3.BÖLÜM: TEKLİF
DEFNE
Karşımda ayakta bekleyene ve benden bir cevap bekleyen adama, donuk gözlerle bakıyordum.Ne demişti o?
''Oğlumun süt annesi olur musun? mu demişti.
Ben daha dün, hem eşimi hem bebeğimi kaybetmiştim. İçim yanıyordu.
Ama bu adam gelmiş, demin benim Tarık'ın ailesinden kurtarmasından ötürü, cesaret alıp,bana bu teklifi yapıyordu utanmadan.
Ne sanıyordu kendini.Küçük dağları ben yarattım mı? diyordu haşa...
Tam teklifi reddecekken,yanımdaki Nebahat abla benden önce davrandı.
''Ay ne güzel düşünmüşsün oğlum.Hem Defne kızımıda korumuş olursun bunlardan, hemde sütü boşuna gitmez''dedi, göğüslerime bakarak.
Evet, erken doğum yapmama rağmen, vücudum doğum olduğundan otomatik prolaktin salgılamasıyla sütüm gelmeye başlamıştı.Ben acılı olduğumdan hazırlıksız yakalandım ve pijamamın göğüs bölgesi ıslanmıştı.Utanç vericiydi,karşımda yabancı bir erkek varken.
Örtümün önünü örttüm. Böylelikle göğüslerimi bir nebzede olsa saklayabilirdim.
Ve Nebahat ablaya hırsla baktım.Sen ne yapıyorsun dercesine ama o beni tınlamıyordu.
Adının Davut Seyran olduğunu öğrendiğim,ağa bozuntusu tekrar konuştu.
''Biliyorum Defne, her şey daha çok taze senin için.
Emin ol acını anlıyorum.Bende dün eşimi kaybettim.Ve şimdide evladım eğer düzgün beslenemezse, belkide onuda kaybedicem.
Dünden beri denemedikleri mama ve yöntem kalmadı. Hiç bir şekilde oğlum kabul etmedi.
Şuan ağlamaktan yorgun düşünce uyuya kaldı.Doktor serum bağlamış.
Ne olur teklifi mi kabul et.Hem belki kaybettiğin evladının yerini tutmaz ama Alparslan da senin süt oğlun olur.Onunla acını hafifletirsin, biraz olsun.Belliki kocanın aileside sana dirlik vermeyecek'' dedi.
Doğru söylüyordu.Çaresizdim.Onun böyle mantıklı konuşması, sinirlerimi daha çok gersede, başka çarem yoktu.Bir nevi mecburdum, bu teklifi kabul etmeye..
Ama önce onu görmeliydim.
Boğazımı temizleyip,''Önce bebeği getirin.Birbirimizi kabullenecekmiyiz, bir bakmak gerek'' dedim.
Her ne kadar,küçük yaşta evlensemde, annelik ne demek bilirdim.Kardeşlerime ben bakmıştım.Annem tarlada çalışırken. Süt annelik hakkında da bildiklerim vardı.
Köyümüzde süt annelik yapan kadınlar olurdu. Bir keresinde,bebek süt anneyi kabul etmemişti.Başka süt anne bulmuşlardı.
Her bebek her süt anneyi kabul etmezdi.
Hem ben de bu sorumluluğu alabilecekmiydim,onu görünce anlamam lazımdı.
Davut Seyran bunu dememle hemen kabul edip, odadan çıktı.Bir süre sonrada kucağında oğluyla geldi.
O gelene kadar ben üstümdeki pijamayı değiştirmiştim.
Bebeği kucağıma verdi.
O küçücük sabi'yi kollarıma aldığım gibi,yüreğim sızladı.Kokusu mest etti.Hele o aranması, minik dudaklarıyla....
Hemen anın büyüsüyle, transa geçmiş gibi, göğsümü açıp, mememi ağzına verdim.O da hemen kaptı.Davut'un varlığını unuttuğumdan, kendisi boğazını temizleyerek anında arkasını döndü.Bense hala hipnoz olmuş gibi,kucağımdaki bu meleğe bakıyordum.Göğüsümü öyle kolay kavramış ve öyle kuvvetli emiyorduki..Hayranlıkla onu izliyordum.
Bir süre sonra doyunca göğsümü bıraktı ve uyuya kaldı.
Ama ben hala onu seyrediyordum.Nebahat abla, ''Ah bahtsız yavrum! Daha küçücükmüşsün sen.Ama Allah senden bir anayı aldı diğerini verdi''dedi.
Bense göz yaşlarıma mani olamıyordum.Rabbim bendende bir evladımı almış ama başka bir tane vermişti.Davut beye ''Kabul ediyorum teklifinizi ve Allah izin verdiği sürecede asla aç bırakmam bu sabi'yi'' dedim.
Davut bey memnun olmuştu bu sözümden.
''Ben çıkış işlemlerini hallederim, doktor çıkabilirsiniz derse.Daha fazla burda kalmamıza gerek yok bence. Eğer sağlığınız ikinizinde iyi durumdaysa ki, malum benim oğlanın keyfi yerine geldi.Eve gideriz'' dedi ve çıktı odadan..
Alparslanı almamıştı geri.
Sadece kapıya koruma bırakmıştı.Hemen güvenmiş miydi yani bana.
Dünden beri yaşadıklarımın hangisine üzüleceğimi şaşırırken,şimdi kucağımdaki bu bebek, sanki bütün dertlerimi,acımı,yasımı unutturmuştu bana.
Artık hayatımda yeni bir döngü başlıyordu. Ve sanırım, Alparslan bana iyi gelecekti...