Asansörün ağır kapıları kapandığı anda koridordaki gerilimden kesilip gelen sessizlik üzerime bir şok dalgası gibi çöktü. Döndüm ve Andaç'a baktım. Gözlerim kocaman açılmıştı. "Naptın sen?" diye fısıldadım sesim hâlâ şaşkınlıktan titriyordu. "Orada, herkesin önünde... 'Karıcım' mı? Sen kafayı mı yedin?" Andaç sırtını asansörün aynalı duvarına yaslamış beni izliyordu. Yüzünde o bildik, kendinden emin, beni deli eden sırıtma vardı. Gözleri şakacı bir ışıltıyla parlıyordu. "Sana yalan mı söyleyeyim diye sormuştum aşkım?" dedi başını hafifçe yana eğerek. Sesinde alaycı bir yumuşaklık vardı. "'Karım değil misin?' diye sormuştum. Cevap vermedin. Ben de 'karıcım' dedim. Ne var bunda?" "Karıcım deyip durma!" diye çıkıştım, yüzüm iyice kızararak. Utancımdan yerin dibine geçiyordum. "Rezil oldu

