Gece uyumakla uyumamak arasında sıçrayarak sabahı sabah etmiştim. Sabahın 9'unda yataktan kalkıp üzerimi değiştirdim. Biran evvel buradan gitmek istiyordum.O sapık kaynımı da mümkünse bir daha göresim yoktu. Hem dünya iyisi Esma yengenin yüzüne nasıl bakacaktım. Odanın kapısının kilidini açıp dışarı çıktım . Mutfaktan gelen sesle kaynanamın kalktığını anlayıp yanına gittim. Çayı demlemiş hamur yoğurmuş herhalde ondan koparıp bazlama yapmaya çalışıyordu. Çok sevmeme rağmen bu ruh halimle yiyemeyeceğim içim önemsemedim.
Dalmışım kaynanamın " Uyanamadın mı gelin? Oğlumda sarhoş olmuş rahat uyuman lazım ne bu halin sanırsın dünyanın yükü sende? demesiyle " He ya bende salak bir koca dengesiz bir kaynana sapık bir kayın daha ne olsun ALLAHIN CEZALARI " dememek için kendimi zor tuttum.
"Günaydın anne Serkan'ı beklerken uyuyamadım bende ondan sersem gibiyim dedim. Yeminle Pinokyo olmuştum. Ayak üstü kırk yalan atıyor hiçte renk vermiyordum.
"İyi madem hadi gitte kaldır kocanı sonra da yukarı çık Esmaları çağır hazır burası anca toplanırlar. Geberesice baban gelmedi gece kimbilir feneri nerede söndürdü ." merak ediyorum gibi bana dert anlatıyordu. Ben bir konuşsam çenesi yere düşerdi. Arkamı dönüp salona gittim. Benim salak kocam hala horul horul uyuyordu.
"Serkannnn!!1 Serkannn'!! ! uyan hadi kahvaltı hazır." ses yok ölüm uykusuna yatmış sanki tövbe yarabbim ya.
"Serkannn!!!! Serkannnnnn !!!! Uyan artıkkk annen kızacak bak kalkkkk hadiii!!!!!"
"IIIIHHHHH!!!" hayvan ıhh ne ya.
"Kalk hadi kahvaltı hazır annen bazlama yapmış sen seviyormuşsun. Hadi herkes bizi bekliyor."
"Ne konuştun be tepemde zaten başım ağrıyor. Bir susmadın bır bır bır." sana bir susarım Serkan feleğin şaşar.
"Ben içeri gidiyorum kalk elini yüzünü yıkada gel gittim bennn!!!" Ne halin varsa gör istersen aç kal bana ne?
Mutfağa girdiğimde kaynanam sofrayı hazır etmişti. Kapı sesiyle Kayın babamın geldiğini anlayıp çekildim kapıdan içeri girdi ama suratı sirke satıyordu.Sanki anasını öldürmüşüz gibi bakıyordu bize. Ben ne yaptıysam?
"Ne arayıp çene yapıyor kafamı sikiyon sabah sabah lan!! Yemek yemek zıkkımlanın işte bensiz yiyemiyor musunuz?" sanırım kaynanam aramış neredeyse sinirlenmişti. Tuhaf aileydiler vesselam.
"Ne var sabaha kadar koynunda yattın yetmedi mi? karın var burada evin burası yolunu mu şaşırdın? Tabi çağıracağım. İstersen gelme benzin döker içerideyken ikinizi de yakarım. Sesimi çıkarmıyorum diye sanma bilmiyorum salağım aptalım. Her şeyin farkındayım. Adamsın hadi diyorum ama sabrımı zorlama. Tersimi en yi sen bilirsin." Kayın babam benim yanımda azarlanmanın verdiği rahatsızlıkla yerinden kalkıp masaya vurdu. Korkudan sıçradım ve iyice duvarın dibine sindim.
"Bana bak karı olaydın da gitmeyeydim . Kadın olaydın da tutaydın çeneni maşallah dil pabuç gibi zaten ne olduğun belli değil. Dokunsak hastasın ustasın. Ne yapayım senin yanında yatıp ne işime yararsın?" Yerin dibine girmek istedim. Dışarı çıksam daha ayıp geldi sanki duyup gitmiş gibi. Yerimde ayaklarıma beton dökülmüş gibi kalakaldım. İçeri Serkan geldi onu görüpte sevineceğim dün geceden sonra aklımın ucundan geçmezken nasıl sevindim kendime şaştım.
"Ne oluyor ya sabah sabah gene mi başladınız? Bende diyorum annem babam nerede diye? Hahh normale dönmüşüz hayırlı olsun. Kayın babamın masayı tutup kaldırması ve kaynanama doğru itmesiyle masadaki her şeyin etrafa saçılması ve çıkan gürültüyle korkumdan ağzımdan çıkan çığlığa engel olamadım. O kadar korktum ki mutfak savaş alanıydı. Tabaklar bardaklar kırılmış yemekler peynir zeytin bazlamalar hepsi her yerdeydi. Menemenler mutfak dolaplarına sıçramış tam bir kaostu. Ben hariç kimse de ne bir heyecan ne bir korku yoktu. Sanki normal gündelik bir olay gibi kayın babam mutfaktan çıktı gitti. Kaynanam yere düşen sandalyeyi alıp düzeltip oturdu. Ellerini gögsünde birleştirip " Gene sikememiş belli hıncını da benden çıkarıyor görüyonmu babanın yediği bokları hala kopamadı o orospudan kaç yıldır susuyorum ama yetti. Boşayacam ben bu adamı olmayacak bu geberesice geberse de kurtulsam." dedi . Nasıl yani kayın babam başka kadınla görüşüyor hemde yıllardır. Kaynanam bunu bilmesine rağmen susuyor ve canıma tak etti mi diyordu? Bence kafasına tak etmeliydi. Kapının sesiyle kayın babamın gittiğini anladık kaynanam topla buraları deyip içeri geçti. Serkan aklı başında olmadığı için oda anasının ardından gitti. Benim suçum günahım neydi de bunlarla uğraşacaktım. Elime çöp kovasını alıp kırılanları attım sonrada sağlamları toplayıp lavaboya koydum yıkamak için diğerlerini de süpürgeyle süpürüp topladım ve viledayla silip bir iki kez kabaca temizledim. Dip köşesini de kaynanam bir zahmet yapıversin. Durmadan fitne fücur düşüneceğine evine işine baksın. Kapının sesiyle Esma yengemi gördüm.
"Günaydın Süreyya nasılsın gene mi kavga çıktı? Bu sefer kaç kırığımız var?" Olayları dalgaya alması alıştığını gösteriyordu. Elimle etrafı gösterip "Kahvaltımız gitti oysa çok acıkmıştım" dedim. Gerçekten de acıkmıştım.
"Ben hemen hazırlarım canım sen merak etme dedi. Kaynımı görmedim ama sormadım da merak etmiyordum sadece görmek istemediğim için olmadık yerde karşıma çıksın istemiyordum.
"Oyalanmayın hadee kahvaltı kurun buraya acıktım ben ne naz ettiniz ve altı üstü masa devrildi sanki yangın çıkmış gibi davranıyorsunuz." Kadındaki rahatlık kimse de yoktu. Kocası başkasına gidiyor yıllardır üstelik evi dağıtmış gitmiş bizim haspa açmış ZIKKIM YE BE MANYAK . Sinirle dolabı açıp peynir zeytin reçel vs çıkarttım buzdolabın yan tarafındaki tepsiye dizdim. Çayın altını kapatıp sofra bezini ve demliği alıp içeri girdim. Yere sofrayı atıp çayı koyup sonra da sofra bezini serdim. İçeriden yengem tepsiyi almış Gelince hemen bardaklara çayları doldurup etrafına dolandık ve yemek yemeğe başladık.
"Esmaa! Serdar yok mu?"
"Yok ana işi varmış erken çıktı." derken kapı şak diye açıldı. Eyvah eyvah hangisi ki ikisi de kötü seçenek. Kafamı kaldırmadım göreceğim kişilerden haz etmiyordum.
"Günaydın canım ailem bensiz mi başladınız ya bakın ben size sıcak simit aldım . Esma bana da çay doldur çok acıktım." dedi allahın belası. Hiç o tarafa bakmıyordum ama bakışlarının üzerimde olduğuna da bahse girerim. Elindeki simit torbasını bana uzatıp almamı bekledi. Almak istemedim kaynanam tuttu aldı. "Ne naz edersin kız kaynın gidip sıcak simit almış ne almazsın elinden? Hayırsız gelin." Yav he heeee.
"Gözüm dalmış görmedim." Keşke hepiniz yok olsanıza toptan görmesem.
"Sağlık olsun Süreyya çok dalma ama kum çıkar mazallah demi Serkan'ım? Sen nasılsın ayılabildin mi? Akşam ne eğlendik be özlemişler seni bizimkiler. "Adamdaki aymazlık sanki akşam onca pisliği kendi yapmamış gibi normal bir sabahmış gibi güle oynaya ve gelmesi normal gibi davranması kanıma dokundu. Sinirle ayağa kalktım burada durmak istemiyordum.
"Nereye Süreyya?" kocamın aklına geldim zaaar.
"Su alacağım da sürahiyi almaya kalktıydım." Arkamdan Serdar da kalkınca Esma yengem ne istedin ne var Serdar ? "dedi. Anlamış olamaz değil mi? Ölürdüm bakamazdım yüzüne utanırdım ayıptı günahtı o kadına haksızlıktı.
"Tuvalete gidecem Esma sen mi götürücen lan ? Ne bu hesap sormalar aloo akıllı ol almayım aklını " dedi hadsizce. Hızla mutfağa girip mecburen Su sürahisini aldım ve tam kapının orada kolumdan yakalayıp beni geri mutfağa çekti.
"Akşam kaçtın ama tekrarı olmaz. Meraklanma seni kadın gibi hissettireceğim Süreyya benimsin " deyip saçlarımı koklayıp kolumu bıraktı ve içeri girdi. Titremekten elimden sürahi yere düşüp paramparça oldu.Üstüm başım hep su olmuştu. Bacağım kırılan ve sıçrayan cam parçalarından dolayı sıçramış ve bacağım kanıyordu. Kalbimdeki kırıktan ayağımın kanadığını görmedim ve yere çöküp ağlamaya başladım. Esma abla yanıma gelip beni kucakladı ve "Tamam geçecek ben izin vermeyeceğim " dedi. Duymuştu bizi görmüştü. Çok utandım başımı omzuna gömüp hıçkıra hıçkıra ağladım çok utanıyordum.
"Özür dilerim ben bir şey yapmadım vallahi yapmadım Esma yenge ne olur inan ben bişey yapmadım." diye sayıklıyordum. Saçlarımı okşayıp fısıldadı.
"Biliyorum Süreyya senin bir suçun yok. Benim ahlaksız kocam suçlu. Allah belasını versin."dedi her şeyi biliyordu.
"Ay ne sakar çıktınız be siz biri gidiyor etrafı kırıp döküyor öteki gitmiş çocuk gibi onu avutuyor. İçerde kocanız kaynananız var hadi toplayın da yemeğinizi yiyin . Bugün işiniz çok pamuklar dövülecek yataklar yastıklar elden geçecek haydi çabuk olun." Kadının derdi neydi yatmayacağımız yataklar yastıklar için bu derdi neydi. Derdi bizi rahatsız etmekti.
"Tamam anne sen geç içeri biz toplayıp geliyoruz.." dedi yengem bu kadın benim bu evdeki umudumdu. Ona sıkıca sarıldım. Benim kocam yanıma bile gelmemiş halimi görmemişti. Mutfağı toplayıp içeri girdik Serkan ve kaynım mal gibi yemek yiyorlardı. Bunlar dünya yansa dönüp bakmazlardı. Serkan'ı kafamda tamamen bitirmiştim. Bugün işim erken biterse anneme gidip boşanmak istediğimi söyleyecektim. Aynı evin içinde diken üzerinde duramazdım. Nereden çıkacak acaba ? diye merak ve korkuyla yaşanmazdı. Yaşayamazdım. Serkan'a dalıp gittim tüm bunları düşünürken. Başını kaldırıp yüzüme baktı.
"Ne o güzel karım beni mi özledin? Ne güzel bakıyorsun bana öyle?" Haline gülesim geldi sesli güldüm. Durumumu Serdar anladı Esma yengede üzülerek bakıyor ama kaynanamla Serkan durumlarından memnun kocamı özlediğimi ve sevdiğimi sanıyorlardı. Ne büyük yanılgı dedim . İçimde Serkan'ın S 'si kalmamıştı bitmişti. Yemeğini yiyen sofrada kalkınca yengemle sofrayı topladık. Bulaşıkları da halledip yatakları yastıkları terasa çıkardık tek tek açıp güneşe serip didikledik sopayla dövüp tozları çıkanları tiftikleyip yıkadığımız kılıflara koyduk. Çok güzel olmuştu. Akşam ezenına kadar uğraştık işimiz bittiğinde canımız da çıkmıştı. Kaynanam nasıl olduysa biz onları yaparken yemek hazırlamıştı. Yemeğimizi yiyip eve geçtik. Oh be diyeceğim anda karşıma geçip Minnoşunu okşamasıyla çığlık atacaktım. Fıkradaki gibi elinde çitileseydi ya beni ne kirletiyordu?
"Süreyya hadi yatalım seni özledim . Kocanı memnun et bakalım." Kendimi zor tutuyordum. Sende karını memnun etsene dememek için. Odaya geçip üzerime bir gecelik geçirdim. Sessizce yatağa uzandım bacaklarımı açtım zaten 30 35 sn sürecekti. çok bir şeye gerek yoktu. İçeri girince benim halimi görünce hemen üzerini çıkartıp memelerime yumuldu biraz öpüp dudaklarıma geldi. Öyle isteksizdim ki canımın istemediğini vücudum haykırıyordu sanki.
"Senin neyin var? Ne bu halin?" günaydın kocacığım .
"Bir şeyim yok hadi yap işini."
"Bu iş değil Süreyya zevkle yapılması gereken karşılıklı duygusal bir ilişki." şimdi düşüp bayılacağım bana derste veriyor.
Hafif doğrulup sussun diye dudaklarını dudaklarımı bastırdım hemen yeniden öpmeye başladı. Sonra bacak arama girince bir iki derken boşaldı ve yana geçip yattı. Bu kadardı işte. Kalkıp gidecekken beni durdurdu.
"Evet anlatacak mısın? Neler oluyor? "Bana niye soruyorsa. Annesine sorsun ben bilmiyordum doktor ne dedi o kadın ne dedi.
"Bir şey yok yada ben bilmiyorum annene sor." dedim doğruydu.
"Neyi anneme soracağım?" ya bu adam tam dayaklık hem annesine izin veriyor o sapık doktora götürmesi için hemde anneme ne soracağım diyor.
"Annene sor Serkan o sana söyler neyi duymak istiyorsan bana bir şey diyen olmadı."
"Allahım deli olacağım bu halinin annemle ne alakası var iki gün içip geldim sarhoş olup sızıp kaldım diye bu kadar surat asıp trip atmaya ne gerek var? Tuhaf tuhaf davranıyorsun. Biraz büyü be Süreyya azcık büyü. Çocuk gibisin." yok ben vururum bu adamı yediği bokları saymıyor da haklı kırgınlığımla mı dalga geçiyor. Sinirle yanından kalktım ve odadan dışarı çıktım çünkü biraz daha salak gibi davransa bağıracak belki de çıkıp gidecektim çünkü sabrım kalmamıştı.
Kolumdan tutup sinirle beni kendine taraf çevirdi.
"Çocuk deyince kızıyorsun ama bir şey konuşurken çekip gidiyorsun. Bu tam çocukların yapacağı bir şey. Sorunun neyse konuş çözüm bulalım. Bana arkanı dönüp gitme. "Yüzüne baktım önce boş boş sonra merakla sonra da hadi canım der gibiydi bakışlarım. Benim yüzümde ne gördü bilmiyorum ama kolumun acısıyla koluma baktım kolum kızarmıştı çekemiyordum ikisini de tutmuş sıkıyordu.
"Senin tek derdin benim seni sikememem değil mi? Bu yüzden bu tiplerin havan . Ama sana bir şey diyeyim mi? anan baban seni bana vermek için öldüler evimize kaç kez haber geldi biliyor musun? Seni şimdi kapıya koysam gidecek yerin kabul edecek anan baban yok senin. Bu tavır tribin kime? İnsan yerine koyup seviyorum diye değer veriyorum diye bana kul değil köle olacağına sen kalkmışsın bir tavırlar bir nazlar. Beni zıvanadan çıkartma koyarım kapıya aklın başına gelir." Gözlerim acıdı şaşkınlıkla açılmaktan konumuz ne ara buraya gelmişti. Ne ara anamın babamın beni ona vermek için yanıp tutuşmasına dönmüştü. Hem anam babam beni ona mı vermişti? Ben neydim de birinin insafına kalıyordum. Şaşkınlıktan kaskatı kesilmiş vücudumdaki kendi beyni olan organım beni duymayarak benden bağımsız "Beni kapıya koysana" dedim. Gözleri karardı sinirden burnundan nefes alıp kollarımdan tutarak beni dış kapıya doğru sürükledi. Kapıyı açıp beni yalın ayak üzerimde gecelikle cenabet ve pis halde kapının önüne koyup kapıyı suratıma çarptı. Kapının önünde öyle tuhaf bir halde kalakaldım. Ne bişey diyebildim ne de anlayabildim. Adam bildiğin beni kapıya koymuştu. Aklım başıma gelince kapının önündeki ayakkabılara ayaklarıma geçirip kapıyı tıklattım.
"Serkan kapıyı açar mısın? Saat gece yarısı!!!" hiç bir ses yok . Şaka yapıyor olmalı beni böyle bırakmaz diye düşünüp tekrar kapıyı çaldım.
"Serkan kapıyı açar mısın? Serkan kapıyı aç lanet olsun. Bu saatte burada ne yapacağım? Lütfen aç kapıyı. Üşüyorum." Ne bir ses verdi ne de kapıyı açtı. Sırtımda incecik bir gecelik yalın ayak kapı önünde iyi ki ayakkabı kalmış titreyerek sabahı ettim. Ağlamaktan gözlerim acıdı uykum geldi ama soğuktan ve ayakta olduğum için hem yoruldum hemde burada uyuyamazdım. Evimiz 4 kattan oluşuyordu en üst katta oturuyorduk. Asansör yoktu. Karşı daire derdimin olmamasına sevindim saçma bir şekilde. Karşı dairem olsa şuan işe yada okula gitmek için kapıya çıktıklarında beni görürler ve rezil olurdum. Böylesi saçma bir durumda bile sevinecek bir şeyler bulmuştum. Ben akıllanmazdım ben olmazdım. Ayaklarım uyuşmuş artık beton yer demeyip merdivene oturdum. Popom o kadar üşüdü ki ayakkabıları çıkartıp altıma koydum.Bu kezde ayaklarım üşüdü. Kendimi ayakkabının üzerinde küçültebildiğim kadar küçülttüm. Ellerimle topladığım dizlerimi sarıp başımı dizlerime yasladım. Gözlerim kapanıyordu herhalde az daha kalsam uyuyacaktım. Aşağıdan kapı açılma kapanma sesini duymamla sıçradım. Sabah olmuştu herkes işine okuluna gidiyordu . Ben gece yarısından beri hem suçlu hemde güçlü kocam tarafından kapıya konmuş ve eve alınmamıştım. Bari bir suçum olsaydı da yapsaydı. Serkan yanımda ölse son nefesini verse bana deseler ki " sen bir yudum su versen iyileşecek "vermezdim hakkımı asla helal etmeyecektim. Bu dünyada adalet yoktu belki ama ALLAHIM benim hakkımı alırdı onlardan. Her kimse anam babam da olsa helal etmeyecektim. Kapı açıldı ve Serkan dışarı çıkıp bana baktı. Gözlerinde acıma vardı. Uykudan yeni uyanmıştı. Ben burada sabaha kadar soğukta kokuyla titrerken o içeride sıcak yatağında uyumuştu. Birde kocamdı öyle mi? Benim güvenecek dayanacak dağımdı haaa?
"Kalk hadi içeri gir birde hasta olup başıma bela olma." Özür yok nasılsın yok üzgünüm yok. Başıma bela olma . Vay be insanın alacası içinde gerçekten. Sessiz sakin efendi adamada bakın hele. Ben utandım insanlığımdan bana yaptığı muameleden ama o hiç farkına varmadı benim en günahsız olduğumu. Allahıma yalvardım o an , " Rabbim bana yaşattıklarını yaşamadan ölmesin ne olur çektiğim acı ızdırabı çekmeden görmeden canı ben kadar yanmadan ölmesin. Bana muhtaç kalsın ama bana yaklaşamasın beni görmesin. Ulaşamasın bana yansın ciğeri yansın...."