Yerin yedi kat altındaki sığınakta, serverların düzenli uğultusu Aras’ın kulaklarında bir savaş davulu gibi yankılanıyordu. Gece’nin parmakları klavyenin üzerinde adeta uçuyor, Hikmet Karadağ’ın on yıldır ördüğü o dijital duvarları tek tek aşağı indiriyordu. Aras, hemen yanındaki ekranda 5 yıl önceki o otel odasının koridor görüntülerini izliyordu. Gece’nin elinde silahla odaya girişi, ardından Selim’in acı feryatları ve yükselen alevler... Her şey, Hikmet’in gönderdiği o tek bir kriptolu mesajla başlamıştı. “Bunu yaparsan Aras,” dedi Gece, bir an durup ona bakarak. “Geri dönüşü yok. Babanın sadece itibarını değil, hayatını da elinden alacağız. Onu o karanlık odadan polis zoruyla çıkaracağız.” Aras, gözlerini ekrandan ayırıp Gece’ye döndü. Bakışlarında on yıllık bir yasın yerini alan

