4. Bölüm

1168 Kelimeler
"Hunter bey ile nasıl gitti?" "Tuhaf bir adam bana Türkler den nefret ettiğini söyledi. O zaman beni kovuyor musunuz dedim, yok dedi sana işkence edeceğim falan" Elena derin bir nefes alıp "Anlaşılan sana kafayı takmış" Kaşlarım çatıldı "Nasıl yani benden hoşlandı mı?" Elena kahkaha atınca kaşlarım daha da çatıldı. "Sanmıyorum. Beğendiği kadınları yan villada saklıyor" "Kaç taneler?" Sormaktan korkuyordum. "Bildiğim kadarıyla 5 tane bizim oraya gitmemiz yasak" "Neyse en azından bize bulaşmaz" "Onun kadınları eğitimli, seks konusunda profesyonel canım yani bizim gibi kadınlarla ilgilenmez" "Böylesi daha iyi boşver. Bu arada bana odasını toplama mı söyledi, gelip sana söyleyeyim dedim" "O zaman git Armin. Onu kızdırmak istemezsin" "Türk olduğum için benden nefret ediyor. O yüzden maalesef çok geç" Elena derin bir nefes alarak "Tanrı seni korusun o zaman" "İşi mi bıraksam?" "Saçmalama Armin buraya girmek tahmin ettiğin kadar kolay değil. Bir senelik sözleşme ile 5 6 senelik paranı kazanıyorsun" Gerçekten öyleydi. "İyi o zaman gidip odasını toplayayım" Diğer villada madem eğitimli kadınları vardı neden burda kalıyordu bu herif? Ben olsam onların hepsini bir yatağa toplar hepsine sarılıp uyurdum. Neyse içimde ki sürtük Armin'i de dinlediğimize göre artık şu odaya çıkalım. Elime temiz su kovası alıp içine güzel kokulu sıvılar doldurdum. Toz alma bezlerini belime sıkıştırıp elektrik süpürgesini boş elime alıp zorla üst kata çıktım. Elimdekileri Hunter efendinin odasının önüne koyup ne olur ne olmaz diyerek kapıyı çaldım. İçerden ses gelmeyince kapıyı açıp başımı içeriye sokarak etrafı kontrol ettim. Neyse ki etrafta yoktu. Tekrar kova ve süpürgeyi elime alıp kocaman odaya girdim. İlk önce pencereleri açıp odayı havalandırmakla başladım. Daha sonra yatağın kılıfları ile devam ettim. Çarşafları, yastık kılıfı ve örtüyü toplayıp kirli sepetine koydum. Yeni çarşaf sererken dar ve mini etek izin vermediği için kendimi yatağın ortasına gelişi güzel atıp kenarını düzeltmeye başladım. Kapının birden açılmasıyla kaşlarım çatıldı, hareketlerim durdu. Umarım Elena gelmiştir diye dua ederek doğruldum. "Buraya seni yatağıma yatman için göndermedim" Kalın ve gür sesini duyunca derin bir nefes verdim. Hızla ayağa kalkıp yüzüne bakmadan "Üzgünüm efendim" "Çarşafı çıkar yenisini ser" Kaşlarım ister istemez çatıldı. Benden iğrenmişti pislik. Bir şey söylemeden sinirle çarşafı çekip diğer kirlilerin yanına attım. Belimde duran hiç kullanılmamış eldivenleri çıkarıp ellerime taktım. Hızla odadan çıkıp yeni çarşaf ve yastık kılıfı, birde örtü aldım. Tekrar odaya girerek elimdekileri komodinin üzerine koydum. Tekli koltuğa oturmuş beni izliyordu, sanki işi gücü yoktu beni izliyordu pislik. İçimden tüm küfürleri edip çarşafın katlarını açıp yatağın üzerine serdim. Kenarlarını iyice düzeltip yatağın diğer tarafına geçtim. O tarafı da düzeltince Yastıkların kılıfını geçirip yatağa değmeden ikisini de yan yana koydum. Son olarak örtüyü serip yatağın yanından ayrıldım. Ellerimi önümde bağlayıp "İsterseniz sonra gelebilirim. Elektrik süpürgesini çalıştırmam gerekiyor, rahatsız olmayın" "Devam et" Dilimin ucuna gelen soruyu soramadım. Acaba Tüm hizmetçileri bu şekilde izliyor muydu sapık herif? İfademi boş tutmaya çalışıp önce toz alıp ardından elektrik süpürgesini elime alıp çalıştırdım. Yavaş yavaş yatağın etrafının tozunu çekip Ardından diğer yerleri çektim. Bıkkın bir nefes verip ismi lazım değil adamın yanına gelip ne diyeceğimi bilemeyerek beklemeye başladım. Bu nasıl bir işkence türüydü bilemeyerek "Ayağınızı kaldırır mısınız efendim?" Cevap gelmeyince yüzüne baktım. Boş boş beni izliyordu. Tek kaşım benimle bir süre boğuştu, sonuç olarak kaldırmadım. Şimdi normal bir adam olsa süpürgeyi vur ayağına bak çekiyor mu, çekmiyor mu? Ama Mafya olduğunu bildiğim adamın ayağına süpürgeyi vurursam beni işkence ederek öldürür büyük ihtimalle kıyma makinasından bir kaç tur geçirirdi. Bunu göze alamazdım henüz yeni 22 yaşında olmuştum. Daha yaşayacak güzel günlerim vardı. Bakışmamız tuhaf şekilde uzun sürmüştü. Sonunda bakışlarını çekmek zorunda kalan taraf ben olmustum. "Neden makyaj yapmıyorsun?" İçimden sabır çekerek "Sevmiyorum efendim" dedim "Çirkin yüzünü görmek zorunda mıyım? Bundan sonra makyaj yap" Şu an nasıl göründüğü mü bilmiyordum ama yanaklarım sinirden yanmaya başlamıştı. Hatta sadece yanaklarım değil sinir başıma vurmuştu. Sinirle soluyup aklıma dolan yüz tane den fazla küfürü arka tarafa iterek "Hizmetçiyim adı üstünde, beğenmiyorsanız bakmayın" Ulan mutlu olmak için geldiğim ülkeye ve onca insan arasından bana düşen mahlukata bir bak. Ulan madem beğenmiyorsun onlar için özel villa açtığın güzel kadınların yanına gitsene. Ne bokuma dibimde duruyorsun? Ya sabır. Tepeden tırnağa kızardığı mı hissediyordum. Ayaklarını yukarı kaldırınca tek kaşım havalandı. Ben olayı anlamaya çalışırken "İşini yap hizmetçi" Biraz daha sinirlenirsem işim katil olup seni öldürmek olacak kendini beğenmiş piç. Elektrik süpürgesini çalıştırıp ayağının altında ki tozları çektim. Ayakkabısız gezse toz olmaz ama elin gavuru işte ayakkabısız dolaşmıyor hödük. Elektrik süpürgesi ile işim bitince onu odadan çıkarıp kapının önüne koydum. Odaya dönüp paspas kovasını alıp o adamın kafasına geçirmeden banyoya ilerleyip su doldurdum. Zaten içinde kokulu yüzey temizleyici olduğu için sadece su lazımdı. Tekrar odaya dönünce neyse ki ayaktaydı çıkıyordu herhalde. "İşini bitirince bana kahve getir çalışma odamda olacağım" Emir verip çıkıp gitmişti pislik. Hem çirkin diyor hem her şeyi istiyordu. Hızla odayı silip camları açık bıraktım. Malzemeleri alıp alt kata indim. Sinirle soluyup mutfağa girdim. Elena beni görünce ayağa kalkıp yanıma geldi. "Hunter bey kahve istiyor" "Tamam ben getiririm" "Benden istedi sen hazırla ben götüreyim" Elena'nın tek kaşı havalandı. Sanki atomu parçalamanın formülünü vermişim gibi davranıyordu. Elena başını sallayıp kahveyi yapmaya başladı. Mutfakta kimse olmadığı için "Sana bir şey soracağım Elena" "Sor" "Bu bay Hunter temizlik yapan kızları niye izliyor?" Elena'nın kaşları çatıldı. "Temizlik yapan kızları mı izliyor?" En sevdiğim soruya soruyla karşılık verilmesi. "Ne bileyim, işim bitene kadar beni izledi. İzin istedim sonra yaparım diye izin vermedi. Karabasan gibi üzerime çöktü" Elena şaşkınlıkla "Kayabasan" Kaya değil karabasan neyse bunu ona anlatamazdım şimdi. "Neyse boşver" "Sana takmış sanırım" "Evet bana takmış gerçekten" Kahve hazır olunca elime alıp üst kata doğru yürümeye başladım. Elimde ki tepsiyi sıkıca tutarak çalışma odasının önüne geldim. Kapıyı tıklatıp gel demesini bekledim sesini duyunca hızla içeriye girdim. Yüzüne bakmadan kahvesini masanın üzerine koyup "Başka bir isteğiniz var mı efendim?" Diye sordum. Adam gözümün içine baka baka kahve kupasını elinin tersiyle itip yere düşmesini sağladı. Bana uzaklığı fazla olmadığı için sıcak kahvenin bir kısmı bacaklarıma sıçradı. Bana eziyet etmek için yaptığını bildiğim için acımı içime gömerek sesimi çıkarmadım. Neyse ki kahve biraz soğumuştu. Yoksa acım katlanacaktı. "Yerleri temizle" Otoriter sesiyle kendime gelip, dolu gözlerimi yok saymaya çalışıp odadan ayrıldım. Alt kata inince merdivenlerin dibinde Elena ile karşılaştım. Ona bakmayıp hızla odama koştum. Gözyaşlarım yanaklarımı ıslatırken yatağımın üzerine oturdum. Elena korkmuş şekilde yanıma gelip elimi tuttu. "Ne oldu sana Armin?" "Ben yapamayacağım Elena" diyerek sesli şekilde ağlamaya başladım. Elena beni kendine çevirip "Kızdı mı sana? Sorun nedir?" Bir süre ağlayıp sakinleştikten sonra "Ona getirdiğim kahveyi masanın üzerinden iterek yere düşürdü. Kahvenin bir kısmı bacaklarıma döküldü" Bacaklarımı öne çıkarıp görmesini sağladım. Gözlerim buğulu olmasına rağmen kahvenin döküldüğü yerlerin kızardığını görüyordum. Güneşin bile görmediği beyaz tenim kızarmıştı. "Lanet olsun bunu nasıl yapar? Kalk bacaklarını yıkayıp krem sürelim" Elena'nın beni zorla kaldırması ile banyoya ilerledim. Ayağımda ki ayakkabıları çıkarıp bacaklarımı yıkadı. Elena gerçekten çok iyi bir kızdı. Beni banyodan odama götürüp hızla yanımdan ayrılıp bana krem getirdi. Kremi bacaklarıma sürünce ağrım yavaş yavaş geçmeye başladı. "Arminn" diye kükreyen adamı duyunca sinirlerim iyice arttı. "Geber inşallah" Elena korku ile bana baktı. "Ne dedin?" Türkçe söylediğim için ne dediğimi anlamamıştı. Tekrar Armin diye kükreyen adamla bıkkın bir nefes verip ayağa kalktım. Ne olacaksa olsundu artık ne yapayım?
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE