Evdeydim, odamda. Kafamı yataktan aşağı sarkıtır bir vaziyetteydim ve görüş açımdaki açık pencereden karanlık gökyüzünü seyrediyordum. Eve geleli saatler olmuştu, o andan itibaren bu haldeydim. Kuzey'in sahnenin ortasında yaptığı gösteriden sonra ortalığı sakin bir şekilde terk etmek belki de hiç benlik bir hareket değildi ama yapmıştım. Bütün alkışlara ve uğultulara rağmen, arkadaşlarımla birlikte eve dönmüştüm. Kuzey'i ardımda, cevapsız bir şekilde bırakırken hiç üzülmemiştim ama şimdi bunu düşünmeden edemiyordum. Onu geride bırakmak beni kırmıyordu, üzmüyordu da. Sonuçta o da beni geride bırakmıştı, daha feci bir şekilde. Bu onun ödemesi gereken bir bedeldi. Yine de huzursuz olmamak mümkün değildi. Eve geldiğimizde Buse ve Arda içmek konusunda çok ısrarcı çıkmışlardı ama istememiştim.

