Rüzgar'dan
"Ben Anka'yı hastaneye götürüyorum. Siz de polisler gelene kadar bu herifin başından ayrılmayın." dedim. Barlas zorla polisi aramıştı. Ne gerek varsa. O herifin cezasını bizde verebiliriz.
Anka'yı kucağımda kanlar içinde arabama götürdüm ve arka koltuğa yatırdım. Anka acı ile yüzünü buruştururken kendime lanet okudum. Neden vaktinde yetişmedim ki?
Piç herif birde kızı sütyen şort ile bırakıp kelepçelemiş. Hastaneye vardığımızda hızla Anka'yı tekrar kucağıma aldım.
Hastaneye girdiğimizde yere damlayan kanları ve Anka'nın durumunu görenler çığlık atıyor ya da şok içinde kalıyorlardı.
Hemşire ve doktorların bizi fark etmesi uzun sürmedi.Hızla yanımıza geldiler ve Anka'yı sedyeye yatırdılar. Onlar Anka'yı götürürken ben arkada Anka'nın kanı ile boyanmış kıyafetlerimin içine kalbi acıyan bir herif olarak kaldım.
Kısa bir süre sonra Barlas, Kuzeyler ve Anka'nın sağ kolu olduğunu düşündüğüm Kazım doktorların bize bilgi vermesini beklerken koridorda bekliyorduk.
Doktor Anka'nın odasından çıkması ile hızla yanına gittik.
"Durumu nasıl Doktor Bey?" diye sordum.
"İyi demek doğru bir kelime seçimi olmaz. Vücudunda fazlasıyla kesik, iki kırık ve bir çatlağı var" demesi ile yüzümü buruşturdum.
"Daha detaylı bir bilgi verebilir misiniz?" diye sordum.
"Kaburga kemiği ve ayağı kırılmış. Ayağını alçıya alırken kaburga kemiğinin kendi kendine iyileşmesini beklemekten başka çare yok. Tabi kaburga kemiğinin iyileşmesi sürecinde fazlasıyla canı yanacak. Bu nedenle acısını dindirmek için çeşitli antibiyotik ve ağrı kesiciler verdim. Kolu ise çatlamış. Kolunu da alçıya aldık. Kolunda, karın bölgesinde ve bacaklarında ki kesikler ve morarmalar içinde krem veriyorum." diyen doktor ile hepimizin yüzü ekşimişti.
Direkt kız ölmeyi yaşamış gibi bir şey. "Peki görebilir miyiz?" diye sordum. Doktorun onay vermesi ile beşimiz ve Kazım odasına girdik.
Anka alçılı kol ve bacağın içinde o kadar çok somurtmuştu ki küçük bir çocuğa benziyordu. Onun bu haline gülümsedim.
"Seni çok merak ettik." diyerek Anka'ya sarılan Ece ile Anka "Siktir" diye bağırdı. Ece hemen Anka'nın üstünden kalkarken Anka'nın yüzü ekşimişti.
Canı yanmıştı. Onun bu halini görmek içimi nedensizce acıtırken Anka acısını belli etmemeye çalışıyordu