POYRAZ KARAKURT
Başımı yastıktan kaldıramayacak kadar yorgundum. Nerede olduğumu bile kestiremiyor olmam sabaha kadar çalışmamdan ve bir an olsun dinlenmememden kaynaklanıyordu. Bugün bir mülakatım vardı ve kalkmalıydım. Dövüş kulüplerinden birinde uzun zamandır eğitim alıyordum. Lisansımı yakın zamanda elime aldığımda profesyonel anlamda eğitim vermeye başlayabilecek ve hatta kendi iş yerimi açabilecektim. Bu benim için kolaydı. Zor olan bendim. Yaşantım legal işlere pek uymuyordu. Ayriyeten uzun zamandır eğitim koçumdan gizli yer altı kafes dövüşlerinde dövüşüyordum ve bu işi çok seviyordum. Bana kendimi iyi hissettiriyordu. Bağımsız ve özgür olduğumu hatırlatıyordu. Ayrıca kural tanımak istemeyen yapım bütün kuralları yok sayan kafes dövüşünce can buluyor gibiydi.
Öyle ya da böyle ani bir hızla yataktan fırlayıp duşa girdim. Salona gidip en azından bir saat bile olsa antrenman yapmalı ve ısınmalıydım. Havluyu sırtıma geçirdim ve iyice kurulanıp kendimi dışarı attım. Salona vardığımda beni karşılayan Özgür’dü. Herkesin hayatında olması gereken nadir bir insandı Özgür. Kimseye bulaşmaz ve kimseyle derdi olmazdı. Zor sinirlenir kolay affeder ve çokça da saftı. Her şeyin yanında onun zekâsı tartışılmazdı. Onunla her konuda yarış halinde olunabilirdi fakat onu aptal yerine koymak asıl aptallık olurdu.
Özgür beni görür görmez sarıldı ve elini omzuma atıp sıvazladı.
‘’ Yorgun görünüyorsun ama haklısın. ‘’ dedi ve nefes bile almadan devam etti. ‘’ Biliyorum. Dün bara gelmediğim için sabaha kadar tek başına çalışmak zorunda kaldın ama sana neden gelmediğimi açıklayabilirim. Telefonum kapalıydı. Evet. Şimdi diyeceksin ki madem telefonu kullanmıyorsun neden yanında taşıyorsun? Haklısın. ‘’
Sözünü kesip araya girdim.
‘’ Özgür. Ne saçmalıyorsun kardeşim? ‘’
Özgür omuzlarını düşürdü.
‘’ Dün gelmedim ya hani… ‘’
‘’ Olabilir. Benim genelde yaptığım şey bu. Kendini bu kadar üzme. ‘’ Omzuna iki kere vurdum ve içeri girdim. Dolaplara ilerleyip içinden bir yüz havlusu çıkardım. Peşimden geldi.
‘’ Doğru ama sorumlu hissettim kendimi. ‘’
‘’ Hissetme. ‘’ dedim gülümseyerek. ‘’ Hem bak. Belli ki kendine zaman ayırmışsın. Yüzün aydınlanmış. Bahse varım sabaha kadar uyudun. ‘’
‘’ Aslında… ‘’
‘’ Yüzünde yastık izi var Özgür. Tabi bunu başka biri yapmadıysa… ‘’ Ortak salona doğru yürürken Özgür yine peşimden geliyordu.
‘’ Bunu nasıl anlıyorsun? Ayrıca uzun zamandır dışarı çıktığımız mı var? Biraz dışarı çıksak? İnsan yüzü görsek? Belki yastık izinden kurtuluruz. Ne dersin? ‘’
Elime geçirdiğim eldivenleri sıktım ve kum torbasına vurmaya başladım. Özgür hala konuşuyordu.
‘’ Bugün maskeli parti varmış. Şirketler arasında bir parti ama tanıdıklar bizim için de iki bilet ayarladı. Ne dersin? ‘’
‘’ Maskeli parti ve ben. Öyle mi Özgür? ‘’
‘’ Evet. ‘’
Durdum ve Özgür’e döndüm.
‘’ Neden tüm gün uyudun? Önce onu söyle. ‘’ dedim kaşlarımı çatarak. ‘’ Problem iş değil. Onları kendim halledebilirim ama söyle bakalım. Sorun neydi? ‘’
‘’ Savaş canımı sıktı biraz. Mülakatlar yaklaştığından beri uğraşıyor. Yine benimkiler hakkında atıp tuttu. Bel altı vurmaya çalışıyor ama sabrediyorum. Bu sefer biraz ağırdı. Kız kardeşimle birlikteymiş. Öğrendiğimde çok geçti. Derdi kız kardeşim değildi. Bendim. Bu yüzden kavga ettik. O bana sürekli berbat aile düzenimi hatırlatıyor ve bende sürekli düşünüyorum. Bu kadar. ‘’
‘’ Hala daha onu kum torbasına çevirmemem için ısrar edecek misin? ‘’ dedim dişlerimi öfkeyle sıkarak.
‘’ Birileri beni anıyor sanırım. ‘’
Arkamdan gelen sesle aniden döndüm. Savaş, kapının önünde durmuş dalga geçer gibi gülüyordu. Hiç düşünmeden ona doğru yürüdüm ve olanca gücümle başımı alnının ortasına geçirdim. O yerde kanlar içinde yatarken Özgür’e döndüm.
‘’ Eee neredeymiş bu maskeli parti. Hazırlanıp gidelim. ‘’
Özgür, yüzündeki ifadeyi hemen değiştirdi ve gülümseyip başını aşağı yukarı salladı. Onunla ortak bir bar işletiyoruz. O kadar çalışkan ve azimli ki gözlerinde bunu görememek imkansız. Ailemde veya hayatımda ondan başka güvenebileceğim kimsem yok ve onu da kaybetmek, onu üzgün görmek hayatımda en son isteyeceğim şey olur. Bazen hayat öyle bir duruma geliyor ki insan hiç yapmam dediği şeyleri sevdikleri uğruna yapabiliyor… Bu arada… Ben kim miyim?
Hayatının büyük bir bölümünü gizli kapaklı işler yaparak yaşayan, yasal olmayan bütün olaylara karışan, olaysız geçen bir günü bile olmayan, zamanında hayvan gibi sevmiş ama sevdiği kadını gözlerinin önünde kaybetmiş, annesini gözleri önünde aynı sevdiği kadın gibi diri diri yanarak öldüğünü görmüş ve bir şey yapamamış, intikam hırsının kan yerine damarlarında dolaşan bir sıvı haline gelmiş, öldürücü derecede soğukkanlı, sevdiği insanların kılına zarar gelirse dünyayı yıkacak kadar gözü kararmış bir adamım. Öyledir ki şu hayatta tek sahip olduğum dostum, sırdaşım haricindeki herkesi gözümü bile kırpmadan hayatımdan çıkarabilecek iradeye sahibim. Ve asla pişman olmam. Namı diğer KARAKURT. Lakabım soyadımdan gelir. Ben ki aşka inanmayan, aşkı kalbine sevdiği kadın öldü diye gömen insanım. Nerden bilebilirdim ummadığım bir kadının beni ummadığım bir adama dönüştüreceğini... Nerden bilebilirdim bu kadının hayatımın merkezi olabileceğini ? Nerden bilebilirdim gecemin karanlığına bir güneş gibi doğabileceğini. Bu sert adamın bir zaafı olabileceğini.. Kalbi yosun tutmuş bu adamın ağzından böyle kelimeler çıkabileceğini ? Ağzından küfür değilde sevdiği kadın için edebi kelimeler dökülebileceğini ? Aşık olmaktan kaçtıkça aşka sürüklenen bir adam olabileceğimi hiçbir zaman düşünemezdim. Aşkın böyle bir illet olabildiğini düşünemezdim. Kendim gibi yaralı biriyle tanışabileceğimi düşünemezdim. Hikayemin böyle başlayacağını ve başladığı gibi devam etmeyeceğini düşünemezdim. Kalbimi bir ekmek gibi ikiye ayırıp diğer yarasını karşımdaki kadına verebileceğimi düşünemezdim. Ben ki… Ben Poyraz Karakurt. Bu kalbi iki kişilik bir odaya çevireceğimi ve birini sevdiğim kadına verebileceğimi düşünemezdim. Bir odaya onu kilitleyeceğimi diğer odaya da kendimi. O aynı kalpte bile birbirimize ulaşamayacağımızı düşünemezdim…
-.-
Poyraz KARAKURT
Özgür'ün evinin önünde bekliyordum. Araba camının tıklatılması üzerine pencereyi açtım ve dışarı baktım. Özgür üstüne siyah bir smokin giymişti ve oldukça yakışıklı duruyordu. Neden arabaya binmediğini anlayamadığımdan kendisine garip bir bakış attım.
'' Selam kardeşim. '' dedi Özgür arabanın kapısını benden önce açarak. Dışarı çıktım ve Özgür'ün karşısına dikildim.
'' Selam. Hayırdır bir problem mi var ? '' dedim onu süzercesine.
'' Hayır yok. Hava alalım biraz. İçeride bunaldım. ''dedi gülerek. Bir şeyi yok gibiydi. Endişeli gibi de durmuyordu ama ters giden bir şeyler vardı mutlaka. Bunu en kısa zamanda anlardım. Ortamı yumuşatmak için onu baştan aşağıya tekrardan süzdüm ve omzuna hafiften vurdum.
'' Vay! Süper olmuşsun. Smokin yakışmış '' Özgür benden beklemediği tepki karşısında afallasa da ses çıkarmadı. Güldü.
'' Sağol kardeşim de sen neden üstünü giymedin? ‘’
'Arabayı işaret ettim.
'' Aceleyle çıktığımdan eşyaları arabaya bıraktım. Orda giyerim. '' Özgür söylediklerimden memnun bir şekilde güldü ve yolcu kapısına geçti.
Arabaya bindiğimizde bir tane sigara yaktım. Özgür pencereden dışarı bakarken derin düşüncelere dalmıştı.
‘’ Bugün aşık olacaksın. ‘’
‘’ Ne? ‘’ dedim aniden. Özgür’e garip bir şekilde baktığımın farkındaydım ama o da çok normal bir cümle kurmamış gibiydi.
‘’ Aşık olacaksın. ‘’ dedi tekrarlayarak. ‘’ Göreceksin. Bu üstündeki serseriliği ve boşvermişliği üstünden alacak biri çıkacak karşına. ‘’
‘’ Nereden çıktı bu şimdi? ‘’ dedim gülerek. ‘’ Ben ve aşık olmak. Ne kadar uzak olduğunu biliyorsun. Onca şeyden sonra… ‘’
‘’ İddiasına girmek ister misin? ‘’
‘’ Hay hay. ‘’ dedim parmağımı uzatarak. ‘’ Sonuçta hormonlarım bana ait. Hem kimse kimsenin yüzünü görmeyecek. ‘’
‘’ Birini sevmen için… ‘’ dedi ve parmaklarını iki gözüne çevirdi. ‘’ Birinin gözlerinin içine bakman yeterli… ‘’
Derin bir nefes aldım ve iddiaya girdim. Eğer kazanırsa ona tenis takımı almam için bana adeta yemin ettirdi. Parti yerine geldiğimizde arabayı park ettim ve smokini aldım.
‘’ Özgür sen gir. Ben şu kabinde hazırlanıp geleceğim. ‘’
‘’ Tamam. ‘’ dedi Özgür ve tam giderken arkasını döndü. ‘’ Bu arada geç kalma. Çünkü belli bir saatten sonra çift olmadan almıyorlar. ‘’
-.-
Hazan KARASU
'' Keşke evde giyinip gelseydin Hazan. Geçte olsa beklerdim. ''
Mira her zamanki gibi huysuzlanırken elbisemi aldım ve arabayı kilitledim.
'' O elbiseyle arabayı süremezdim canım. Sen geç partiye ben hemen geleceğim. ''
-YAZARDAN-
Kadınların ve erkeklerin giyinme kabinleri karşı karşıyaydı. Yani her iki taraftan çıkan telaşlı insanların çarpmamaları mümkün değildi. Tabi bu insanlar arasında Poyraz ve Hazan'da vardı... Poyraz daha çarptığı kişiye bakmadan yere düşen papyonu almak için eğildi diğer taraftan da söylenmeye başladı.
‘’ Yavaş olsana biraz! ‘’
Poyraz eğildiği yerden kalktı ve ne olduğunu anlamayan kadına doğru kafasını çevirdi.
