Fabrikanın çatısından sarkan camların patlama sesi, Aras’ın zihnindeki o kontrolsüz öfkeyi bir anda buz gibi bir odaklanmaya çevirdi. Selim onları sadece boş bir odayla ödüllendirmemişti; burayı onların mezarı yapmak için tasarlamıştı. Yukarıdan sarkan dört siyah gölge, otomatik silahlarının namlularını aşağıya, Aras ve Gece’nin üzerine doğrulttuğu an Aras, Gece’yi belinden kavrayıp devasa bir matbaa makinesinin arkasına savurdu. "Eğil!" diye kükredi Aras. Mermiler, az önce durdukları beton zemini un ufak ederken, fabrikanın o geniş hangarı metalin metale çarpma sesiyle inlemeye başladı. Aras, ceketinin içinden çıkardığı silahını makinenin kenarından doğrulttu. İçeride, o karanlık hücrede her gün ölümle burun buruna yaşamak ona tek bir şey öğretmişti: Tereddüt, ölümdür. Aras, yukarı

