TANITIM ✨
Kimi aşklar konuşulmaz,
Sadece hissedilir…
Derine gömülür, unutulmuş gibi yapılır…
Ama bir gün, kader yeniden yolları kesiştirdiğinde, o aşk tüm suskunluğuyla ortaya çıkar.
Ömer Alpsoy, Alphan Aşireti'nin tek varisi.
Karadenizli bir annenin, Mardinli bir babanın tek çocuğu.
Disiplinli, sert, otoriter bir asker.
Babası hâlâ aşiretin başı olsa da, herkes Ömer’in geleceğin lideri olduğunu biliyor.
Çocukken çok konuşan o çocuk artık suskun.
Çünkü bir zamanlar söyleyemediği kelimeler, kalbinde koca bir düğüme dönüştü.
Sare Aksoy, geleneksel ve baskıcı bir ailenin kızı.
Sessiz bir annenin, sert bir babanın altında ezilmiş bir genç kadın.
Ama o sessizliğin altında güçlü bir zeka ve asi bir yürek var.
Liseyi ve üniversiteyi ailesinden gizli şekilde açıktan okumuş.
Sosyoloji mezunu. Hayatını kendi kararlarıyla kurmak istese de, kader onu başka bir yola sürüklüyor.
Yıllar önce aynı köyde büyümüş, çocukluk arkadaşlığı zamanla içten içe büyüyen bir duygusal bağa dönüşmüş.
Ama hiçbiri bu duyguları dile dökememiş.
Aralarındaki bağ hep yarım kalmış, hep eksik kalmış.
Zaman geçmiş, yollar ayrılmış.
Ta ki arkadaşlarının sayesinde yeniden karşılaşana kadar...
Çocukluk arkadaşları, artık büyümüş ve hayatlarına aşkla yön vermeye başlamıştır.
İki çift evlilik hazırlığı yaparken, Ömer ve Sare de istemeden aynı ortamlarda buluşur olmuşlardır.
Bu karşılaşmalar, geçmişin küllenmemiş izlerini yeniden alevlendirir.
Ve sonunda iki taraf da, farklı nedenlerle evlenmeye zorlanır.
Bir tarafta gelenekler, bir tarafta aile baskısı…
Ömer’in babaannesi ve babası bu evliliği aşiret için uygun bulurken,
Sare'nin babası ise "ya evlenirsin ya da..." tehdidini açıkça dile getirir.
Ama bu evlilik, ne aşkla başlar ne de mutlulukla.
İkisi de geçmişin kırgınlığını, söyleyemediklerini ve yarım kalanları sırtında taşır.
Ömer, dışarıya güçlü ama içinde parçalanmış bir adamdır.
Sare ise herkese boyun eğiyor gibi görünse de aslında içten içe savaşan bir kadındır.
Bu bir peri masalı değil.
Bu bir "zorunlu evlilik" hikâyesi hiç değil.
Bu, iki yaralı kalbin, yıllarca birbirinden kaçtıktan sonra aynı çatının altında birbirini yeniden tanıma,
yeniden hissetme, yeniden sevme ihtimaliyle yüzleşme hikâyesi...
Bir yanda gelenekler, aşiret baskısı, suskunluklar...
Diğer yanda yarım kalan bir çocukluk aşkı, yeniden doğan duygular ve beklenmedik yakınlaşmalar...
"Yüreğin Bildiği", suskunlukların içindeki en gürültülü sevdayı anlatır.
Bazen bir bakış, bir kelimeden daha fazlasını fısıldar kalbe.
Ve bazen, kader seni hep kaçtığın yere geri getirir.
Bu hikâyede neyin doğru neyin yanlış olduğunu,
Kalbin bildiği yolda yürürken birlikte keşfedeceğiz...
---