Poyraz karşısındaki kadına bakarken vücudu alev olmuştu adeta. Tüm duyularıyla her yerini teker teker inceliyordu. Kahverengi saçlar, Şakaklardan çeneye doğru darlaşan bir yüz, pastel renginde muhteşem dudaklar, bal rengi ve ela rengin muhteşem birlikteliğinden dolan gözler, mankenlere taş çıkartacak kadar güzel bir vücut. Poyraz için kadın dediğin tam olarak böyle olmalıydı. Göğsünden dar straplez aşağıya doğru genişleyen uzun haki rengi bir elbise. Boynuna taktığı zarif inci kolyesi. Kıvrımlı hatları hiç olmadığı kadar ortaydı. Poyraz bir an sinderella'nın prensten kaçarken kendisine çarptığını düşündü. Hangi kadın bir masal kahramanından daha güzel olurdu ki. Ne gözlerini ayırabildi kadının gözünden ne de düşmemesi için tuttuğu ellerini...
'' Ben ben çok özür dilerim. Gitmem gerek.'' dedi Hazan ellerini geri çekerek.
Poyraz arkasına bakmadan giden bu güzel kızın ardından kalakalmıştı. Biranda kendine tokat attı ve kendine geldi. Toparlandı.
'' Ne oluyoruz Poyraz! Kendine gel oğlum. Hep Özgür yüzünden bunlar.''
Poyraz partiye gireceği salona doğru yürüdü. Kapının önünde çarptığı kadının görevliyle olan konuşması vardı.
'' Hanımefendi girmek için geç kaldınız. Bu saatten sonra sadece çift olarak alıyoruz.''
'' Ne demek giremem? Ne saçma şey bu ? ''
''Bakın giremezsiniz diyorsam giremezsiniz, zorluk çıkartmayın.''
'' Ne biçim iş bu? '' dedi Hazan nefesini bir hışımla dışarı vererek. Altüstü beş dakika geç kalmıştı. Poyraz durumu anladığında hemen Hazan'ın yanına giderek koluna girdi. Hazan beklemediği durum karşısında afallarken Poyraz Hazan'ın gözlerinin içine bakarak Hazan'ın elini öptü.
'' Sevgilim çok bekletmedim umarım.'' Hazan şaşkın bakışları arasında tam bir şey diyecekken görevli araya girdi.
'' Merhaba beyefendi. Hanımefendi partneriniz mi? '' dedi Poyraz'a dönerek.
'' Evet bir problem mi vardı? ''
Poyraz adama sert bir bakış attı. Bu bakıştan etkilenen sadece görevli değildi. Hazan Poyraz'ın hırçın, sert ve bir o kadar da çekici bakışlarına bakakaldı.
'' Hayır hayır. Tabi buyurun girebilirsiniz. ''
'' Teşekkürler.'' dedi Poyraz büyük bir seri kanlılıkla.
Poyraz Hazan'ın koluna girerek içeri girerken ikiside hiçbir şey demiyordu. İkiside parti alanına girene kadar. Hazan Poyraz'ın elinden kurtardığı kolunu sert bir şekilde Poyraz'ın karın boşluğuna geçirdi. Poyraz alaylı şekilde inlemiş hareketi yaparken Hazan'ı sinirden kışkırtıyordu.
''Güzel olduğu kadar vahşi bir kadın? İyiymiş. '' dedi yerinde doğrularak.
'' Sen kim oluyorsun da benimle böyle samimi olabiliyorsun ? '' dedi Hazan ela gözlerini Poyraz'ın mavi-yeşil gözlerine dikerek. Her an onu orada öldürecekmiş gibi duruyordu. Çünkü daha önce böyle bir şeyle karşılaşmamıştı. Yani daha kötü şeyler yaşamıştı ama böyle bir durumu yaşadığı söylenemezdi.
''Dışarıda rahatsız gibi değildin ?'' dedi Poyraz alaylı sesiyle.
'' Küstah. ''
'' Vahşi ve nankör. ''
''Ben miyim nankör? Küstaha bak? Bana çarpan sensin ve neler diyorsun? Ayrıca bunu bana zaten borçluydun. ''
''Yüzündeki maskeye mi güveniyorsun küçük hanım? '' dedi Poyraz aniden gelen sert sesiyle.
'' Ne alakası var? '' dedi yutkunarak.
''Çünkü ben bu gözleri nerde görsem hatırlayacağımda ondan. '' Poyraz gözlerini ezberlercesine Hazan'ın gözlerine dikti ve öylece durdu.
‘’ Deli! ‘’
''Herkes öyle der.'' dedi Poyraz sırıtarak.
Hazan Mira'nın yanına Poyraz'da içki almak için açık büfeye doğru gitti. İkisinin de ilk karşılaşmaları pek güzel geçmemişti...