Olanları düşünmek zihnimi o kadar çok yormuştu ki en sonunda küfürler ederek düşünmekten pes etmiştim. Çünkü tek hatırlayabildiğim iki tarafıma yığılan sapıklardı ve sonrasını kesinlikle hatırlayamıyordum. Oradan nasıl çıkmıştım, otele nasıl dönmüştüm, odama nasıl çıkmıştım ve yatağa nasıl yatmıştım? En önemlilerinden biriyse elimdeki erkek ceketi kime aitti?
Odaya kısaca göz gezdirdim, kimse yoktu. Odada tektim ama yanımda bir erkek ceketiyle uyanıyordum. Kıyafetlerim üzerimdeydi, sağlam görünüyordum. Kesinlikle dün gece hiçbir şey olmamıştı. Yine de bütün bunları bu ceketin kime ait olduğunu bana söylemeye yetmiyordu.
Pes ettim, geceyi ve ceketi düşünmeyi tamamen kestim. Ceketi yatağa atıp kalktım ve banyoya ilerledim. Soğuk bir duş aldım, bu kendime gelmenin ilk adımlarından biriydi. Sonra hazırlandım, epey güzel oldum. Herkesin gözleri devleşebilir, güzelliğimden dilleri dışarıda kalabilirdi. Kendimle epey barışık olduğumdan bahsetmiş miydim? Mükemmelin tanımını aratırsanız beni bulabilirdiniz.
Hazırlanıp odadan çıktım, otelin kafesine indim. Yemek sınırsızdı, istediğim herhangi bir şeyi yiyebilirdim. Bir şeyler yiyip ağrı kesici içsem her şey mükemmel olacaktı. Ben inene kadar öğlen olduğu için kahvaltı saatini geçmiştim. Bu yüzden tost ve meyve suyu alabilmiştim. Erken kalksaydım kraliçelere layık bir kahvaltı edebilirdim ama erken kalkmak pek bana göre değildi.
Tostumu yerken Buse'yi aramaya koyuldum. Dün ki maddeyi tamamlamıştım, benim için yeni bir maddesi olmalıydı. Eğer madde olmayacaksa yan gelip yatmayı planlıyordum. Buse ilk çalışta açtı, ona en iyi arkadaş ödülünü takdim ettim. Yine da Arda duymasın.
"Naber Kıta?" dediğinde gözlerimi devirerek sessiz bir küfür mırıldandım ama bu umurunda bile olmadı. "Madde nasıldı, becerebildin mi? Pek sanmıyorum, kesin dağıtma evresine ulaşamadan sarhoş olup bayılmışsındır sen. Fotoğraf da atmadın zaten."
"Dur ya." diye hayıflandım. "Ben gittim bara, maddeyi tamamladım."
"E o zaman fotoğraf nerede?" diye sordu Buse.
"İçkiyi fazla kaçırmışım, fotoğraf çekilme kısmını hatırlıyorum ama ne çekildiğim konusunda bir fikrim yok açıkçası."
"Arda duymasın." diye fısıldadı Buse, sanırım Arda yakınlardaydı. "Zaten maddeyi zoraki attım. Fotoğraf yoksa yeni madde de yok. Şimdi kapatmalıyım, Arda ile havuza gideceğiz. Fotoğrafı at, maddeyi kap Kıta."
Telefonu yüzüme kapattığında ona söverek galerime girdim. Bu sırada vişneli meyve suyumu mideme indiriyordum. Gördüğüm fotoğraflarla birlikte ağzımdaki meyve suyunu tutamadım ve yutamadım. Meyve suyunu ağzımdan dışarı püskürtürken şok içerisinde fotoğraflara bakıyordum. Rezil bir gece olmuştu, kesinlikle rezil bir gece!