Aras, siyah sedanın şoför koltuğuna oturduğunda, elleri direksiyonu sanki bir silahı kavrar gibi tutuyordu. Yan koltukta oturan Gece’nin nefes alışverişleri hızlanmıştı; Selim’in gönderdiği o fotoğraf mesajı, ölüm fermanının ilk satırı gibi telefonun ekranında parlıyordu. Aras, dikiz aynasından yüzündeki dikiş izlerine baktı; o izler artık birer yara değil, birer intikam haritasıydı. "Kemerini sıkıla Gece," dedi Aras, sesi buzdan bir ray üzerinde ilerler gibi pürüzsüz ve sertti. "Selim bizi sadece izlemiyor, bizi bu yolda bitirmek için pusu kurdu. Ama o bir şeyi unuttu; ben o hücrede sadece dayak yemedim, kimin ne zaman saldıracağını kokusundan anlamayı öğrendim." Aras gaza bastığında motorun kükreyişi, holdingin o sessiz otoparkında yankılandı. Binadan çıktıkları an, aynada iki siyah

