Selam! Miroloyloyumdan bir bölümle geldim. Miray bölümlerini ben yazıyorum Çetin bölümlerini ruh öküzüm. biz yazarken çok eğleniyoruz, umarım siz de okurken eğlenirsiniz. Comentlerinizi bekliyorum düşüncelerinizi yazınnnn! Buraya kadar gelip de hala followlamadıysanız parmaklar hareketlensin. İg'dan takip ederek bildirimde kalabilirsiniz. Bölüm beklerken de diğer hikayelerime bakabilirsiniz. Akıl ve Tutku & Bedenlerin Hormonisi & Eflal aktif yayınlanıyor. Eflal'i yine ruh öküzümle yazıyoruz.
keyifli okumalar
__________________
Miray
Eve gelmiştim malesef. Malesef diyorum çünkü bizim evden pek hoşlanmıyorum. Evde sevdiğim tek kişi abim Giray Şimşekçakan. Onunla evde survive veriyoruz. Annem Yasemin, nam-ı diğer Yasmin, ev hanımı. Dernekten derneğe koşan, son derece bakımlı, evde cigaratte pantolon ve stiletto giyen bir kadın. Ben şortla geziyorum diye kaç kere kınadı beni. Neymiş efendim hanımefendiler güzelliğinden ödün vermezmiş. Sadece bana böyle değil he! Giray abime de evde takımla gezmesini salık veriyor sürekli.
Şimşekçakanların evinin direği babam Yılmaz tam bir işkoliktir. Mimarlık şirketinden eve girmez. Evde annem dışında herkes mimar zaten. Babam ona “Sen de evliliğimizin mimarısın hanım,” der dalga geçer hep. Annem babamın seksreteriymiş zamanında.
Eve geldiğim gibi odama tüydüm. Annem akşam yemeğinde onu yalnız bıraktığımdan dert yanacaktı. Babam saat onlara kadar çalışır, abimde akşam mesaisi bittiği gibi İstanbul gecelerine akardı. Anneme de gördüğü herkese sitem etmek kalırdı, onu yalnız bıraktığımızdan yakınırdı. Şansına küs Yaso.
“Sen de kendine arkadaşlar, hobiler edin anne,” demiştim bir keresinde. Bizimle uğraşmayı bırakırdı böylelikle.
“Sen bana hayatsız mı demek istiyorsun?” demişti alıngan. Zaten işine gelmeyen her şeye alınır trip atar ve bizi manipüle ederdi.
“Hayıııır,” eveeet. “Olur mu hiç anneciğim. Sadece evde sıkılıyorsun ya ondan diyorum. Tenise falan başla mesela yeniden.”
“Ay olmaz bacaklarım selülitlendi.” Mini eteğiyle kortların tozunu attıramayacağındandı endişesi.
“Sen de bacaklarının arkasına f**k you döğmesi yaptır. Ona bakan selüliti görmez.” Dikkat dağıtmaksa mesele, bence çok mantıklıydı.
Bütün çabalarıma rağmen annem kendine bir hobi edinmemiş beni darlamayı tercih etmişti. Onun hobisi abimle bendik. Stres topu gibi yoğurur, alır yere vurur, şekillendirir ve bazen de babamın kafasına atardı bizi. Babamsa çıkarlarını bozmadığı sürece anneme hak verir, bozduğunda ise masaya yumruğunu vuran sert baba olurdu.
İşte böyle. Çok bunalıyorum bu baskıcılıklarından. Her şeyime karıştığı yetmezmiş gibi beni sürekli sosyetenin tanıdık boylarıyla tanıştırmaya çalışıyor. Ben bilmiyorum sanki onları. Playgirlüz bugüne bugün.
Odama girer girmez eşyalarımı bir kenara, kıyafetlerimi bir kenara bıraktım. Odamın kapısı duvarın soluna dayalı, köşede. Kapının olduğu duvarda, diğer köşeye yatağım yaslı duvar dibine. İkisinin arasında bir panel var, iplerle kendim yaptım, bu güne kadar seviştiğim bütün adamlarla fotoğraflarım asılı. Henüz liste çok kabarık değil ama olsun. Yatağımın ayak ucunda u şeklinde dizilmiş üç sandık var, duvar ve yatak arasındaki boşluğu dolduruyor. Üzerlerine siyah beyaz çizgili minderler attım, oturuyorum oje falan sürerken. Karşı duvarda kapaklı gardrobum var U şeklindeki sandıkların hemen yanından başlayıp girişin karşısında da banyomun kapısının yanında bitiyor. Banyo ve giriş kapılarımın arasındaki boşlukta ise çalışma masam, kitaplıklarım ve duvarlar dolusu ders notlarım var. Mimarlık fakültesi eşyalarım, cetvel takımlarım, rulo halinde A0, A1 boy kağıtlar, çizim matlarım, iki üç falçata, maket falan yaparken kullandığım ıvırzıvırların dolu olduğu organizerler, yapıştırıcılar ve sprey boyalardan oluşan bir sürü eşya.
Kenefe girip duş aldıktan sonra bornozumla yatağa atıyorum kendimi. Telefonumu elime alıyorum. Joyfriend’de bir eşleşme var.
Oha! Taş mısın kaya mısın mübarek. Hemen ss alıp bizim kızlara yolladım. Hayatımda hiç bilmediğim kas öbekleri vardı Zeus'un karnında.
@Miray: Ben adayımı buldum. Zeus’la sekse doyacağım.
Sonra da Zeus’a yazdım.
Selene: Gece 02.00 uygulamaya giren biri ya çok yalnızdır ya da çok meşgul.
Havalı olucam diye cringe olmam umarım. Temennim ve dileklerim bu yönde. 777
Zeus: İkisi de olabilir.
Gizemli. Hım. Zaten o profil fotoğrafından sonra gizemli olmasa şaşarım. Bütün kriterlerime tik atılıyor kafamda. Dur bakim ne işle uğraşıyor. Yöneticiymiş. Apartman yöneticisi değildir inşallah.
Selene: Henüz karar vermediysen ben yardımcı olayım. Gece iki buçukta uygulamada olan insanlar genelde işkolik oluyor.
Zeus: Profilimde yazıyor zaten.
Geri zekalı. Gördük herhalde profilini. Kaslarına bakmaktan işine pek bakamadım ama olsun.
Selene: Yönetici çok geniş bir tanım. Apartman yöneticisi de olabilir, şirket yöneticisi de.
Zeus: Yani… Ne kadar büyük bir apartman olduğuna bağlı. Şu an oturduğum rezidansın olabilirim. Peki sen gerçekten mimar mısın?
Selene: Evet. İnsanların yaşadığı yerleri tasarlıyorum.
Zeus: Zor iş.
Selene: İnsanları memnun etmek zor.
Zeus: Ben de mimarları yönetiyorum.
At yalanı sikeyim inananı.
Selene: Atıyorsun şu an.
Zeus: Belki. Şirket yönetmek de aynı aslında. İnsanları mutlu etmeye çalışıyorsun ama çoğu zaman sadece sorun çözüyorsun.
Selene: Tamam inanmak üzereyim. Peki sana bir sorum var.
Zeus: Dinliyorum.
Selene: Gerçek adın ne?
Zeus: Gerçek adımı belki hiç öğrenemeyeceksin Selene…
Belki bir saat böyle havadan sudan yazıştık. Adını bile bilmediğim bir adamla bu kadar yüzeysel bir muhabbet yapmak o kadar iyi gelmişti ki. Sorumluluk yoktu, sıkıntı yoktu. Nihayet gecenin bir yarısı konuşmaya son verdiğimizde yüzümde rahatlamanın getirdiği bir gülümseme asılı kalmıştı. Hoşlanmıştım Zeus’tan. Zeus'un getirdiği sorumsuzluk hissinden. Çevremde böyle boş muhabbet yapabileceğim, apansızın konuyu sekse bağlayabileceğim ve kendimi tatmin ederken konuşabileceğim kimse yoktu. Adım çıkardı. Bu ad çıkma olayının sosyo-kültürel konum fark etmeksizin herkese çakması çok sıkıcı.
Güneş Tanrıçası Selene’nin sevgilisinin aslında Endymion’muş. Ama bir dönem Zeusla da fakışmışlar. f**k’tan bahsediyorum, fakışmak deyince anlayın. Zeus’un da çakmadığı yok yani.
Sabah öğlene doğru uyandım. Sabah dersim yoktu. İlk iş telefonuma baktım. Uygulamaya girdim. Zeus’tan mesaj yoktu. Bol karbonhidratlı bir kahvaltı hazırlattım kendime. Yumurta, salam, ekmek, reçel, çay. Bridgerton’ların dördüncü sezonunun ikinci partı gelmişti onu açtım.
Annem tepeme binene kadar yayıla yayıla kahvaltı etmeyi düşünüyordum.
“Ooo hanımefendi kalkabilmiş nihayet,” diyerek bitti tepemde. Üzerinde spor kıyafetleri vardı, Ebru Şallı’yla pilates yapıyor sanırım yine.
“Güno mami,” dedim saf saf. Neşem yerindeydi. Ekmeğime biraz daha çilek reçeli sürdüm. Şu dünyada en güzel şey çilek reçeli.
“Iy! Hem ekmek hem şeker, kendini öldürmeye mi çalışıyorsun? Yeter, yemişsindir. Kalk da kulübe gidelim. Nermin teyzenler de gelecek.” Nermin teyze babamların iş orağının eşiydi. İnanır mısınız o da mimar?
“Benim dersim var,” dedim savuşturur gibi.
“Dersin varsa kalk hazırlan,” dedi bu defa da. Elinde yeşil bir içecek vardı. Sırf tatlansın diye içine likör koymadıysa ben de Miray değilim.
“Anne beni bir sal! Bunaltma insanı ya! Şurada bir kahvaltı edeceğim ağız tadıyla. Dikildin tepeme!”
Küstü gitti bana. Çok da umurumdaydı. Tamam umurumdaydı ama şimdi barışmaya gidersem beni kulübe götürürdü. Hiç canım istemiyor o sosyete kokonalarının birbiriyle yarışını izlemeyi.
Dizinin de tadı kaçmıştı. Kalkıp hazırlandım; bir tayt, büstiyer ve üzerime fermuarlı sweet aldım. Diğer eşyalarımı alıp çıktım evden. Kulağıma kulaklığımı takıp biraz yürüyüş yapardım kampüste.
Arabamı park edip indiğimde dersimin başlamasına daha bir saat vardı. Kızları aradım. Asena açtı, Sibel meşgule attı.
“Alo, okuldayım ben, geldin mi?”
“Daha bir saat var derse, erkencisin.” dedi Asena esneyerek. Yeni uyanıyordu.
“Gece feneri nerede söndürdün hayırdır? Öğlen oldu.”
“Dün uygulamada bir çocukla tanıştım,” dedi hevesli hevesli. “Sabaha kadar tanıdığımız Türk yazarlardan, Garip akımından falan bahsettik.” Çok sıkıcı.
“Ben de tanıştım biriyle. Zeus. Adının hakkını verip veremeyeceğini değerlendiriyorum henüz.” Eğer potansiyel varsa buluşurduk.
“İddiayı unutma, bir ay var. Aşık olma, aşık et.” dedi Asena ciddiyetle. Aşık edecektim zaten. Daha yeni tanııştık nasıl aşık olabiliriz ki hemen?
Akşam sekize kadar dersler bitmek bilmedi. İyi ki yatmışım öğlene kadar, bugün kafam biraz daha dinçti. Ders çalışmaya oturmak istemedi canım. Yemeğimi alıp odama geldim, masada yedim. Sonra kulaklığımı takıp sevdiğim müzik listesine girdim. Sonra parmaklarım istemsizce Joyfriends’e gitti.
@Miray: Üzerinde ne var?