Sessiz Sulh

485 Kelimeler
​Atatürk Kültür Merkezi’nin devasa fuaye alanı, İstanbul’un en güçlü isimlerini ağırlıyordu. Hava buram buram pahalı parfümler, borsa verileri ve fısıltı halindeki dedikodularla doluydu. Herkesin gözü kapıdaydı. Gece Aksoy’un İstanbul’a ilk geldiği gün yaptığı o sert çıkıştan sonra, Karadağ Holding’in temellerinden sarsılmasını bekleyen "leventler" ve "sırtlanlar", bu galadan çıkacak bir çatışma haberini bekliyordu. ​"Bugün Karadağ’ın son kalesi de düşer," diye fısıldıyordu rakip bir lojistik firmasının genel müdürü yanındakine. "Gece, Aras'ın canını okumak için döndü. İzle bak, bu akşam salonu birbirine katacaklar." ​Tam o sırada kapılar açıldı. ​Gece Aksoy, siyah, omuzları açık, vücudunu bir zırh gibi saran sade ama göz alıcı bir elbiseyle içeri girdi. Yanında ne bir ordu ne de bir koruma vardı. Sadece o sarsılmaz özgüveniyle yürüyordu. Birkaç dakika sonra, salonun diğer ucundan Aras Karadağ göründü. Aras, her zamanki saldırgan ve baskın tavrından arınmış, üzerinde kusursuz bir smokinle, dingin bir deniz gibi ilerliyordu. ​Herkes nefesini tuttu. Hakaretler, soğuk bakışlar veya en azından iğneleyici birer cümle bekliyorlardı. ​Aras ve Gece, salonun ortasında, yüzlerce kameranın ve meraklı gözün tam odağında karşılaştılar. Aras, hafifçe başıyla selam verdi. Gece, aynı nezaketle karşılık verdi. Aralarında hiçbir gerilim, hiçbir öfke kırıntısı yoktu. Aksine, aralarında sadece ikisinin bildiği, o sahil kasabasından kalma gizli bir anlaşmanın huzuru vardı. ​Sektörel Bir Şok Dalgası ​Aras, garsonun tepsisinden iki kadeh aldı ve birini Gece’ye uzattı. Rakip firmaların yöneticileri bu sahneyi görünce şaşkınlıktan donup kalmışlardı. Gece kadehi alırken Aras’ın gözlerine baktı; ama bu bakışta "bitirme" isteği değil, "birlikte durma" kararlılığı vardı. ​"Gece Hanım," dedi Aras, sesini çevredeki meraklı kulakların duyabileceği ama mesafeyi koruyan bir tonda tutarak. "Nova Danışmanlık'ın son analizleri üzerine biraz düşündüm. Bazı konularda haklılık payınız yüksek. Rekabetin, işbirliğine dönüşmesi bazen en büyük kazançtır." ​Gece hafifçe gülümsedi. "Analizlerim her zaman gerçekçidir Aras Bey. Karadağ Holding gibi köklü yapıların, değişime direnç göstermek yerine ona ayak uydurması, piyasanın dengesi için en iyisidir." ​Bu kısa ve medeni diyalog, salondaki tüm "ekmek yeme" hayallerini yıktı. Rakip firma yetkilileri birbirlerine bakıp "Anlaşmışlar!" diye mırıldanmaya başladılar. Gece'nin o ilk gündeki saldırganlığı, meğer Aras'ı bir masaya oturtmak için yapılan profesyonel bir manevraymış gibi algılandı. Kimse bu sulhün altında yatan o yakıcı geceyi, o diz dize uyunan saatleri tahmin bile edemezdi. ​Gecenin İlerleyen Saatleri ​Opera başladığında, Aras ve Gece yan yana koltuklarda oturuyorlardı. Karanlıkta, sahnede yükselen aryanın eşliğinde, Aras’ın eli çok kısa bir süreliğine koltuğun kenarındaki Gece’nin eline yaklaştı. Dokunmadı, sadece orada olduğunu hissettirdi. ​Gece, sahneye bakarken fısıldadı: "Herkes bittiğimizi sanıyordu. Şimdi ise ortak olduğumuzu sanıyorlar." ​Aras, karanlıkta sadece Gece’nin duyabileceği bir sesle cevap verdi: "Bırak ne sanırlarsa sansınlar. Bizim gerçeğimiz, bu salondaki hiçbir akla sığmaz Gece. Bu sessizlik, onlara verebileceğimiz en büyük ceza." ​Gala bittiğinde, her iki taraf da kendi araçlarına bindi. Dışarıdan bakıldığında iki medeni rakip, içeriden bakıldığında ise birbirinin ruhuna mühürlenmiş iki esir gibi dağıldılar. Rakip firmalar o gece evlerine eli boş döndü; çünkü bekledikleri savaş, yerini çok daha tehlikeli ve derin bir sessizliğe bırakmıştı.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE