AZRA “Girsene,” diyen Metehan'ın sesi beni saplandığım kuytudan çekip çıkarırken bir nefes aldım. Omuzlarım inip kalkarken açtığı kapıdan bir emanet gibi içeriye girdim. Arven'i bulduğumuz andan beri kendime gelemiyordum. Çok şey görmüştüm dağlarda. Gerçekten… Nefret ettiğim birçok sahneye şahit olmuştum. Kan deryasında da yüzmüştüm. Ama bu… Bu başka bir şeydi. Ne Hatice Hanım'ın ne de Devran Ağa'nın o hali siliniyordu gözlerimden. Rüzgar komutanım da onlardan farklı değildi ama, anne ve babasının o hali daha çok işlemişti içime… Nakış nakış… “Sen iyi misin?” diye sordu Metehan. “Hıı?” Daldığım düşüncelerden bir kez daha Metehan'ın sesiyle sıyrıldım. Sesi nasıl da anında kendime getirip beni kör kuyulardan çekip çıkarıyordu bilmiyorum. Fakat her defasında bir şekilde çıkarıyordu beni

