SAHRA Gözler ateş düştüğü yere yakar nefeslerimizin fırtınası yanıp tutuşan dudaklarda alevi savuruyor. Lavlara sarılı bedenlerimiz yanıp küle dönecek halen sıkıca tuttuğu elim. Avucumun içindeki havluya asıldım direnişine direnişim olur mu bu kadar erkeğin cilvesi? “ Sahra ateşle oynuyorsun? “ “ en fazla yanarız başka ne olabilir ki? “ Dudağındaki tebessümle gözlerini devirdi havluyu hırsla çekip zaferi elime aldım. Ayağının dibine düşen havlu sonra elaları gözlerimi buldu “ zaten pek kamufle ettiği söylenemez fazlalıklı… “ Elleri yüzümü avuçlarının içine sonunda beyaz bayrak çekmiş dudaklarımda dudakları sert hareketleri mesken tuttu. Alt dudağımı dişlerinin arasına sıkıştırıp çekiştirdi acı içinde çıkan sesim ısırdığı dudağımı vakumladı. Kan topladığına eminim serbest bıraktığı

