Yerin yedi kat altındaki sığınakta, dev ekranların yaydığı o soğuk mavi ışık, Gece’nin yüzünde keskin hatlar oluşturuyordu. Klavyeye vuran her parmak darbesi, Hikmet Karadağ’ın on yıldır bir hayalet gibi yönettiği imparatorluğun surlarında devasa delikler açıyordu. Nova’nın sunucuları üzerinden dünyaya yayılan belgeler, sadece bir holdingi değil, on yıllık bir yalanı da ifşa ediyordu. "Ölülerin vasiyetleri olmaz," diye fısıldadı Gece, ekrandaki "Gönderim Tamamlandı" yazısına bakarken. Sesi, sığınağın beton duvarlarında yankılanan bir infaz kararı gibiydi. Aras, hemen yanındaki silah dolabından ağır bir taarruz tüfeği çıkardı. Şarjörü sertçe yerine oturttuğunda çıkan o metalik "klik" sesi, sığınaktaki tek müzikti. Gözleri, dış kameraları gösteren ekrana kilitlenmişti. Selim’in siyah araç

