatımda ona karşı gelecek takatim yoktu ama bu uygulamayla ona karşı içsel bir direniş yaşayabilirdim. O bilmek zorunda değildi ama kızı tanımadığı bir adamın bedenini hayal ederek kendini parmaklıyordu. “Dışarı çıkalım, sıkıldım,” dedi Sibel telefonun diğer ucundan. Asena da vardı hatta. “Valla ben Joy’daki şu çocukla çok derin muhabbetler içindeyim.” “Ne kadar derin,” dedi Sibel cıvıtarak. Boş hayaller kuruyordu. “Osmanlı padişahlarını sıralıyoruz en iyiden en kötüyor. Ben en iyi Fatih diyorum o Kanuni diyor. Hiç de sevmem o adamı.” Sanki bizim okuldan öğrenciydi Kanuni. “Biz de derin muhabbetler ettik benim Zeus’la,” dedim sırıtarak. “Bana nude attı.” “Oha!” dedi Sibel sevinçli bir dehşetle. “Yuh amına!” dedi Asena kınayarak. “Daha dün tanıştınız. Sapık.” “Ben istedim.” dedim kınamalarını baştan keresek. “Sen de attın mı?” diye sordu Sibel kaynaşık. Herhalde yani. “Onun kadar açık değildi, sütyenim falan üstümdeydi.” Bir tanesinde de elim taytımın içindeydi ama tayt vardı sonuçta üzerimde. “Telefon seksi mi yaptınız?” diye sordu Sibel. “Azgın.” “Ne var ya? Bayadır sevgilim olmuyordu. Jacob Elordiye azmaktan bıktım tamam mı?” Üstelik Zeus’un üst bedeni daha güzeldi. Aleti nasıldı acaba. İlerde onun da resmini istiycem. “Dışarı çıkalım.” diye yeniledi Sibel. Gezentiydi bu kız. “Tamam. Taksime inelim. Biraz dans eder döneriz.” “Üf iyi be. Zaten sıktı şunun muhabbeti de.” Asena sevmediği bir şey olduğu anda o şeyi ghostlardı. Konuşulan konular hoşuna gitmediğinde bir anda muhabbeti keserdi. “Bir saate buluşuyoruz o zaman,” dedim ve telefonu kapattım. Önce saçlarıma maşa yaptım, tepemde topladım. Kahkül bıraktım yüzüme. Siyah kolsuz kalın kumaşlı bir büstiyer ve yine kalın deri tayt giydim. Üzerime uzun deri ceketimi aldım. Arabayla gidecektim nasılsa üşümezdim. Odamdan çıkıp da alt kata indiğimde ev sessizdi. “Ben çıkıyorum!” diye seslendim ve annem cevap veremeden tüydüm. Topuklu botlarım tıkırdaya tıkırdaya yürüdüm arabama. Annem yalının penceresinden uzattı başını. “Nereye gece gece?” diye bağırdı. Göz devirmek istemiyordum ama elimde değil. “Gecelere akacağım! Sende dene arada.” Arabama bindim ve kontağı çevirdim. Taksimde genelde takıldığımız bir disko vardı. Arabayı bırakıp kapıya vardığımda kızlar da geldi. “İçimde bir oynaklık var,” dedi Sibel. “Her zaman ki halin hayatım. Yeni bir şey değil ki,” dedi Asena tatlı tatlı. Sibel ona ağzını yamulttu. İçeri girdik ve bara gitttik. Birer tekila söyledik ilk iş. Gevşemek için ideal. Piste attık sonra kendimizi. Şarkının etkisiyle kendimizi kaybettik sanki. Yine de birbirimizden başka birine yönelmedik. Yönelen yöneldiğine yöneldiğini söylesin. Ter içinde bara döndüğümüzde belki bir saattir pistte tepiniyorduk. Birer bira söyleyip oturduk. “Hanımlara ikramımız olsun,” dedi yanımıza gelen bir adam. Kim bilmiyorum ama enerjisi hiç tutmadı. “Gerek yok, biz kendimiz alırız,” dedi Asena kabaca. Kulağında mehter marşı çalmaya başlamıştı eminim. “Tanımadığımız adamlardan içki alacak değiliz,” dedim soğuk bir sesle. Sırnaşmış kalmıştı denyolar. İstemiyorsak istemiyoruzdur. “Tanışırız bayan,” dedi laubali bir tavırla. Madem baymamı istiyordu, bayardım o zaman. Pozisyon aldım ve yumruğumu geçirdim elmacık kemiği üzerine. Başı yana düştü. Gülerek doğrulacaktı ki ikinci yumruğu geçirdim. Elmacık kemiği zedelendi. Bacak arasına kalın topuklu botumla bir tekme geçirdim. İnleye inleye yere devrildi. Derken ortalık karıştı. Arkadaşları olaya dahil oldu. Biz üç kadındık başta. Sonra çevredeki kadınlar gelmeye başladı dövmeye. Isıran, sacını çeken, çantasıyla vuran bir sürü kadın. Tekmeler, tokatlar havada uçuştu. Birlik ve beraberliğe muhtaç olduğumuz şu günlerde umut vaat eden bir gündü. Saçım başım perişan çıktık bardan. Güvenlik bizi de çıkartmıştı. Hem sataşan onlar hem kovulan biz. “Bir daha da buraya gelmem!” diye bağırdım kapıya doğru. Salaklar. “Sanki çok matah bir yer.” dedi Asena da sinirle. “Hemen yumruk atmak zorunda mıydın?” dedi Sibel. Dudağı patlamıştı. Biz de arada kaynamıştık. Elmacık kemiğim acıyordu. Saçlarım darmadağın olmuştu. “Kulağım acıyor,” dedi Asena. Kulağına yumruk yemiş. “Miray,” dedi tanıdığım bir ses. Biz hala çıktığımız diskonun kapı önünde oturuyorduk. Rezilliğimiz hat safhadaydı doğrusu. Abim ve yanında babamların ortağının oğlu Çetin abi. “Ne bu haliniz kız?” Utanç içindeydim. “Kavga çıktı.” dedim mağdura oynayarak. “Miray kavga çıkardı,” dedi Sibel hemen. “Kızım senin derdin ne? Tacizci sapıklar gitmeyecekti işte. İlla götümüz mü ellenmeli tepki vermeden önce.” Elim bellimde döndüm Sibel’e. “Ben onu mu diyorum salak şey? Kavga edesin var senin bu akşam.” “Kızlar,” diye araya girdi abim. “Karışma be!” diye çemkirdi Sibel. “Hanımlar,” dedi Çetin. Kibar adam ama fazla kibar. Nanoş tipi var. Gay mi acaba? Belki de abimle birlikteler. Gizliyorlar. Abim kızlarla da oluyor ama bu erkeklerle olmasına engel değil. Biseksüeller de vardır. “Bayan de de seni de bayayım!” dedim çemkirerek. Görümcelik yapasım var. “Pardon,” dedi Çetin yenge anlamayarak. “Pardonlar çıkalı eşşekler çoğaldı!” dedim tam bir maganda gibi. “Miray,” dedi abim dozum kaçmış olacak. “Gerçekten ayarın bozulmuş akşam akşam.” “Miray haksız değil,” dedi Asena imdadıma koşarak. “O lavuklar hak etti. İstemiyorum dememize rağmen sarkıntılık etmeye devam ettiler.” “Ne ayıp,” dedi Çetin yenge kınayarak. Umarım lavuklardan bahsediyordur. “Tamam o lavuklar hak etti de bizim suçumuz ne? Şurada iki kadeh atmaya çıktık kankamla.” Cinsel kimliğini gizlemene gerek yok abiciğim, ben saygı duyarım. “Bizim Nihat gaymiş,” dedim durduk yere. Yol üstünde de kalmıştık böyle. “Ne alaka şimdi?” dedi abim ama verdiğim info dikkatini çekmişti. “Selamet abinin oğlu Nihat mi?” Uzaktan akrabamızdı. “Evet.” “Yani adam sanırdım madam çıktı,” dedi abim son derece kaba bir tavırla. “Niye öyle diyorsun abi. Saygı duymak lazım. Ne mutlu ki cinsel kimliğini keşfetmiş. Ne mutlu ki baskılara aldırmadan özgürce yaşıyor,” dedim pollyannacılığım üzerimde. “Miray haklı Giray,” dedi Çetin yengem. “İnsanların kişisel tercihlerini yargılamamak gerek.” Mesela senin değil mi? Bizden de ne iyi gelin görümce olurdu. “Nereden çıktı şimdi bu konu?” “Ben sonra size anlatırım,” dedim kızlara kaş göz yaparak. Kimse bir şey anlamamıştı ama ben her şeyi anlamıştım. “Biz gidelim, siz de rahat rahat takılın.” Benden iyi görümce mi var şu dünyada? Başkası olsa aralarına girer yatar. Ben onlara alan açıyorum. “Saygı duyuyorum.” “Neye?” “Beraber içmemize mi?” Sırıttım. Kızların kolundan tutup çekiştirdim. Arabalara doğru yürümeye başladık. Abimle sevgilisi hala ardımızdan bakıyordu. “Abim Çetin’le birlikte bence,” dedim fısır fısır. Yürürken baş başa vermiş, kol kola girmiştik. “Oha!” dedi Sibel. “Bacılarımızı erkolara kaptırıyoruz tamam da, şu iki çıtırı niye kaptırdık ya!” Ben de bilmiyorum valla. Gönül bu ota da konuyordu abime de. Neyse ki ben kavrayışı yüksek bir insanım da hemen çaktım davayı. Bölüm Sonu. Selam! Nabersiniz? Biraz bommer kalıyorum sanırım asşldasşkdşas Siz de bommer kalmak istemiyorsanız parmaklar likeye. Commentlerinizi ve followlarınızı bekliyorum. Buraya kadar gelmişsiniz, belli ki beğenmişsiniz, arkadaşlarınıza da önerin de ışığımız parlasın. Love U
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE