Meriç yattıktan sonra salona geri döndü ve kendine bir bardak içki koydu. Koltuğa geri oturduğunda hâlâ sehpanın üzerinde duran albümü aldı eline ve içerisindeki o fotoğrafı çıkarıp, uzun uzun baktı. Göz pınarlarını zorluyordu yaşlar. Yine de ağlamamak için direniyordu. Kendine hakim olamayarak parmaklarını Hayal’in fotoğraftaki yüzünde gezdirdi. Çok güzeldi... Hem çok güzel, hem de çok masum. Bu düşüncesine güldü içten içe. Hayal her şey olabilirdi ama masum değildi onun gözünde. Hesapsızca, izin almadan girip yerleşmişti kalbine ve yine bir 'gidiyorum' demeden, çekip gitmişti. Daha doğrusu gittiğini sanmıştı. Ama hâlâ Arda’nın kalbinde baş köşede oturuyordu o. Onu oradan söküp atmayı ve üzülmemeyi ne çok isterdi. O gecenin hiç yaşanmamış olmasını ve Hayal’i gerçekten yengesi olarak göre

