2.BÖLÜM:YAŞAYAN ÖLÜ

816 Kelimeler
2.BÖLÜM:YAŞAYAN ÖLÜ DAVUT SEYRAN Zeybeklinin önde gelen ailelerinden Mustafa Seyran'ın ilk çocuğu ve varisiydim. Her ne kadar özenilicek bir şey gibi dursada, benim için öyle değildi. Ben genç yaşta bu kadar büyük bir sorumluluk almak istemiyordum.Ağa olmaya hiç heveslenmedim. Gel görki,aşiretimde bir kıza iftira attılar.En katlanamadığım şey,mazluma uzanan eller. Babam, eğer ağa olursam ancak, bunlara dur demeye hakkım olabileceğini söyledi. Ancak bunun içinde evlenmemi şart koştu.Ben 27 yaşındaydım.Beni, henüz 23 yaşında olan, helal süt emmiş dedikleri bir kız ile evlendirdiler. Adı Serpil'di. Sakin,sessiz bir şeydi. Ne o ne ben bu evlilikten sevgi beklentisine girmesekte,saygı duyduk birbirimize. Ben ağalık işleri,şirket arasında mekik dokurken ihmal ettim onu. Annem iyi insandır ama yönetmeyi sever.Serpil'de sessiz olunca, kızı robot gibi kullandı.Şefkatinden çok disiplinini hissettirince,bende ilgilenemeyince, iyice içine kapandı. Meğer hastaymış.Ağa olduğumdan, gerek ailem ve aşiret soyumun devamını beklediklerinden, kusurlu demesinler diye ses etmemiş. Sonra hamile olduğunu öğrendim. Doğrusu çok sevindim.Baba olacaktım.Ama ilerleyen aylarda Serpil daha kötüledi.Halbuki hamilelik haberini aldığımda işleri de düzene koyduğumdan, artık onunla daha çok ilgileniyordum. Ama geç kalmıştık. Son kontrolde bende gitmiştim.Ve doktor eğer bebeği doğurursa, hayati riski var demişti. Başımdan aşağı kaynar sular döküldü.Serpil bunu başından beri biliyormuş ama söylememiş. Sorduğumdada 'Neden' diye,'kalbinin atışını duydum.nasıl kıyabilirdim' demişti.Ve böyle 38 haftayı anca doldurabildi. Bedeni çok güçsüzdü ama o tam bir savaşçı gibi, son kalan gücüyle oğlumuzu dünyaya getirdi. Ardından da ruhunu teslim etti. Umarım bana hakkını helal etmiştir.Çünkü ben kendimi affedemiyordum.Keşke ailemi dinlemeyip, evlenmekte acele etmeseydim en azından şimdi Serpil yaşıyor olurdu.Ya da iş ve aşiret derken onu ihmal etmeseydim.Belki bana söyler, çekinmezdi.geç kalmıştım. Serpil'in bu vedası bana bir şeyi öğretti.Artık hiç bir şeye geç kalmayacağıma kendime ve oğluma söz verdim. ......................... Serpil'i defnettikten sonra, hastaneye geri döndüm.Annem oğlum Alparslan'ın başındaydı.Biraz zayıf doğduğundan, kontrol altındaydı.Hastaneye girip, kaldıkları kısma yöneldim.Oğlum bebek ünitesinde yatıyordu ama anneme oda ayarlattırmıştım. Haftasını doldurduğundan küvezde değildi.Mama vereceklerdi ve eğer kilo alımı hızlı olursa,taburcu olacaktık. Önce bebek ünitesine gidip camdan oğlumu izleyim dedim.Adımlarım oraya yaklaşırken,annemi camın önünde telaşla bir oraya bir buraya giderken gördüm.Hızlanıp yanına vardığımda,annemde beni farkedip hemen lafa girdi.Daha sebebini sormaya fırsat bulamadan.. ''Davut'um geldin mi?Yetiş oğul! bebek mama kabul etmiyor.Baksana nasıl ağlıyor.Açlıktan o kadar ağladı ki,uyuya kaldı. Doktor küçük bir takviye serum bağladı şimdilik.Direnci düşük diye.Eğer mamayı almazsa, süt anne bulmanızı tavsiye ederim' dedi.Ben öyle bilmediğim kişiye emzirtmem torunumu.Ne yapacağız?Nerden bulacağız oğul? Anası gibi yavrusunuda toprağa mı koyacağız''dedi. Hiddetle anneme çıkıştım.Hep terbiyemi korumuştum şimdiye kadar ama yeterdi. ''Anne yeter! Felaket tellalı gibi konuşma! Ben bir çaresini bulucam''deyip doktorun yanına doğru gittim. Hasta odalarının önünden geçerken, duyduğum bağarışlar yüzünden, adımlarımı o yöne çevirdim.Odanın kapısı açıktı.İçeri girdiğimde güvenlik iki kişiyi zaptedmeye çabalıyordu.Aksi halde, yatakta yatan kişiye saldıracaklardı. Daha en fazla 18 ya da 19 yaşında bir kız, hasta yatağında yattığı halde, ona hakaret ediyorlardı. Hem burası hastahaneydi ve doğumhane katıydı.Yeni doğum yapmış anne ve bebekleri vardı.Kimseyi rahatsız edemezlerdi.Hele hele bir insana bu şekilde davranmak kabul edilemezdi.Aldığım karara sadık kalıp olaya el attım.Çünkü yaşadığım ve tanık olduğum müddetçe, mazluma destek olacaktım. .......... ''NELER OLUYOR BURDA? NE BU GÜRÜLTÜ? DİNGONUN AHIRI MI SANDINIZ BURAYI? HASTANE BURASI! YATAN HASTALARA SAYGISIZLIK YAPIYORSUNUZ.SUSUN VE GİDİN''dememle odada çıt çıkmadı. Sonra farkettim.Yatakta yatan kızın yanında, ayakta bir kadın daha vardı. Diğer bağiran kadınla adam beni görünce, hemen af dileyip odadan çıktılar güvenlikle, ama giderken kızı tehdit ederek gittiler. Odada kız ve yaşı ellilerinin başında diyecebileceğim kadınla, bir de ben kalmıştım.Hakaret edenleri göndermiştim ama bu kızı böylece, bırakıp gidemezdim.Belliki gidenler geri gelecek ve rahat koymayacaklardı. Hem kız baya solgundu.Yaşayan bir ölü gibiydi. Gözleri ağlamaktan kıpkırmızıydı ama göz altları da yorgunluktan morarmıştı.Bedeni zaten zayıftı.Ama bu haline rağmen, başına örttüğü beyaz yazması,ela gözleriyle o kadar güzeldi ki, bakann dönüp bir daha bakardı. Ayıp ettiğimi farkedip, başımı ters yöne çevirdim.Daha karımı dün kaybetmiştim.Ama utanmadan kızı süzüyordum pes.... Daha fazla oyalanmadan söze girdim. ''Hayrola kim bunlar? Neden böyle bağırıyorlardı?''dedim. Kızın yanındaki kadın hemen anlatmaya başladı. ''Hoş gelmişsin oğlum, ve de iyi ki gelmişsin.Tam zamanında yetiştin.Yoksa bu zavallı, günahsız kızı parçalıyacaklardı.Bunlar bu kızın ölen kocasının anası babası.Bu kız daha dün hem kocasını hem bebeğini kaybetti.Utanmadan kaç aydır arayıp sormayan onlar ama şimdi suçlusu Defne kızım oldu''deyip tüm detaylarını anlattı.Yatakta yatan Defne ise hiç konuşmuyordu.Sessizce ağlıyordu.Yaşadıkları çok acıydı.Bu hali bana Serpil'i anımsattı.Gerçi Serpil'den küçükmüş.Serpil 23 yaşındaydı ama Defne'nin 19 olmasına 2 ay varmış. Bu küçük yaşında nasılda büyük acılar çekmiş. Kadının, 'aaa' diye sesini duyunca düşüncelerimden çıktım.Baktığı yere bende bakışlarımı yönelttim.Önce anlamadım.Ama sonra hemen başımı çevirdim.Çünkü Defne'nin göğüs kısmı ıslaktı.Meğerse sütü akmış.Farkettiğim gibi başımı çevirdim ama yanındaki kadın, ahlanıp vahlanmaya devam ediyordu. Bu benim aklıma bir fikir getirdi. Benim onun sütüne, onunda korunmaya ihtiyacı vardı.Hem iyi bir insana benziyordu.Deminki insanların tavrına ve kadının anlattıklarınada bakılırsa,kimi kimsesi yoktu galiba yada varsa da sahip çıkmıyorlardı.Maalesef burda çoğu aile, özellikle köylerde yaşayan kıt kanaat geçinen aileler evden bir boğaz eksilsin diye, süt parası karşılığında kızlarını evlendirir.Bir daha da arkasını aramazdı.Geri dönen kız olursa, adı dul olur ve ikinci kez çekinmeden kocaya verilirdi. Ama Defne teklifi mi kabul ederse, bunları tekrar yaşamayacaktı! Vakit kaybetmeden sordum. ''Defne! Oğlumun süt annesi olur musun?!''
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE