Hazan, hastane işlemlerinin tamamlanmasının ardından sonunda çıkışını yapıyordu. Üstünü giyinip danışmana ilerlediğinde Mira telaşla yanına yaklaştı.
‘’ Bak. Eminsin değil mi? Ağrın yok değil mi? ‘’
‘’ İyiyim Mira’cım. Ağrım yok. ‘’ dedi Hazan gülümseyerek. Danışman kızın uzattığı bir dosyayı inceledi ve imzaladı. Hastaneden kaçtığı ve yarasını kanattığı için ufak tefek maddelerden oluşmuş bir dizi önlemle ilgili şeylerdi.
‘’ Beni görmek için gelen oldu mu? ‘’ dedi Hazan merakla. Danışman kız düşündü.
‘’ Çok sayıda insan geldi efendim. İnanın sadece hasta dileklerini kabul edip gönderdik. ‘’
Hazan başıyla onayladı. Tam çıkacakken geri döndü.
‘’ Peki hiç beni görmek için ısrar eden biri oldu mu? ‘’
Hazan tereddütle sormuştu bu soruyu. Mira’da anlamayan gözlerle bakıyordu.
‘’ Doğrusu biri telaşla geldi. Bir beyefendiydi. Sizi görmek için epey direndi fakat doktor beyin izni yoktu. Başhekimimiz onu iyi olduğunuza ikna edince gitti. ‘’
Bu kişi Poyraz olabilir miydi? Peki, neden onu görememişti? Gerçi artık bir önemi yoktu.
Hazan ve Mira çıkıp arabalarına ilerlediğinde Mira Hazan’ı durdurdu. Peşlerinden koşarak gelen, nefes nefese kalmış Arda’yı gördüklerinde telaşlanmışlardı.
‘’ Arda ne bu hal? Ne oldu? ‘’
Arda derin bir nefes aldı ve Hazan’a yaklaştı.
‘’ Sizi göremeyeceğim sanmıştım. Biraz koştum. ‘’ dedi Arda. ‘’ Benim sana söylemem gereken bir şey var. ‘’
‘’ Dinliyorum. ‘’ dedi Hazan.
‘’ Eğer iyi hissedersen seni yarın akşam yemeğe çıkarmak istiyorum. Tabi sen de istersen? ‘’
Mira kıkır kıkır gülerken Hazan ona susması için bakış attı.
‘’ Doğrusu pek havamda değilim. ‘’ dedi Hazan.
‘’ Değişiklik olurdu. Hem yanında ben olacağım. Korkma. ‘’ Arda Hazan’ın koluna dokundu. Hazan düşündü. Belki de hayatına normal bir şekilde devam etmeli her şeyi geride bırakmalıydı. İlk adımı böyle atabilirdi.
‘’ Olur. Tamam. Çıkarız. ‘’ dedi Hazan gülümseyerek. Arda yüzündeki tebessümü arttırarak gülerken Mira ikisine de hayranlıkla bakıyordu. Arda onlara veda edip uzaklaşırken Mira şoför koltuğuna geçti.
Hazan’da arabaya bindiğinde arabada sessizlik hakimdi. Hazan daha fazla dayanamadı.
‘’ Tamam. ‘’ dedi pes edercesine. ‘’ İçinde tutarsan patlayacaksın. Ne söyleyeceksen söyle.’’
Mira kahkahalarla güldü.
‘’ Sana deli gibi aşık. ‘’ dedi gülerek.
‘’ Değil Mira. Sadece o öyle sanıyor. ‘’
‘’ Hayır. Gözlerini senden alamıyor. Senin için endişeleniyor. Bu çocukluk onu tanıdığımızdan beri seni seviyor Hazan. ‘’
Hazan ofladı.
‘’ Sadece hoşlanıyor Mira. Aşk onun sandığı gibi bir şey değil. O da farkına varacak bunun.’’
‘’ Seviyor. ‘’
‘’ Neyse ne. ‘’ dedi Hazan. ‘’ Sadece bir akşam yemeği işte… ‘’
‘’ Sadece bir akşam yemeği olarak kalmamalı. Hayatına devam etmelisin. O ne kadar harika biri görmüyor musun? Seni çok mutlu edebilir. Çok iyi bir doktor… Çok iyi bir hastanede görevli ve işinde de çok iyi. Neden olmasın ki? Seni el üstünde tutacak. Bir aile kurabilirsin Hazan. Onunla mutlu olabilirsin. ‘’
‘’ Mira lütfen… ‘’ dedi Hazan başını ovalayarak. ‘’ Şuan bunları düşünemem. Yorgunum.’’
‘’ Peki… Eve gidene kadar susuyorum. Fakat şunu bil eve gittiğimizde seninle konuşacak çok önemli konularımız var. ‘’
‘’ Tamam. ‘’ dedi Hazan ve başını cama yasladı. Bir aile kurmak… Birini sevmek… Olabilirdi. İstiyordu fakat onun Arda olduğuna emin değildi.
-.-
Hazan ve Mira eve gelmişti. Mira Hazan’a yiyecek bir şeyler hazırlamak için mutfağa girdiğinde Hazan salona ilerledi. Masanın üzerinde duran sürahiden kendine bir bardak su doldurdu ve tek dikişte içti. İçi soğumuyordu bir türlü. Düşünceler her dakika daha da artıyordu. Ona bu kadar kısa sürede nasıl bağlanabilirdi? Ya da aralarındaki bu her neyse onu neden bu kadar etkilemişti? Ona o parkta sıkıca sarıldığında kulağına tekrar görüşeceklerini fısıldamıştı. Ne kadar aptaldı. Poyraz için Hazan’ın hiçbir önemi yoktu. Onunla birkaç saatini geçirdi diye onun için önemli olduğuna kendini nasıl inandırmıştı? Bir bardak su daha doldurdu ve hızlıca içti. Masanın üzerinde duran kartvizite gözü iliştiğinde kaşlarını çatıp eline aldı. Üstünde Poyraz’ın ismi vardı. Bir de Özgür denen bir adamın. Özgür muhtemelen Poyraz’ın kaçırılan arkadaşıydı. Sahi ona ne olmuştu? Kurtulabilmiş miydi? Poyraz onu bulmuş muydu? Hazan o kadar çok soru yığını içinde kalmıştı ki aklını kaçıracaktı. Kartviziti yırtıp şömineye doğru fırlatırken Mira elinde bir tepsiyle içeri giriyordu.
‘’ O da ne? ‘’ dedi Mira Hazan’ın eline bakarken.
‘’ Önemli değil. Kâğıt parçası. ‘’
Mira, tepsiyi masanın üzerine koydu.
‘’ Yemeğini ye ve ilaçlarını iç. Daha sonra konuşmaya başlayalım. ‘’
Hazan denileni yaptı ve yemeğini yedi. İlacını da içtiğinde Mira onu bekliyordu. Konuşmak için epey ısrarcıydı anlaşılan.
‘’ Anlatacak mısın? ‘’ dedi Mira. Hazan derin bir nefes aldı.
‘’ Nereden başlasam bilmiyorum. ‘’ dedi Hazan. Gözleri dolmuştu. Ondan birine bahsetmek garipti.
‘’ En başından başla. ‘’ dedi Mira.
‘’ Parti günü… ‘’
‘’ Parti günü mü? ‘’
‘’ Parti günü üstümü değiştirmek için kabine girmiştim. Çıktığımda biriyle çarpıştım. ‘’ Hazan o anları hatırladı. Poyraz’ın mavi yeşil renkli ender rastlanan o güzel gözlerini gördüğünde nasıl etkilendiğini hatırladı. Başını iki yana salladı.
‘’ Daha sonra parti salonuna girmek istedim fakat gecikmiştim. O da girmemde istemeden yardımcı oldu diyelim. ‘’
‘’ İstemeden? ‘’ dedi Mira kaşlarını kaldırarak. Hazan devamını ve o gece yaşadığı her şeyi teker teker anlatırken Mira onu şaşkınlıkla dinliyordu.
‘’ Nasıl yani? ‘’ dedi Mira. ‘’ Sen hiç tanımadığın o adamla birlikte onun arkadaşını aramaya mı gittin? ‘’
‘’ Ona yardım etmek istedim Mira. Onu görmeliydin. Delirmiş gibiydi. Arkadaşına ulaşamadığında, onun yardım isteme sesini duyduğunda kocaman adam sanki gözlerimin eninde eridi. Hem babamdan kalan şu ıvır zıvır birkaç eşyayı hala arabamda taşıyorum. Sinyal bulmak için işime yaradı. ‘’
‘’ Ya sen de tehlikeye girseydin Hazan? ‘’
‘’ Ama girmedim. O gün arabada uyuyakalmışım. Uyandığımda da onun yatak odasındaydım zaten. ‘’
‘’ Yatak odasında mı? ‘’ Mira şaşkınlıkla baktı.
‘’ Düşündüğün gibi bir şey değil. Beni kendi yatağına yatırmış. Kendisi salonda koltukta uyuyakalmış. Sonrasında beni kovdu zaten.‘’
‘’ Senin gibi güzel bir kızı bulmuş ve evden mi kovmuş? ‘’
‘’ Bilmiyorum. Bana tehlikeli olduğunu, bana istemeden de olsa zarar verebileceğini söyledi. Arkadaşı hakkında tek kelime etmedi. Daha sonra da arabada künyesini düşürdüğünü fark ettim. Önemli olduğunu düşündüğüm için vermek istedim ve onu aradım. ‘’
‘’ Kendisi gelip alsaydı Hazan. Neden sen götürdün? Gerçekten künye için mi yoksa onu görmek için mi? ‘’
‘’ Mira… Bilmiyorum. Gittim işte. ‘’
Daha sonra Hazan o gün olanları da anlattı. Mira hala şaşkındı. Ağzı açık dinliyordu.
‘’ Seni orada öylece nasıl bırakabildi? ‘’ dedi Mira dehşetle.
‘’ Emin ol bu soruyu bende kendime defalarca sordum. Hatta kendisine… ‘’ Hazan gözlerini Mira’dan kaçırdı. Mira kaşlarını çattı.
‘’ Sen havaalanına onun için mi gittin Hazan? ‘’
Mira oturduğu yerden kalktı ve Hazan’ın yanına geldi. Hazan başıyla doğruladı. Daha fazla kendini tutamayarak ağlamaya başladığında Mira ne yapacağını şaşırmıştı. Hazan’ı kendine çekti ve sıkıca sarıldı.
‘’ Neden beni bırakıp gitti Mira? ‘’ dedi Hazan hıçkırıklarının arasından. ‘’ Bir insan neden bu kötülüğü yapar ki? Neden… ‘’
‘’Şşş… ‘’ dedi Mira Hazan’ın saçlarını öperek. Hazan’ın yüzünü ellerinin arasına aldı ve dikkatle gözlerinin içine baktı.
‘’ Çok utanıyorum Mira. ‘’ dedi Hazan gözyaşları yanaklarına süzülürken. ‘’ Onu daha tanımadan ona bu kadar kapıldığım için kendimden de senden de utanıyorum. Özür dilerim.’’
‘’ Hissettiğin şeyler için özür dileme… ‘’ dedi Mira. ‘’ Belli ki o gün o partide sana söylediğim şeyler seni gerçekten etkilemiş… ‘’
Hazan parti gününü düşündü. Mira’nın aşkla ilgili sözlerini… Bu öyle bir şey değildi. Kendini her defasında kandırmayı nasıl da başarıyordu.
Mira Hazan’a sıkıca sarıldı.
‘’ Yarın yepyeni bir gün olsun. ‘’ dedi. ‘’ Güzelce hazırlanıp Arda’yla o yemeğe git ve tamamen kendin ol. Her şeyi geride bırak. Tamam mı? ‘’
Hazan başını aşağı yukarı salladı ve Mira’nın dizlerine başını koyup derin bir uykuya daldı. Mira Hazan’ın saçlarını okşarken Poyraz’ın yaptıklarını düşündü. Anlam veremediği çok şey vardı.
-.-
Hazan ertesi günü hazırlanmak için odasına geçtiğinde yüzüne sertçe vuran rüzgarla yerinde kalakaldı. Pencere sonuna kadar açıktı. Kendisi açmamıştı. Pencereyi hemen sıkıca kapattı. Mira’nın açmış olabileceğini düşündü. Üstünde çok durmadan dolabına ilerledi ve içinden bir gece elbisesi çıkardı. Saçlarını açıp hafif bir makyaj yaptı. Güzel görünüyordu. Omzundaki yara düne oranla daha az ağrılıydı. Ağrı kesiciler iyi geliyordu. Hazırlanıp alt kata indi ve Mira’nın karşısına geçti.
‘’ Nasıl? İyi mi? ‘’ dedi etrafında dönerek. Mira gülümsedi.
‘’ Muhteşemsin canım benim. ‘’ Mira, Hazan’a doğru ilerledi ve elinde tuttuğu gümüş bilekliği yavaşça Hazan’ın bileğine taktı.
‘’ Bana hep uğur getirdiğine inandım. Sanki beni her şeyden koruyor gibi… Sana da uğur getirsin… ‘’ Hazan dolan gözlerini sildi ve Mira’ya sarıldı. Kapının çalmasıyla ikisi de ayrıldı. Mira kapıyı açtığında Arda içeri girdi. Siyah bir takım elbiseyle duruyordu.
‘’ Seni beyazlar içinde görmeye alışmışız. ‘’ dedi Mira gülerek. ‘’ Böyle görmek daha hoş…’’
‘’ Seni memnun edebildiysek ne hoş Mira Hanım. ‘’ dedi Arda Mira’ya gülerek. Arda Hazan’a döndü.
‘’ Ne kadar hoş olmuşsun. Çıkalım mı? ‘’
‘’ Olur. ‘’ dedi Hazan. İkisi de çıkıp arabaya ilerledi. Hiçbir şey konuşmuyorlardı. Arda söze girdi.
‘’ Omzun nasıl? Ağrın var mı? ‘’
‘’ Daha iyi. ‘’ dedi Hazan. ‘’ İyiyim. ‘’
‘’ Güzel. ‘’ dedi Arda. ‘’ Pansuman için bir gün uğrarım. ‘’
‘’ Olur. ‘’ Hazan camdan dışarı baktı. Lunaparkın önünden geçiyorlardı. Gözüne dönme dolabı çarptığında gözlerini oradan ayıramadı. Hemen orada birliktelerdi. Güneş batıyordu ve orada öylece bir ilki yaşıyorlardı. Nasıl da uzak bir gündü öyle. Sanki hiç yaşanmamıştı. Bir rüyayı andırıyordu.
‘’ Çok uzak yere götürmek istemedim. ‘’ dedi Arda ve lunaparkın hemen yanındaki restoranı gösterdi. Orası Poyraz’ın Hazan’a buluşmak için söylediği yerdi. Artık onu düşünmeyi bırakmalıydı.
Arabadan indiklerinde Arda Hazan’a yaklaştı.
'' Hazan. iyi misin? ''
'' İyiyim. ''
Hazan yüzüne rüzgar vurduğunda kendini daha iyi hissetmişti. Restorana girdiklerinde Hazan içeride kimsenin olmadığını fark etti. Bir masaya geçip oturduklarında Hazan Arda’ya döndü.
‘’ Burada bizden başka kimse yok mu? ‘’ dedi merakla.
‘’ Özel olsun istedim. ‘’ dedi Arda. Belli ki restoranı kapatmıştı.
‘’Ben biraz daha basit bir yemek sanmıştım aslında. ‘’ dedi Hazan kendini tutamayarak. ‘’ Bu kadarı biraz fazla değil mi sence de? ‘’
'' Daha fazla olması gerekirdi. ‘’ dedi Arda. ‘’ Lütfen tadını çıkar. ‘’
Hazan başını aşağı yukarı salladı. Yemek servisleri yapıldığında ikisi de sadece yemeklerini yiyordu. Arda sessizliği bozdu.
‘’ Sana karşı neler hissettiğimi biliyorsun. ‘’ dedi Arda Hazan’ın elini tutarak. ‘’ Karşılıksız olmaması için elimden geleni yapmaya hazırım. ‘’ Hazan nazikçe elini çekti. Arda Hazan’ın rahatsız olduğunu fark ettiğinde biraz bozuldu.
‘’ Aslında bunları konuşmak için çok erken. Yani… Ben… ‘’
‘’ Peki. Konuyu değiştirelim o halde. ‘’ Arda yutkundu. Alınmıştı fakat belli etmedi. '' Son zamanlarda yaşadığın bu tatsız olayla ilgili sonuç var mı merak ettim? '' dedi kaşlarını çatarak.
'' Bilmiyorum. Kim olduğunu bulmaya çalışıyorlar. ''
''Seninle uğraşan herhangi biri var mıydı? Rahatsız eden.''
'' Sanırım ek iş olarak dedektiflik yapıyorsun'' dedi Hazan gülerek.
'' Belki de sadece merak ediyorumdur. Güvende olmanı isterim. Ve de mutlu.''
O esnada ışıklar kapanmış yerini loş bir ortam almıştı. Bir garsonun elinde keman kutusuyla içeri girmesiyle Hazan gözünü kutuya döndürdü. Garson kutuyu Arda’ya verdi ve uzaklaştı.
Arda yavaşça kemanı kutusundan çıkarıp Hazan’a uzattı. Hazan yavaşça kemanı itti.
‘’ Bunu yapamam Arda. Ben onu çalamam. Biliyorsun. ‘’
‘’ Biliyorum. ‘’ dedi Arda gülümseyerek. ‘’ Ama denemen gerek. Bunu aşman gerek… ‘’
Hazan yavaşça elini kemanın yayına götürürken Arda ona bakışlarıyla güven veriyordu. Hazan dolan gözleriyle yayı eline aldı ve inceledi. O inceledikçe gözünde yaşadıkları canlanıyordu.
Korku… Hazan anne ve babasının yaşadığı yıllarda o henüz daha yedi yaşlarındayken keman öğrenmeye başlamıştı. Anne ve babasının Hazan’ı da alıp gittikleri bir partide Hazan’ın keman çalan bir kadını görmesi ve ona hayran kalmasıyla başlamıştı her şey. Hazan’ın bu ilgisini gören ailesi keman çalan kadınla görüşmüş ve ona kızlarına keman çalmasını öğretmesini teklif etmişlerdi. O kadının ismi Melek’ti. Neredeyse her gün Hazan’ın evine gelir ona keman öğretirdi. On beş yaşına geldiğinde bile hala görüşürler keman birlikte keman çalarlardı. Fakat bir gün evlerinde yangın çıkmış ve Melek Hanım Hazan’ın gözleri önünde diri diri yanarak can vermişti. Hazan’ı korumak için onun üstüne atlamış ve kendi hayatını riske atmıştı. Biri eğer Hazan’ı oradan çıkarmasaydı muhtemelen o da orada ölecekti. Hazan o olaydan sonra bir daha keman çalmamıştı. Keman çalmak demek o kâbusları tekrar tekrar yaşamak demekti.
Hazan, gözlerini sıkıca kapattı ve kemanı alıp çalmaya başladı. O nağmeler arasında kendini kaybederken Arda hayranlıkla Hazan’ı izliyordu. Hazan omzundaki yara ağrımasa daha da çalmaya devam ederdi fakat yarıda bırakıp gözlerini açtı.
‘’ Yaptım… ‘’ dedi Hazan gözlerinden yaş süzülürken.
'' Yaptın.''
Arda, Hazan’ın elindeki kemanı aldı ve masanın üzerine koydu. Daha sonra Hazan’a yaklaşıp yanağına değen gözyaşını sildi. Hazan içinde bir sıcaklık hissetti. Arda ona iyi gelebilir miydi? Onun yaralarını sarabilir miydi? Bir süre sessiz kaldıklarında gözleri birbirine kenetlenmişti bile. Arda'nın şehvetli bakışını ve doyulmaz açlığını görebileceği kadar yakınlardı birbirlerine...
Hala daha loş ışıkta duruyorlardı. Mumlar sebepsizce tek tek sönmeye başlamıştı. Sırayla. Her mum sönüşünde Arda biraz daha Hazan’a yaklaşıyordu. Mumların tamamen sönmesiyle Arda’nın Hazan’ın dudağına dudaklarına değdirmesi bir olmuştu. Hazan kendini aniden geri çektiğinde Arda defalarca özür diledi. Fakat onun özrünü de durmadan kırılan bardak sesleri yarıda kesmişti.
‘’ Ne oluyor? ‘’ dedi Hazan korkuyla. Etrafını göremiyordu.
‘’ Garsonlar yapmış olmalı. Hemen bakıp geliyorum. ‘’
'' Hayır. Arda gitme! Karanlıktan korkarım.'' dedi Hazan korkuyla.
‘’ Hemen geleceğim. Korkma. ‘’
Arda hızlıca gittiğinde Hazan telefonunu eline aldı ve ışığı açtı. Hiçbir yeri göremiyordu. Arda’nın gittiği yere baktı. Bir süre bekledikten sonra bir karaltı gördüğüne emin oldu. Oraya doğru ilerledi.
‘’ Arda. Sen misin? Sorun neymiş? ‘’ Hazan karanlığa doğru ilerledi. Orada birini gördüğüne emindi.
‘’Hazan. ‘’ Hazan korkuyla arkasına döndü. Arda’ydı.
'' Ödümü kopardın. ‘’ dedi elini kalbine götürerek. Daha sonra Hazan kaşlarını çattı ve arkasına baktı. Peki, o karanlıkta gördüğü de kimdi? Gözü mü yanılmıştı?
‘’ Şalterler atmış. Garsonlardan biri içeriye bir kedinin girdiğini düşünüyor. Bardakları devirmiş. Yaramaz işte. ‘’
Hazan derin bir nefes aldı.
‘’ Gidelim mi? Yorgunum da biraz. ‘’
‘’ Olur tabi. Ben seni bırakayım. ‘’
-.-
Eve gidene kadar ikisi de bir şey konuşmuyordu. Hazan, Arda’nın onu öpmeye çalışmasına kızmıştı fakat konuyla ilgili tek bir şey söylememişti. Onun duygularını anlıyordu fakat tüm bunlar Hazan’a fazla geliyordu. Eve vardıklarında Arda mahcup bir sesle özür diledi.
‘’ Yapmamalıydım. ‘’ dedi üzülerek. ‘’ Seni öpmeye çalışmamalıydım. Özür dilerim.’’
‘’ Bunları konuşmayalım. ‘’ dedi Hazan. ‘’ Ben bugün her şey için çok teşekkür ederim. Keman içinde… ‘’
‘’ Önemli değil. ‘’ dedi Arda. Hazan’a ilerleyip yanağını öptü. Hazan arabadan yavaşça inip eve girerken Arda hala arkasından bakıyordu. Hazan eve girip kapıyı kapattı. Mira Hazan’ın geldiğini fark ettiğinde koşarak Hazan’ın yanına geldi.
‘’ Eee nasıl geçti bakalım? ‘’ dedi Mira heyecanla. ‘’ Biraz erken mi döndünüz?’’
‘’ Yorgun hissettiğimi söylediğimde erken bıraktı. Her şey güzeldi. Yarın daha detaylı konuşuruz. ‘’ dedi Hazan ve ayakkabıları çıkarıp eline aldı. Yalın ayak merdivenleri yavaş yavaş çıktı ve odasına girdi. Aniden kaşlarını çatıp odayı dikkatle inceledi. Odanın penceresi yine açıktı. Ve bu sefer emindi. Bu pencereyi sıkıca kapatmıştı. Mira’ya seslendi. Mira elinde diş fırçasıyla yanında belirdiğinde güldü.
‘’ Pencereyi sen mi açtın? ‘’
‘’ Hayır. ‘’ dedi Mira. ‘’ Bir sorun mu var? ‘’
Hazan Mira’yı telaşlandırmak istemediği için gülümsedi.
‘’ Doğru ya çıkmadan önce açmıştım. Problem yok. ‘’ Mira banyoya doğru ilerlediğinde Hazan pencereyi kapattı ve camdan dışarı baktı. Pencerenin menteşelerinde bir sorun mu vardı yoksa kendisin de mi emin olamıyordu. Üstünü değiştirip yatağına girdi ve tüm günün yorgunluğunu atmak için derin bir uykuya daldı.
Fakat gecenin bir vakti kendisini gizliden gizliye izleyen adamın farkında değildi…
-.-