Üst katta, çatı katında hâlâ yastıkların arasında oturuyorlardı Hazel ve Ateş. Sessizlik, yerini usul usul dökülen kelimelere bırakmıştı. Hazel eliyle saçlarını düzeltirken başını duvara yasladı. “Seninle birlikte yaşlanmaktan korkmuyorum, biliyor musun?” dedi. Ateş kaşlarını kaldırdı. “Neden?” “Çünkü sen her yeni günde başka bir yanımı büyütüyorsun. Bazen kızımı, bazen kadınımı, bazen annemi. Beni ben yapan her tarafıma sevgiyle dokunuyorsun.” Ateş onun dizine elini koydu. “Ben de sende her gün yeniden büyüyorum. Artık babalık bana sadece sorumluluk değil, huzur gibi geliyor.” Tam o sırada kapı nazikçe tıklandı. Yardımcı kız içeri başını uzattı. “Meso Ağa çay gönderdi, hanımın içi serinlesin dedi,” diye mırıldandı. Hazel şaşkınlıkla başını çevirdi. “Meso Ağa mı?” Ateş gülümsedi. “B

