Bölüm 5

1504 Kelimeler
Çetin'ciğimden uzuuun bir bölümle geldim. Ruh öküzüm yazmalara doyamamış aşdkasldkasd Likelamayı, comentlerde düşüncelerinizi bildirmeyi ve hesabımı followlamayı unutmayığn. Seviliyorsunuz! Keyifli okumalar _________________________ Çetin Akşam sekiz civarıydı. Gün sonunda ofis sessizleşmeye başlamıştı ama benim masamda hala üç dosya açık duruyordu. Pınar çıkmak için benim şirketten ayrılmamı bekliyordu. Böyle bir kuralımız vardı. Ben çıkmadan ya da ben git demeden ofisten ayrılamazdı. Katların yarısı çoktu. Kameradan herkese bakmıştım. Yerimden kalkarak camın önünde durup şehre baktım. İstanbul geceye hazırlanıyordu. Evine dönemeye çalışanlar, gece akmaya hazırlananlar ya da benim gibi hala çalışanlar. Masama döndüm. Bilgisayarı kapatmadan önce son mailleri kontrol ettim. Her şey kontrolüm altındaydı. Bunun verdiği bir hazla koltuğumda geriye yaslandım. Yüzüm gülüyordu. Tam bu anda telefonum titredi. Joyfriends… Selene. Gün boyu uygulamayı hiç açmamış olmamın yanı sıra aklıma bile gelmemişti. Keyifli bir akşam geçirirken tebessüm ederek ekranı açtım. Selene: Üzerinde ne var? Bir saniye ekrana baktım ve kahkahayı bastım. Telefonu tekrar masaya koyarak ellerimi başımın arkasında birleştirerek sandalyede kaykıldım. Ne yapmalıydım? Bir süre düşündükten sonra tekrar masaya eğildim. Zeus: Takım elbise. Mesajı gönderir göndermez hemen cevap geldi. Selene: Tabii ki. Gülümsedim. Zeus: Tabii ki mi? Selene: Bilmiyorum ama sana yakışır gibi hissediyorum. Kadın beni hiç görmemişti ama tahmini kesinlikle doğruydu. Zeus: Peki sen? Mesajı yazıyor ve siliyordu. Üç nokta gidip gidip geliyordu. Selene: Tayt, büstiyer ve üzerimde de fermuarlı bir şey. Zeus: Evde misin? Selene: Hayır. Odamdayım. Zeus: Evde değil misin? İş yerinde misin? Selene: Teknik olarak evdeyim ama odamdayım. Ev sayılmaz. Zeus: Kaç yaşındasın sen? Ailenle mi yaşıyorsun hala ya da evli misin? Selene: Seninle aynı yaşlardayım ama aile yapım tek kalmama müsaade etmiyor Zeusum. Ev annemin hüküm sürdüğü yer ama odamda bağımsız bir devletim. Kahkaha attım. Kapım açıktı. Pınar sesimi duyup başını telefonundan kaldırmıştı. Cam duvarlardan Pınar ile göz göze gelince hemen yüzümü topladım ama duymuş ve görmüştü bile beni. tebessüm ederken boğazımı temizledim tekrar telefonuma odaklandım. Zeus: Diplomatik krizler var yani. Selene: Sürekli. Birleşmiş milletler gelse çözemez canım. Telefonu masaya bırakıp ceketimi aldım. Ofistn çıkmam gerekiyordu. Ali ve Pınar beni bekliyordu. Kaşe paltomu giyinerek evrak çantamı aldım. Asansöre doğru yürürken telefonum tekrar titredi. Selene: Peki sen? Gerçekten hala takım elbise mi giyiyorsun? Asansör kapısı açıldı. Pınarla kabine girdik. Yan yan bakıyordu. Zeus: Evet. Selene: Saat sekizde? Zeus: Saat sekizde de şirketler batabiliyor. Selene: Sen gerçekten bir işkoliksin. Zeus: Muhtemelen. Selene: Tamam sana açık olacağım. Zeus: Ol bakalım. Açık olduğun şeylerin çok az olduğunu hissediyorum nedense. Benim aksime… Asansör lobide durdu ve kapı açıldı. Ali bizi hemen görmüş ve arabanın kapısını açmıştı. “Pınar bizle gel.” Dedim ve Ali’ye döndüm. “Beni bıraktıktan sonra Pınar’ı evine bırakırsın Ali.” “Büyük bir zevkle.” Arabaya binerken mesajı açmıştım. “Zevzeklik yapma istersen.” Dedim ama Pınar’ın hoşuna gitmişti. Üç yıldır sevgiliydiler. Pınar öne oturdu. Selene: Son zamanlarda yaptığım en saçma şeylerden biri burada profil açmak ama birazdan söyleyeceğim şey daha saçma olabilir. Zeus: Benimde aynı şekilde. Hadi söyle. Ben henüz pişman olmadım. Selene: Uzun zamandır biriyle beraber olmadım ve çok azgınım. Mesajı okuyunca yerimde kıpırdandım. Sadece tek bir mesajla içimde hoş duygular kabartmıştı. Yazmaya devam ettiği için cevap vermedim. Selene: Tanımadığım birisin ve seninle telefon seksi yapma düşüncesi daha da azdırıyor. Derin bir nefes alarak kravatımı gevşettim. Sıcak basmıştı. Camımı hafif araladım. Ali ile göz göz geldik. İkisi de bendeki garipliği ucundan sezmişti. Selene: Cevap vermiyorsun. Tam yazacakken ekranıma bir fotoğraf düştü. Tarif ettiği kıyafetler vardı ama büstiyeri ve kaslı karnı gözüküyordu sadece. Nefesim kesildi. Zeus: On dakikaya yazayım mı sana? Selene: Beni böyle ateşli bırakacaksın yani. Şöyle bir etrafa bakındım. Durumu değerlendirdim. Ya şu an onunla konuşacak kalkık sikimi patlar pozisyonuna getirecektim ya da arabayı kenara çektirip herkesi araçtan indirecek ve ben de bir peçeteye boşalacaktım. Neyim ben on iki yaşında bıyıkları yeni terlemiş bir velet mi? Zeus: Arabadayım. Eve geçince yazacağım. Sen ateşinle harlanmaya devam et. Mesajı gönderdim ve ben de tıpkı onun gibi çenemden aşağısını çekerek gönderdim. Sağımda kolum kapının kulpuna dayalıydı. Arabada olduğum net anlaşılıyordu. Selene: Bekliyorum ama çabuk ol. Soğuk terler boşaltmaya başlamıştım. Ali arabayı durdurur durdurmaz onun kapıyı açmasını beklemeden arabadan indim. O da indi arkamdan seslendi. “Kaçta geleyim yarın?” “Haberleşiriz telefonunun sesi açık olsun.” “Tamam. İyi misiniz?” sadece elimi kaldırdım. Koşar adımlarla evime çıktım. Ve uygulamayı açtım… Birbirimize mahrem sayılacak fotoğraflar gönderdik… Hayatımda ilk defa yaptığım bir şeydi ve fena patladım. Bundaki sebep ortamın garipliği ve gizliliği miydi yoksa uzun zamandır bir kadınla seks yapmamış olmam mıydı bilmiyorum ama çok iyi gelmişti. İkimizde boşaldıktan sonra bir şey yazmadık. Duşa girerek üzerimi giyindim. Telefonum çalmaya başladı. Bir an irkildim. Sanki Selene numaramı bulmuş gibi hissettim. Yatağın üzerindeki telefonumu aldım. Arayan Giray’dı. “Kardeşim.” Dedim. “Bugün göremedim seni. Ne yaptın eve geçtin mi?” Mutfağa doğru ilerledim. “Az önce geldim. Senin nasıl geçti görüşmen. Her şey hesapladığımız gibi değil mi?” “Hiçbir sorun yok. Belediye onayladı. Haftaya randevu oluşturacağız ve imzalar atılacak.” “Süper.” “Canım çok sıkılıyor Çetin. Beraber bir dışarı çıksak olmaz mı? İki tek atar döneriz.” Saatime baktım. Neredeyse dokuz olmuştu. “Hayır deme. Bu bir emirdir.” Güldüm. “Tamam. Ali’yi gönderdim. Pınar ile birlikte olabilir. Sen gel al beni.” “Yarım saate sendeyim.” Tekrar yeni bir takım giyindim. Başka bir kıyafet giyemediğimi söylerken aşırı ciddiydim. Ben evden çıkınca evi temizlemeye gelen bir ekip oluyordu. Çamaşırlarımı, ütümü ve beslenme koçumun verdiği yemek listesine göre yemeklerimi yapıyorlardı. Hazır olunca aşağıya indim. Zamanlamam mükemmeldi. Kapının önüne siyah bir jeep wrangler fren sesiyle durdu. Arabanın kapısı açıldı. Direksiyondan Giray indi. Üzerinde kot, siyah tişört ve deri bir ceket vardı. Saçları dağınık, yüzünde o klasik yavşak sırıtışı… Beni görünce iki saniye durdu sonra yukarıdan aşağıya süzdü başını yana eğdi. “Cenazeye gitmeyeceğiz.” “Sen ne ara üzerini değiştirdin?” “Görüşmeden çıkar çıkmaz. Arabada.” Dedi ve kahkaha attı. “Beni her takımla gördüğünde zorbalamayı ne zaman bırakacaksın? Bu benim iş kıyafetim.” Arabaya bindik. “Bu saate mi gözünü sevdiğimin Çetini.” “İş benim için yirmi dört saat. Piyasalar hareketli.” “Abi sen var ya.” dedi ve başını salladı. “Benim tanıdığım en pahalı muhasebecisin.” Kaşımı kaldırdım ama gülmemek için zor duruyordum. “Ben muhasebeci değilim.” “Doğru kardeşim sen üst düzey CEO sun. Çok çok üst.” “Bak inerim.” Evim Ulus’taydı. Taksime doğru dönmüştük. Dün de buradaydım… Neyse Giray’ın canı böyle istedi demek. Annemler ve Giray’ın ailesi de benim eve çok yakındı ama onların müstakildi. “Bugün neden içiyoruz?” delirdi mi bu? “Planı sen yaptın farkında mısın?” dudaklarını büzdü. “Doğru ama sen kabul etmezdin. Saat geç bana gel derdin. Bende nevaleyi alır sana gelirdim. Ama sen kabul ettin. Dolayısıyla planı sen yapmış oldun.” “Hasta mısın Giray?” “Bu teklifi kabul ettiysen genelde iki sebep olur.” “Dinliyorum.” Dedim telefonuma bakarak. Selene bir daha yazmamıştı. Parmağını kaldırdı. “Birrrr. İş batmıştır.” “Batmadı.” İkinci parmağını kaldırdı. “İkiiii. Kadın vardır.” Camdan dışarı baktım. “Yok.” Giray iki saniye sessiz kaldı. Sonra başını bana çevirdi. “Dur…” Gözlerini kıstı. “Var.” “Yok.” “Var.” “Yok.” “Kesin var.” “Giray…” “Ne?” “Yok diyorum.” Sırıttı pezevenk. Tek elle direksiyonu çevirirken konuşmaya devam etti. “Telefonunu ver.” “Niye?” “Kontrol edeceğim.” “Vermem.” “Demek ki var.” “Bu mantıkla herkes suçlu olur Giray. Neden üsteliyorsun?” Başımı koltuğa yasladım. Umarım saçımın arkası bozulmaz. “Ben seni tanırım.” İşin kötüsü fıtratımı ve genel olarak neye nasıl tepki vereceğimi bilirdi. Doğru diyor. Giray’a neden yalan söyleyeyim ki dedim ve konuştum. “Bir uygulama indirdim.” Araba yavaşladı. “Ne?” “Abartma Giray. Arkadaşlık uygulaması. Dün bizimkiler ısrar etti. Girdim öyle ama bir şey yok. Kimseye bir şey deme, onu geçtim dalga geçeyim hiç deme.” Adam hala inanamıyordu. Ben de olsam ben de inanmazdım. Ben hala inanamıyorum ki! “LANNN!!!” “Yola bak.” “Çetinnn.” Allah’ım neden söyledim ki şimdi. Kırk sekiz saat susmayacaktı. “Abi sen var ya…” “Ağzımı bozduracaksın bana.” “Bu ekonomi için çok tehlikeli bir gelişme” “Neden?” Bu pezevenkle baş edebilir miydim ki? Tam ortam çocuğuydu Giray. Gerçi işini doğru ve düzgün ve disiplinli yapardı. “Çünkü Türkiye’nin ciddi Ceolarından Çetin Arman Tinder da takılıyor.” “Tinder değil. Joyfriends.” Bir süre durdu sonra kahkahayı bastı. “Lan bu elit f**k sitesi.” Yok öyle değil dedim. O da öyle dedi. Değil dedim öyle dedi. İçine sıçtık akşamın. Biliyormuş bu siteyi ama kendisi kullanmamış güya. O direkt analog çalışıyormuş. Bu kadar dalga geçmesinin üzerine mekana gelip içkilerimizi alınca biriyle eşleştiğimi söyledim. Dalga geçmesi kötüydü tabi ama bana keyif vermişti. Adını sordu. Selene deyince sen de Zeus musun dedi şerefsiz. Sessiz kalınca ağzı beş karış açıldı. Alkolün de etkisiyle ve az önce yaşadığım cinsel tecrübeyle bende gülüyordum artık. Giray yine de bunun çok güzel olduğunu söyledi. Kontrol takıntımı bozacak gibi duruyormuş. Cevap vermedim ama evet haklı olabilirdi. İlk kez kontrolü elimde tutmuyordum.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE