Şahoğlu

977 Kelimeler
25 Şubat Salı İlahi Bakış Açısından Devam Binbaşı Kurt Demir Karakan ve onun ekibi Karakan Timi masadaki yerlerini aldıklarında Kurt Demir önündeki dosyayı Arkan’a doğru ittirdi. “Akgün Şahoğlu. Dosyayı hızlıca kontrol edin.” dedi ama onlara zaten her şeyi açıklayacaktı. “Akgün Şahoğlu, bundan on yedi sene önce Fehim Kaplan olarak yakalanıyor ve muhbir olmak istediğini söylüyor. Verdiği bilgileri tek tek kontrol ediyoruz ve istediğimizi alıyoruz. Her şey yolunda giderken son bir bilgi daha veriyor, yine kontrol ediyoruz elbette ama o gece askere tuzak kuruluyor. Hem Akgün Şahoğlu’nu taşıyan ekiplere, hem de yönlendirdiği mekana giden ekiplere büyük bir tuzak kuruluyor ve o gece...” deyip derin bir nefes aldı. “O gece çok fazla kayıp veriyoruz. Şahoğlu da kaçıyor.” “Asıl adı Şahoğlu mu Kaplan mı?” dedi Ferit. Binbaşı onu sakin bir edayla cevapladı. “Asıl ismi Akgün Şahoğlu. Fakat bir çok sahte kimlik ile karşımıza çıktıktan sonra asıl kimliğine ulaştık.” Masadaki herkes gerilmişken Arkan Uraz onun fotoğrafına uzun uzun bakmaya devam ediyordu. “Yeri yurdu...” diye lafa girdi Gürbüz. “Bu kansızın yurdu da yoktur komutanım ama yeri belliyse gidip çökelim tepesine.” “Kimsenin tepesine çökmeyeceğiz Taşkın.” dedi. “En azından henüz değil.” “Neden komutanım?” diye lafa girdi Sami. “Şahoğlu hakkında elimizde sağlam deliller var. Tek başına çalışmadığını ve daha büyük eylemlerle geri döneceğini düşünmekle beraber aynı zamanda ellerinde büyük bir rehine mevcut.” Arkan Uraz kimin rehine olduğunu düşünürken dosyada yazılı ismi gördü. “Albay Ateş Ali Sancar.” diye mırıldandı. “Ellerinde bir albay mı var?” “Aynen öyle Karakan. Şahoğlu’nun elinde bize karşı oynayacağı büyük bir koz var. Bu yüzden bu adamı direkt almayacağız. İçine sızacağız. Buna kendi aranızda karar verirsiniz. Onun ailesini daha yakından tanımanız için dosyayı incelemeyi unutmayın. Mutlaka sizin işinize yarayacaktır. “ Arkan Uraz başını sallarken dosyaya kısaca göz gezdirmeye devam ediyordu. “Bu adam elimizden kaçtıktan sonra pek çok eylemde yer aldı. Fakat daha sonra yaptıkları ödüllendirdi ve şimdi şehir örgütünün en büyük üyelerinden biri. Biliyorsunuz ki biri biter biri başlar bizim savaşımız asla son bulmaz.” Hepsi bunu çok iyi biliyordu. Bu savaşın asla bitmeyeceğinden herkes oldukça emindi fakat son güne kadar da savaşmak bu vatana olan borçları, bu bayrağa olan görevlerinden biriydi. “Akgün Şahoğlu şu aralar ithalat ihracat ile uğraşan bir adam. Kimliğini gizli tutmaya devam ediyor aklı sıra, her şeyden haberimiz var ama albayı tehlikeye atmayacağız. Üstelik Şahoğlu örgüt için önemli biri. Örgüt için önemli biri olduğu için sakin davranacağız ve onu şah mat edeceğiz. Her bir hareketini önceden kestirip önüne engel koyarak onun konumunu düşüreceğiz.” Binbaşının söylediği her şey Arkan Uraz’ın kafasına yatarken başka şeyleri de kafasından geçirip planını yapmaya başlamıştı bile. “Sorusu olan?” dedi Kurt Demir binbaşı ama bir saniye sonra ayağa kalktı. “Dosyadan baksın.” “Anlaşıldı komutanım.” dedi Arkan Uraz timi adına. “Ne yaptın Uraz? Timinin bir adı var mı?” “Var komutanım.” dedi Arkan Uraz. “Timin adını Karakan yaptık.” dediğinde Kurt Demir Binbaşı bir an için durdu. “Karakan ha? Soyadın mı?” “Sizin soyadınız komutanım, sizler sayesinde bir araya geldiğimiz için Karakan olmasına karar verdik.” dediğinde Kurt Demir binbaşının yüzünde ufacık bir gülümseme belirip kayboldu. “Düzenbazsın.” dedi yalandan ama bu oldukça hoşuna gitmişti. Time döndü ve nefesini bıraktı. “Aranızda beni tanımayan var mı?” dedi ama timdeki kimse onun ismini bile bilmiyordu, Arkan Uraz dışında tabi. Hayır demeye de kimse cesaret edemedi. Ama bu sessizlikten Kurt Demir her şeyi anlamıştı. “Binbaşı Kurt Demir Karakan.” dedi ve bitirdi. Bu yeterdi diye düşünüp merkezden çıkarken Sami lafa girdi. “Kurt mu? Geceleri de uluyor mudur acaba?” “Duydum seni üstçavuşum!” diye bağırdı Kurt Demir Karakan. Sami yerine mıhlanırken Arkan Uraz gülmekle yetindi. Polat da onun gittiğinden emin olduktan sonra konuştu. “Adamın kulaklar zehir gibi. Biraz dikkat etsek iyi olacak.” dediğinde Arkan Uraz başını salladı ve ayağa kalktı. “Bence de dikkat edin.” diye mırıldandı. “Dosyayı inceleyeceğim, sonra bizim odada buluşuruz. Şimdilik dağılabilirsiniz.” dediğinde Karakan timi ayağa kalktı. “Anlaşıldı komutanım.” dedi ekip, Arkan Uraz o zaman işte aceleyle dışarı çıktı ve sakin bir kafayla dosyayı okumak için ve tabiki gözden uzak olmak için kendi odasına girdi ve masasına yerleşti. “Bakalım bu adam kimmiş ve derdi neymiş?” diye mırıldanıp dosyayı incelemeye başladı. Akgün Şahoğlu, 53 yaşında. Uluslararası ticaret yapan bir şirkette yönetici. Dış ticaret ile uğraştığı için pek çok ülke ile bağlantıları mevcut. Ve listenin devamında bu ülkelerin isimleri geçiyordu. Karısının adı Nilay Şahoğlu. 49 yaşında. Kızı Yıldız Şahoğlu, 26 yaşında. Tıp fakültesi mezunu, yurt dışında okumuş ve bir sene kadar önce ülkeye girişi gerçekleşmiş. Akgün Şahoğlu’nun karısı ve kızından başka kimsesi yoktu. En azından kayıtlarda daha fazlası yazmıyordu. Bir akraba ya da bir eş dost yoktu. Arkan Uraz dosyayı okuyor ve bir yandan da belleğine tüm bu bilgileri kazıyordu. Akgün Şahoğlu’nun en çok bulunduğu yer ise Ankara’daki küçük bir pavyondu. Oraya sıklıkla gittiği ekipler tarafından tespit edilip not alınmıştı. Arkan Uraz pavyonun adresini ve Akgün Şahoğlu’nun ev adresini not alırken dikkatini de bir an olsun dağıtmamaya çalışıyordu. Kurt Demir Karakan bu görev için onu seçtiği için kendisini fazlasıyla sorumlu hissettiğinden olsa gerek bu iş için varını yoğunu vermeye hazırdı. İşte tam da bu yüzden görevi bizzat kendisi devralacaktı. “Bakalım o pavyona gitmenin sebebi ne Akgün Şahoğlu?” dedi heyecanla. İlk özel görevi değildi ama heyecanını en derinden hissetti. Komutanını hayal kırıklığına uğratmak istemiyordu. En yakın zamanda o pavyonu ziyaret edecek ve neler olup bittiğini anlayacaktı. Kendine bunu en önemli vazife bilip aldığı notlarla beraber dosyayı okumaya devam etti. Ve her satırda, her sayfada Akgün Şahoğlu’nun nasıl bir pislik olduğunu, nelere kanlı imzasını attığını anlamış oldu. Böylelerinin hak ettiği ölümdü ama gel gör ki önce albayı sağ salim bulması gerekiyordu. Ancak ondan sonra Şahoğlu da ölümü tadacaktı. ~ ~ ~ ~ ~
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE