"Gel." dedim, Adin'in elini bırakmadan kapıyı açıp. "Ciddi misin?" "Gel işte." Güldüm. İçeriye girdi, sonra ne diyeceğimi bekledi yatağa oturup. "Uyuyacaksan kitabımı alıp geleceğim." "Yok. Yani kesin uyurum da, hemen değil." "Ee?" "Dur." Dudaklarımı yaladım. "Cesaretimi topluyorum." "Sebep?" "Teşekkür edeceğim." "Ne için?" "Kimseyi dövmemenden başlayabiliriz." "Ha, devamı da mı var?" "Bilmiyorum. Ben ederim, sen de istediğin yere koyarsın işte." Gülümsemesi, benim kucağına oturmam ile birlikte donuk bir hâl almıştı. Bacaklarımı iki yanına koyarken, düşmemem için eliyle beni belimden desteklediğinde gülümsedim. "Bu, alışkanlık yapabilir." Sesi oldukça kısık çıkmıştı. Ama yüzüm yüzüne çok yakın olduğu için duymakta zorluk çekmemiştim. "Belki de onun için uğraşıyorumdur."

