YAKLAŞAN SAVAŞ

885 Kelimeler
"İyimisin?"Atından hızla inen prens çevik ve güçlü adımlarla yanıma geldi. Üstüme sinen o korku hâlâ yakamdan kokular yayıyordu. Onun bana yetişmesine izin vermedim ve kendim ona gittim.  Elimi tutuğu gibi beni kendine çekip göğsüne bastırdı."O şeyin bir an önce öldürülmesi gerekiyor. Çok korkunç. Az önce öleceğimden adım gibi emindim."Tek bir solukta aktı cümlelerim. En sonunda rahat bir nefes prensin güzel kokulu yeleğinden içime çektim.  "Askerlerin bir çoğu şimdi onu takip ediyor. Korkma, onu bulacağız bir tanem."Uzun, tatlı bir okşayışla saçlarımın tepesinden öptü. Titremelerim dinene kadar beni bırakmadı.  Bende uzaklaştığında gökyüzü aniden karardı. Yağmur sert, şiddetle yeryüzünü hırpalamaya başladı. Kafama taş fırlatılıyordu sanki.  Prens,beni kendi atına doğru götürdü. Nazikçe koltuk atlarımdan kalıdıırp ata bindirdi ve hemen hızlı bir hareketle kendisi bindi.  Dinzginlere sertçe asıldı ve at dört nala krallığın topraklarında koşturmaya başladı. Yağmurun darbeleri toprağı delen atın nal sesleriyle aslında kulağa çok hoş gelen bir melodi katıyordu.  Ruhumu bu azaptan arındırmak ve tamamen geçmişin silik acılarından kurtarmak için aslında belki istemediğim bu evliliğe ihtiyacım vardı.  Prensin beline sıkıca sardım kollarımı. İlk kez o an içimde bir şeyler için kendimle gurur duymam gerektiğini hissettim. Hızlıca içimden yok olması ise sadece bir kaç saniye aldı. Bu bana haz vermiyordu. İlerde kral olmaya aday biriyle evlenmek kulağa harika bir şey gibi gelse de öyle değildi. Saraylarda dönen o şeyleri herkes çok iyi bilirdi. Tüm köyün fısıldamalarında kralın karsısına nasıl tokat attığı, onu nasıl dövdüğü dönerdi arada. Zavallı kadını bazen zindana kapattığı ve günlerce aç bıraktığı bile söylendi.  Biraz tuhaf bir kadındır. Kral arada süslü ve gösterişli ziyaretler yaptığında fakir kasabamıza, o hiç gelmezdi. İnsanlar işte. Kralın onu yanında getirmek istemediğini söyleyip dururdu.  Tek bir kere görmüştüm kraliçeyi. O zamanlar on üç yaşlarımda falandım sanırım. Gördüğüm en güzel yüze sahip olmasının yanında korkunç bir acı çekmiş gibi bir ifadeye sahipti. Ruhsuz ve solgundu. Tüm güzelliğini bitirecek kadar berbat bir haldeydi. O gün onu çok fena acımıştım. Hayatta hiçbir şeyin onu mutlu etmediği çok açıktı.  Saraya geldiğim gün onu görmeyi çok istemiştim ama o can sıkıcı hizmetçiler beni hemen odaya götürüp üstüme başıma düzen vermek için rezilce bir çaba içinde çebeleştiler.  Tanrım, ben ne yaşıyorum? Bu saçmalıklara bir son vermem gerekiyor. İpin ucu artık gerçekten yanlış yerlere dolanıyor.  Saray kuleleri uzaktan göründü. En üste önüne kocaman demirler örülen bir pencere dikkatimi çekti hemen. Gözlerimi kıstım ve odaklamaya çalıştım. Görünen görüntü karanlık ve kasvetli bir hava yansıtıyordu. Ürperdiğimi hissettim.  Yaklaşmaya başladıkça o karanlıkta bir siluet belirmeye başladı. Kalbim belki de çok normal olan bu şey karşında ani bir sarsıntıyla hızlandı. İstemsizce bir kaç kez yutkundum.  Daha da yakına geldiğimizde siluetin bir kadına ait olduğuna emin oldum ama kime ait olduğunu asla anlamadım ama bir tahmin yürütmekte zorlamadım. Peki orada ki eğer gerçekten düşündüğüm kişiyse neden kralın ailesi ile kaldığı ana sarayda değil de o kasvetli, soğuk ve küçük kulenin en tepesinde kalıyordu?  Bunu her ne kadar başıma bela açacağını bilsemde o sorunun cevabını bulmak için bugün sarayda kendi entrikalarımı çevireceğim. Sevgili prensimse,mutlaka orada kimin, neden tutulduğundan mutlaka haberdar olmasına rağmen yapacağım teklifi kabul edecek mi?  Belki de sarayda aslında dönen sorumsuz düzeninin ve saklı tutulan tüm o sıraları düğüne kadar hepsini öğrenirdim. Hoş, kitaplara fısıldamam yeter de artardı. Ama aptallık bende kan bulmuş. Kendim halletmeyi daha çok seviyorum.  Geniş avluda atı durdurdu prens. İşte o an kuleden çektim başımı. Atik bir hareketle attan atladı. Bu kez kendi başıma inmeye yeltenmedim. Sevgili prensimin beni indirmesi için onu sessizce bekledim. Yanıma geldi,vücudumu öne doğru eğdim ve o da belimden tutup ayaklarımı ıslak zeminle buluşturdu.  Dengede kaldığım gibi ondan uzaklaştım. Seyisler gelip atı aldı. Koştura koştura onu ıslanmaktan korumak için ahıra götürdü. Elbette sevgili prensi de yağmurdan korumak için kendi hizmetçileri içerden kocaman şemsiyeleri ile çıktı.  Onlar yanımıza ulaşmadan o kuleye tekrardan baktım. Siluet, bir elini pencereye koymuş doğrudan bize bakıyordu. Prense kısa bir bakış attım. Bana bakmadığından emin olunca kuleye bakıp gülümsedim ve göz kırptım.  Siluet buna tepki gösterdi. Diğer eliyle beraber alnınıda pencereye yaslayıp kendini daha çok öne çıkardı. Sarı saçlarını,yeşil ve yorgun ama tuhaf bir umutla aniden ışıldayan gözleri hemen tanıdım.  Etrafa kısa bir bakış attım. Güvenli olduğunu kestirir kestirmez hızlı bir hareketle alnıma ters üçgen çizdim. Kadın da aynı hızla başını salladı. Gözleri iyice canlanmaya başlamıştı.  Prens,kolumdan tutunca hızlıca korkup irkildim. Panikle ona baktım. "Hadi gidelim."dediğinde rahat bir nefes aldım. Bir an yaptığım şeyi anlamış mı diye çok korktum.  Beni bize artık ulaşmış olan hizmetçilere doğru götürmeye başladı. O arada son kez kulede ki pencereye baktım ve yüzüme çarpan damlaları arsında bu kez alnıma düz üçgen çizdim.  Gülümsedi ve o anda görüş açımdan çıktı. İşte şimdi bir şeylerden keyif aldığımı hissediyorum. Hizmetçilerin bir kraliçe gibi beni karşılaması altan bir kibirlenmemi sağlamıştı. Beni hemen o gün götürdükleri odaya tekrardan götürdüler ve iyi çözmüş oldukları üzere tam beni yansıtan bir elbise koltuğun üstüne yatırıp, küvetti de hazır ettikten sonra dışarı çıktılar.  İçimden bu lükslüğün tadını çıkarmam için yalvaran bir ses geliyordu. Ama içimdekini değil de kafamdakini dinlemeyi öğrendiğimden beri yolum hep sarsıntısız geçti. Şimdi de aynen öyle yapacaktım.  Üstümü yavaşça çıkarıp ayağımın dibinde yere bıraktım ve gidip küvette girip sessizce banyomu aldım. O sırada kafamın içinde dönene yılanlar zehrini damarlarıma akıtmaya başlamıştı bile. Ve ben zehirlenmekten zevk alıyordum.  Güzel ve rahatlatıcı bir banyo sonrası verilen elbiseyi giydim ve zili çalıp hizmetçilerin odama gelmesini bekledim.  Saçlarımı kurutulur, zarif ve abartısız bir saç modeli ile şekilendirdiler ve bir isteğimin olup olmadığını sorduktan sonra dışarı çıktılar. 
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE