3.İlk Gün

1976 Kelimeler
Salondaki koltukta iki büklüm ağlayarak uyuyakalmışım.Kolumdaki ağrıyla gözlerimi açtıp başımda zeballah gibi dikilmiş kolumu sıkarak beni uyandırmaya çalışıyordu. Hemen kendimi düzeltip kalktım. "Nerdesin sen? Niye burada yattın?" "Şey karnım ağrıyınca tuvalete kalkmıştım.Uzandım da uyuyakalmışım.? " Bir daha olmasın ben nerede sen orada. Hadi gel sabah sabah seni bir sikeyim de günüm güzel geçsin." "Benim canım yanıyor sonra yapsak olur mu? Zaten gece sabaha kadar yaptık ya" Keyfi yerine gelmişti.Canımın yanmış olması hoşuna gitmişti. Herhalde aletinin büyüklüğüyle gurulanıyordu. Salak o bit kadar şeyle beni mi etkileyeceksin? Neyse işe yaradı mı? Evet gerisi önemli değil. "Ben duşa giriyorum madem birazdan abimle yengem gelirler. Çarşafı kapıya yakın koyda görsünler benim ERKEKKKK seninde Bakireee olduğunu." " Tamam koyarım." Allah belanızı versin benim akacak bir kaç damla kanımla mı gururlanıyorsunuz? İğrennç insanlar. Yatak odasına geçtim her yer her yerdeydi. Gelinliğimi alıp düzeltip korumasına koydum. Odayı havalanması için pencereyi açtım ,içerisi resmen ter ve sanırım s*x yapıldığından bir tuhaf kokuyordu. Tiksindim. Hemen yataktaki çarşafı alıp kanlı kısmını dışarı vererek vestiyere koydum balkona assam daha mı iyi olurdu diye düşünmedim değil. Yatak örtüsünü de örtünce her şey yerli yerindeydi. Üzerime alışverişte alınan siyah bir etek ve mavi bir bluz giydim. Saçlarımı tarayıp açık bıraktım. Boynum ve gömleğimin açık yerlerinden morarmış yerler belliydi.Hemen kapatıcı diye eltimin zorla aldırdığı saf benim de "kapatacak izim lekem yok "deyip inat ettiğim ama eltimin " artık olur" demesi aklıma gelince çok mutlu oldum. Yoksa bu halde ölsem dışarı çıkamazdım. Serkan'ın da kıyafetlerini yatağın üzerine koydum ve mutfağa geçtim. Dilim damağım kurumuştu.Çeşmeden bir bardak su doldurmuş içiyordum ki belime dolanan kolla su boğazımda kaldı ve öksürmeye başladım. " Sen her sana dokunduğumda böyle sıçrayacak mısın?" " Birden sarılınca boş bulundum." "Doldururuz alışırsın." sırıttı pislik sanki doldurabiliyor gibi. " Biz yemeğimizi annenler de mi yiyeceğiz ?Yoksa hemen bir şey hazırlayayım mı?" "Yok hazırlama evde yeriz. Abim aradı geliyorlarmış.O kadar acıktın madem niye bana canım acıyor dedin yavrum doyururdum ben seni." pis pis gülüp dudaklarıma kapandı. Ya bu hep böyle mi olacaktı. Babam yüzünden erkekleri sevmezdim. Sağolsun şimdi de kocam yüzünden iyice tiksinir olmuştum bir gecede. "Tamam dur üstüm başım dağılmasın utanırım sonra." " Utanma yavrum benim yanımda utanma en utanmaz hallerinle ol . Hem daha bu ne ki bu akşamı iple çekiyorum yeni bir sürü pozisyonda sikecem seni. Sabaha kadar benimsin." Allah kahretsin yine mi yasa? İstemiyorum onun bana dokunmasını kendimi pis gibi hissediyorum. Bir de yengem bir yapınca hep isteyeceksin hatta yalvarırsın demişti. Bizden olsa olsa "uzak dur git gelme yaklaşma dokunma " olurdu. "Tamam " "Ne tamam kocacım aslanım Serkancım aşkım birtanem yok mu? Sadece tamam mı? Bana bak bana aşık olacaksın. Ağzından bir kocacım çıkıyorsa bir tane daha çıkacak herkes seni nasıl sikipte kendime aşık ettiğimi anlayacak ve bana hayran olacak. Anladın mı güzel karıcım?" "Tamam Serkancım." lanet olsun ağzımın içinde iğneler var gibi acıyor. " Hah işte böyle aferin hemen öğreniyorsun. Birde sikişirken çığlık çığlığa bağırmayı inlemeyi öğrensen kadın gibi azgın olmayı tamamdır tadından yenmezsin." Hayır yani bu şuan burada durduğuma şükretmesi gerekiyorken birde ona aşkla bağlı olmamı ve s*x öğğğğ anında da zevk almamı mı istiyordu? Şaka yapıyor olmalıydı. Denememiştim ama aklıma da yazdım. Eminim parmaklarım daha iş görürdü. "Su içiyordum sende ister misin?" "Ben suyumu senin dudaklarından alıcam bebeğim." mmmmm deyip beni yine öpmeye başladı. ağzımı açmak istemiyordum ama o kadar sert ve dişleyerek öpüyordu ki mecburen açtım ve dilini içeri yollayıp ağzımın içini yaladı. Midem kalktı aman zorla kendimi tuttum. Elleri belimde iyice sıkışınca kendini bana bastırdı. Göbeğimdeki hafif çıkıntıyla yine sertleştiğini anladım ve korktum yine üstüme çıkacak diye. Allah yüzüme bakmış ve kapı çalmıştı. Neredeyse halay çekecektim. O kadar mutlu oldum ki gülümsedim . Buna oldukça bozuldu.Hafif yaklaşıp koluna dokunup" Acıktım ama kızma ne yapayım dünden beri bir şey yemedim" dedim. Yüzünde ki kızgınlık anında gitti. " Hadi gel biran evvel gidelim de yemeğimizi yiyelim yoksa kapıda kalacaklar. Ben sana acıktım çünkü." dedi benim kanım dondu. Minnacık şeyin derdi neydi sanki dursaydı ya yerinde. Hemen kapıya yönelip açtım. Kapıda bizi sapık kaynım ve zavallı karısı bekliyordu. Bakışlarıyla her yerimi inceledi ve rahatsız olarak Serkan'ın arkasına geçtim. "Hoşgeldiniz ağabey buyurun geçin." Eliyle vestiyeri işaret ettiğini görünce utandım ve mutfağa geçtim. "Geçelim bakalım aslanım aferin yüzümüzü kara çıkarmamışsın. Beline kuvvet." Eltimle beraber içeri girip kapıyı kapattılar. Oturma odasına geçince kapıda bekleyip pis sapığın elini öpmek için uzandım mağlum ağabeydi ya el öpülürdü. Elimi tutup elleri arasına alıp okşadı güya saygı duyuyordu ama ben niyetini anlamıştım. " Gerek yok sende artık ailedensin ağabey desen yeterli el öpme." dedi sağolsunnn. Eltimle sarılıp yerimize oturduk. Serkan'a dönüp "Kahvaltıyı evde yapacağız dediğin için çay falan yapmadım. aç karnına da kahve olmaz istediğiniz bir şey var mı yapayım." dedim. Beni kendine çekip iyice gögsüne bastırdı. "İşte böyle de düşünceli bir karım var . Hem güzel ve tatlı hemde düşünceli." utandım. Sapık ağabeysinin bakışlarımı her yerimi gezince tüm vücudum karıncalandı. Yerimde hafif doğrulmaya çalıştım ama sadece çalıştım çünkü tutuşu sıklaştı . Beni bırakmadan kaşlarını çatıp ağabeyi görmeden bana sert bir şekilde baktı ne yapıyorsun der gibiydi. Kısık sesle" ayıp oluyor utanıyorum" dedim. Anında sakinleşti ve elini gevşetti. Ağabeysi ilginçtir ki durumumuzdan rahatsız olmuş gibi bir hışım kalkıp " Hadi gidelim daha yemek yiyeceğiz "dedi. Canıma minnetti. Şununla yanana olmayayım da yemek mi yeriz çamaşır mı her şeye razıydım. Arabaya binip kaynanaların evinin önüne geldik. Kapıyı açıp aşağı inince kapıya yönelmiştim ki Kaynanam kapıyı açar açmaz , " Gelmiyeydiniz kalkamadın mı oğlum karın koynundan o kadar mı tatlıydı çıkamadın mı? dedi ve ben kapının önünde rezil rüsva olarak yerin dibine girdim. "Anne ne diyorsun Allah aşkına sabah ezanında mı gelseydik? Hoş o zaman anca yatmıştım ya ." Güldü ben burada rezilliğimde zirve yapmışım o gülüyordu. " Geç geç ne bekliyorsun? Daha kahvaltı hazırlayacaksın hadi bakalım ananların dediği gibi hamarat mısın? Gerçi sabaha kadar tövbe tövbe nasıl yapacaksan Elvan sende yardım et tansiyon ilacımı içmedim başım dönüyor çabuk olun." diye eltime de saydırıp arkasını dönüp içeri girdi. Az önce ne olmuştu? Kapının ağzında olacak işmiydi? Hadi oldu ilk gecemin sabahında mı olmak zorundaydı?Kafamda deli sorular mal gibi bakakaldım. Kolumdan tutup " Boşver annemi anam anam dersin geçer aç ya ondan bu siniri sevdiği çorbayı koy bak en çok seni sevecek" deyip kolumdan turp içeri soktu. Hızla mutfağa girdim. Eltim hemen tarhana çorbası koymuştu. Belliki bu evdeki sisteme alışmıştı Ne itiraz ediyor nede bir şey söylüyordu. Yüzünde hep bir gülümseme olurdu. Şimdi anlıyordum. Kendini anlatamazsa insan güler geçerdi haline onun ki de öyleydi. "Dolaptan peynir tereyağ reçeli çıkartır mısın? Masaya gidecekler de orada size gelmeden hazırlamıştım.Sana zahmet masaya koyuver. Gerisi zaten hazır bir çorbayı ısıtalım tamamdır." İyi bir insandı. " Teşekkür ederim bana iş bırakmamışsın. Sende yorulmuşsundur bulaşıkları ben yıkarım. Sana ne diyeyim sonra kızma da. " Elvan abla desen yeter. Zaten ikimiz de kader mahkumuyuz bu evde . Benim ailem yok idam mahkumuyum senin ailende var seni nasıl mahkum ettiler ki yazık." Sustum sustuk. O çorbayı karıştırıyor bense içeri kahvaltılıkları taşıyordum. Ağabeysinin bakışlarından rahatsız olsam da bir şey diyemezdim. Serkan yanıma gelip yanağımdan bir makas aldı. O sırada babası içeri girdi herhalde kahveye gitmişti. " Lan gavat sabaha kadar yetmedi mi hala orasını burasını sıkıştırıyor karının?" Bunlar nece konuşuyorlardı? Bu nasıl bir üsluptu. Deli olacaktım. Hemen ardımı dönüp gidecekken. " Gelin sen edep erkan bilmez misin? Dışardan kayın baban gelmiş Hadi hoşgeldin demedin bari bir elimi öp. Serkan oğlum karını iyi sevememişsin herhalde gelip elimi öpmez." Yaa bunlar nasıl laflardı.Oğlu beni becerdi diye teşekkür etmenimi bekliyorlardı. Bu nasıl bir edepsizlikti. " Siz konuşuyorsunuz diye araya girmek istemedim baba. Annemde ilacını almamış ya hemen hazırlayayım diye şey ettiydim kusuruma bakma." deyip elini öpüp başıma koydum. " Aferin gelin şimdi gözüme girdin hem bizi hem ananı düşünmüşsün. Dedikleri kadar varmışsın saygılı güzel aferin." Serkan şiştikçe şişiyordu. Ona iyi bir vitrin olmuştum. Ama bilmiyordu ki o bana cehennemdi. Geri mutfağa girip kaselere çorba koyan Elvan ablaya baktım hadi diyordu bakışlarıyla tepsiyi elime alıp içeri geçtim. Masaya tek tek herkesin önüne koyup çaylarını da doldurdum ve Serkan'ın yanına oturdum.Kimse görmeden bacağımı sıkıp okşadı bu ne ara bu kadar sapık olmuştu. Nişanlıyken yüzüme bakmayan adam ne ara bana böyle tutulmuştu?Saçma gelse de elimden bir şey gelmiyordu. Yüzümü ona çevirip gülümsedim. Çok hoşuna gitti oda gülümseyip yemeğine döndü. Başımı çevirmemle bana bakan gözleri gördüm ve ürktüm. Kızgın bakıyordu çok kızgın.Hemen bakışlarımı çorbama düşürdüm. Sabah kahvaltısını sevmezdim çünkü babamın her sabah zorla bizi kaldırıp sofraya oturtmasına kızardım. Belli ki burada da vardı o .Bir kaç kaşık çorbamdan içip tabağıma kahvaltılıklardan aldım. Tam çatalıma zeytin batırıp ağzıma götürüyordum ki "Karnını güzel doyur birazdan açım dersen karışmam daha yapacak çok pozisyonumuz var" delimiydi acaba sabah sabah ne bu şiddet böyle mart kedisi misin mübarek? diyesim geldi içimden. Kafamı salladım. Dediği gibi ne bulsam yedim. Daha doğrusu sofradan kalkasım yoktu aslında bir şeyde yememiştim.Bunu fark eden kaynım "Süreyyaa bu sabahta kahveleri senden içelim benimki sade olsun." deyip arkasına yaslandı. Pislik zıkkım iç. Biran evvel iznimiz bitse de evimi ze gitsek diye dua ettim içimden.Hemen masadan kalkıp tabağımı ve bardağımı da alıp mutfağa geçtim. Önce kendimi biraz sakinleştirmek için bir bardak su içtim. Yine belime dolanan kollar bıkmıştım. bir günde evlilikten de erkeklerden de bıkmıştım. Hepsi sapık iğrenç pisliklerdi. " Güzelim benimki bol şekerli olsun mağlum gece çok enerji kaybettim. " Görende dünyayı kurtardı sanır. Altı üstü küçük kurbağa gibi zıpladın durdun tövbe yarabbim yaa. "Olur Serkan'cım şekerini bol koyarım istersen büyük fincan da yapayım ne dersin? Onu düşünmem hoşuna gitti. " Valla karıcım büyük fincan da içersem ve bol şekerli çift dikiş gideriz bana uyar." Hay dilime eşşek arıları soksun. "Tamam canım normal fincana koyayım." Korktuğumu sanıp omuzlarını dikleştirdi erkeğim benim ayyhhh. "Tamam tamam ama alış artık ben tutamıyorum kendimi her an üstüne çıkasım var." şimdi öleceğim. "Tamam canım ama utanıyorum deme öyle". sesimi bilerek yumuşak ve nazlı yapmıştım. " Bir daha de bakayım?" yine ne demiştim off yaa. " Ne diyeyim?" şaşkın şaşkın yüzüne baktım. Yanaklarımı sıkıp dudaklarımı öne getirdi ve sert bir şekilde öptü inlemeye başlayınca elimle göğsünden ittim. Kızmıştı onu istemediğimi sandı ki öyleydi ama o bilmese de olurdu. " Biri gelecek daha kahve yapacağım. Annen kızar hadi içeri git ." derken Elvan abla içeri girdi. Allahın sevdiği kuluydum resmen. "Serkan anam çağırıyor." dedi. Yüzümü okşayıp içeri geçti. Derin bir nefes alıp Elvan abla fark etmeden dudaklarımı elimin tersiyle sildim. " Utanma siz daha dün evlendiniz normal bunlar ben günlerce yataktan çıkamamıştım. Serkan gene iyi en azından seni buraya getirdi. Ben bir üst katta olduğum için bir hafta ne yataktan çıkabildim ne de üzerime bir şey giyebildim. Düşünsene ölmeyecek kadar yemek yiyor ve durmadan kocam tarafından sikiliyordum. Aslında tecavüzdü ama evli olunca sevmek s*x yapmak deniyor. Ne acı değil mi?" Duyduklarımla kanım çekildi. O sapıktan gerçekten uzak kalmam gerekiyordu. Kahveleri hazır edip korka korka içeri geçtim. Kahveleri dağıtıp kocamın yanına oturdum. Burada mecbur ona yakın olmalıydım. Yoksa başıma ne gelirdi ALLAH bilir. Elvan ablanın kaderine razı oluşuyla canım sıkıldı. Gelen giden yemek bulaşık derken zorla 5 günü geçirmiştim. İznimizin bitmesine henüz 1 hafta vardı. Annemlere el öpmeye gidip geldikten sonrada iki gün kalmış valiz hazırlamak için evimize geçmiştik. Kapıyı açıp içeri girmemle Serkan'ın beni kapıya yaslaması ve öpmeye başlaması bir oldu hep aynı şey oluyordu. Eve her geldiğimizde kapıda öpmeye başlıyor ve odaya gidene kadar beni ve kendini soyuyor sonra da üstüme altıma çıkıp hoplayıp zıplayıp bir şeyler yapıyordu. Aman s*x yapmak sevişmek buysa lanet gelsin istemem . Hiç eğlenceli değil zaten zevk almıyorum boş boş ahlayıp ohluyorum. Kocacığım da bana zevk verdiğini düşünüp atom karınca gibi hiç yerinde duramıyor. Bulduğu tatlı ne olsa " Enerji lazım " deyip deyip yiyor. Kesin şeker hastası olacak.Yine bitmiş ve banyoya gitmişti. Vallahi şükür namazı kılacaktım az kalmıştı. Yatağı terden kokan çarşafı sinirle söküp yenisini taktım. Hergün çarşaf yıkamaktan gına gelmişti. Evlilik zor derler di de niye derdim. Zavallı kadınlar her gün çekilir çile değildi. Ama dikkatimi çeken şey Serkan'a biraz nazlanır yumuşak davranırsam ve sevişirken fazla bağırırsam ertesi gün çok iyi davranıyordu bana ne desem yapıyor alıyordu. İşte istediğim fırsat dedim. En azından biraz kadın olsam bu işin üstesinden gelirdim.Yani biraz...
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE