İstanbul limanı, gece yarısının soğuk ve tuzlu sisiyle örtülmüştü. Dev vinçler, karanlıkta nöbet tutan devasa iskeletler gibi yükseliyordu. Aras, limanın uzağındaki bir kontrol kulesinin gölgesinde, Cemal’in ağır silahlı adamlarını izliyordu. Gece ise yanında, kucağındaki dizüstü bilgisayarın ekranından limanın güvenlik kameralarına sızmış, Selim’in sevkiyatının hareketlerini takip ediyordu. "Hazır mısın?" diye fısıldadı Gece. Parmakları klavyenin üzerinde bir piyano çalar gibi hızla hareket ediyordu. Aras, belindeki silahı kontrol etti. Gözleri, 4 numaralı antrepoya yanaşan tırlardaydı. "Bu gece Selim'in can damarını keseceğiz Gece. O buradan çıkamayacak." Gece, son bir tuşa bastı. "Limanın tüm aydınlatma ve alarm sistemlerini devre dışı bıraktım. Kör noktalar bizde. Cemal’in adaml

