İşlerimizi bitirip eve geçtiğimizde Serkan iyice mayışmış bırak beni dinlemeyi neredeyse ayakta uyumuştu. Yaşadıklarım beni çok sarsmış ve uyuyamamıştım. Gözlerimi kapattığımda doktorun yaptıklarını düşünüp sıçrayarak kalktım. Bende kendime nescafe yapıp salona gittim ve camın önünde kahvemi içip ne yapabilirim onu düşünmeye başladım. Bu arada saatinde farkında değildim. Sabah olmuş Serkan kalkmış ama benim beynim öylesine uyuşmuş ki ne saati ne de dibimde 1 saattir beni izleyen Serkan'ı fark etmemişim.
"Sen burada ne yapıyorsun?"
"Hiiiihhhh!!!!!"
"Korktun mu? Bir saattir buradayım fark etmedin birde korkuyor musun? "
"Dalmışım"
"Nereye daldın böyle?" uyku sersemi yine yanında beni bulamadı diye saçmalıyordu.
"Hiç öyle ."
"Sen uyumamışsın anlaşılan?" nasıl biliyor işine gelince nasıl dikkatli .Karısının duygu durumundan bir haber sadece bana kör bana sağır.
"Uyudum belim ağrıyınca da erken kalktım." yüzümü eskitecek dikkatle bakmaktan ama annesine bir türlü bana bir türlü söyleyen bir adama da halimi anlatacak biri değilim. Canı cehenneme.
"Sen niye kalktın? Saat erken uyusaydın biraz?" istediğim ya uyusun rahat bıraksın beni yada ben gidip uyuyayımdı. Onunla aynı yerde olmak istemiyordum. Soğumuş nefret etmiştim. Eşimin merhameti diyerek kocamı savunurdum ama dün yaptığı kabul edilemezdi.
"Sensiz uyumayı sevmediğimi biliyorsun?" Lanet olasıca akşam yapamadığını istiyor.Sanki ne yapacaksa?
"Git uyu sen benim işim var ."Kolumu yine sıkıca tutup beni kendine çekti.
"Buradayız diye hiçbir şey değişmedi.Kurallarımız aynı bensiz yatamaz yataktan çıkamazsın? Anladın mı karıcım? " Serkan'ın tavrı normale göre daha sert ve daha çirkindi . Dün ne olmuştu ağabeyiyle ne yaşamışlardı? Anlayamayarak yüzüne baktım.
"Canımı yakıyorsun? Kolumu bırak."
"Sende bir kadın gibi benimle ilgilen. Görmüyor musun seni istiyorum." Kahkaha attım dayanamadım artık resmen aklımla oynuyordu. Sanki paşam ERKEK onunla ilgilenmeliymişim. Peki sen kaşındın. Bir hışımla elinden kurtulup sanırım deli cesareti geldi. bu kez ben kolundan tutup yatak odasına götürdüm. Üzerimdeki geceliğin askılarını omuzlarımdan çıkartıp ayaklarımın dibine bıraktım. Külotumu da çıkartıp bacaklarımı hafif aralayıp elini tuttuğum gibi bacak arama soktum. Alev alev yanıyordum. Elinin temasıyla dikleşen meme ucumu tutup sıktım dudaklarımdan firar eden bir inlemeyle bana aptal gibi bakıyordu. Ne yaptığımı ne yapmaya çalıştığımı anlamaya çalışıyordu. Hoş aklım başımda değildi ki bende ne yaptığımı bilmiyordum. Bir an beynim bana kendini kapamış sözlerinden sonra tıpkı dün bana dokundukları gibi dokunup kocama olanı biteni anlasın diye aynını uyguluyordum. Ama benim gerizekalı kocam sanki hiç bir şeyden haberi yok gibi yüzüme avel avel bakıyordu. Memelerimi tekrar sıkmamla yerimde kıpırdandım. Bacak aram ıslanmaya başlamıştı.Ellerimle vücudumu doktorun gezdiği gibi gezip
"off hakkımı istiyorum kocacığım hadi bana hakkımı ver de rahatlasın vulvam kendine gelsin yazık bana da " dedim dudaklarımı yalayıp ısırarak. Ne olduğunu anlamaya çalışıyor ama anlayamıyordu.
"Süreyya sen iyi misin? Ne yapıyorsun?" Hala anlamamıştı .
"Hakkımı istiyorum dedim duymadın mı? Beni öyle bir sik ki kadınlığım dinlensin." Yüzümde patlayan tokatla yine yatağa düştüm. Bu kez ağlamıyor sadece kahkaha atıyordum. Hemde nasıl kahkaha. Bir tane daha vurdu. Sanırım hızını alamadı. Gönder gelsin dedim içimden.Yatakta boylu boyunca uzanmış dudağımın kenarı kanamış artık biliyordum neyin ne olduğunu. Yüzüm kesin yarına yine rengarenk olacaktı. Ne yediğim dayak nede başkası umurumda değildi. Beni üzen kıran kocamın bana bakmayışı beni görmeyişiydi.Oysa gözlerimin içine baksa neler olduğunu anlayacaktı belki belki de beni savunacak yaralarımı saracaktı ama ne mümkün ben hep haksız hep yanlış olandım.
"Sen nasıl konuşuyorsun benimle? Sen kendini nasıl öyle delireceğim . Bana bak seni seviyorum diye sana kötü davranmıyorum istediğin bumu benim erkekliğime laf etmek sana mı kalmış. Seni yeterince sert sikmiyorum diye mi bu tantana? Seni kaç kez istersen boşaltmıyor muyum? Bu neyin tavrı neyin isyanı? " hala anlamıyordu. Derdim o değildi derdim beni anlamayan beni görmeyen kocama kendimi göstermekti.
"Senden nefret ediyorum Serkan ve seni asla affetmeyeceğim. " Kendimi yana çevirip yataktan zorla kalktım geceliğimi yerden alıp banyoya girdim. Kapıyı ardımdan kilitleyip kapının ardına oturup ağladım. İçeriden bir şeylerin kırılma sesleri geliyordu. Umurumda olmadı. Kalkıp duşumu aldım yanaklarım kızarmış hafifte şişmişlerdi. Dudağım patlamıştı. Her yerimi temizleyip bornozumu giyip odaya geçtim. Makyaj masasındaki ne var ne yoksa kırmış ayna paramparça olmuştu. Sanırım bana yapamadığını bana ait olanlardan çıkarmıştı. Sağlık olsundu. Ruhuma bıraktığı kırıklardan sonra varsın makyaj malzemem olmasındı varsın mis gibi parfüm kokmayayımdı. Dolaptan eşofmanlarımı alıp giyindim Kapatıcıyı yerde bulup ALLAH'tan kırılmamış yoksa iyice annesine zevk verirdim. Yatağın içine girip tepemden aşırdım yorganı ve gözyaşlarımı döke döke uyumaya çalışıyordum. Yatak odasının kapısı öyle hızlı açıldı ki kapı arka duvara çarpıp büyük bir gürültü çıkardı.
"Kalk lan kalk sabaha kadar benim koynum damıydın da şimdi uyuyacaksın? Kalk yemek hazırla yemek yiyeceğim ben." Başımda bekledi. Onunla tekrar temasım olmasın bana zorla da olsa dokunmasın diye hemen yorganı açıp kalktım. Vücudum yaşadıklarım yüzünden ağırlaşmış her yerim sızlıyordu. Mutfağa geçtim ki ne bardak kalmış ne tabak. Hepsi yerde. Ocağa çayı koyup süpürge ve kürek aldım kırıkları toplayıp kürekle çöpe koydum. Süpürgeyi çalıştırıp her yerini süpürdüm mutfağın.Çay demlenene kadar yatak odasını da süpürdüm. Başımda bekliyordu.
"Çay kaynamış hala kahvaltı yok masada ?" Sanki tüm kahvaltılıkları ben koynuma sakladım da bana mecbur. Çıkar dolaptan zıkkımlan işte. Süpürgeyi kapatıp dolaba gittim ve kahvaltılıkları çıkartıp iki de yumurta kırdım. Arkamı dönüp gidecekken bileğimden sıkıca tuttu. Ateşe değmişim gibi çektim elimi . Şaşırdı beklemiyordu.
"Otur yemeğini ye . Birazdan çıkacağız. annem çağırdı." Hızla dönüp ne var der gibi yüzüne baktım. Bakışlarımın dili olsa "ALLAH ANNENİN DE SENİN DE BELANIZI VERSİN" dediğimi duyar kesin gene vururdu.
"Yine ne var? Daha dün oradaydık hem benim işim var evin halini biliyorsun?" gitmek istemiyordum hele yüzüm böyle şiş dudağım patlakken hiç istemiyordum.
"İşini sonra yap misafir mi gelecek sanki dursun her yer baktıkça yaptığını hatırlar bir daha yapmazsın. Ucuz kadınlar gibi altı üstü seni istiyorum dedim girdiğin haller takdir edilesi. " Kördü benim kocam bana kördü. Hiç sesimi çıkarmadım. Mutfağı bile toplamadan içeri girdim üzerimi değişip yüzüme biraz kapatıcı sürüp kapıya gittim. Söylediklerini yapmam hoşuna gitse de neden böyle olduğumu anlamak için yüzümü inceliyordu. Ölsem demezdim ki ona yedi kat ele derdim derdimi ama kocama asla demezdim. Çantanın sapını sıkmaktan kopacaktı neredeyse.Arabanın anahtarını alıp kapıyı açıp çıktı. Kapıyı kilitleyip ardından bende çıktım . Arabaya binince ikimizde hayalet gibiydik neredeyse nefesimizin bile sesi yoktu. Hemen eve vardık. kaynanam bizi kapılarda karşılamıştı.
"Oğlum kuzum hoşgeldiniz. Kahvaltı ettiniz mi? Yoksa Esma hazırlasın her şey var börek yaptım bu sabah sen seversin."
"Sonra ana sonra yedim ben ağabeyim yok mu?"
"Var oğlum yukarıda oda seni bekliyor. Bir yere gidecekmişsiniz?"
"Haa evet arkadaşlarla buluşacaktık geldiğimi duymuşlarda dün aradılardı. bizde bu akşam sözleştik. Biraz yer içeriz Süreyya burada kalsın akşam geç geliriz falan evde yalnız kalmasın diye getirdim."
"İyi yapmışsın oğlum bizde zaten halanlara gidecektik ne zamandır gelin kız deyip duruyor bir görsün de içi soğusun ne yapacaksa benim gelinimi görüp? Fesatlıktan ölecek kadın."
"Tamam ana biz gecikirsekte beklemeyin sen Süreyya'ya bir yatak açıverirsin?"
"Açarım oğlum açmam mı siz bakın keyfinize." Bana açıklaması gerekeni annesine açıklamış beni annesinin yanında yok saymış gururu mu bir kez daha ayaklar altına almıştı. Daha ne kadar kırılırsın Süreyya dedim ne kadar ? Bana bakma gereği bile görmeden çekip gitti beni evin bahçesinde öyle çöp gibi bırakıp gitti.
"Ne bakıyorsun kız? Kocan dedi ne diyecekse duydun sağır mısın yoksa? Akşama burdasın? Hadi Esmaya yardım et halana gideceğiz daha elinizi oynatın." Temizlik gücü iş başında yaşasın. Bu sinirle dağları bile aklayıp paklardım. Hırsımı parkelerden halıdan koltuktan çıkardım. Kollarım belim koptu ama değdi ne kaynanamı ne kocam olacak aptalı düşündüm. Saatin bile 2 ye geldiğini fark etmedim.
"Süreyya yeter dur artık canını çıkardın derdin ne be senin? Bu kadar özenme kaynanam ne anlayacak iki güne varmaz gene batırır kadının şeytanı pis tıpkı içi gibi. "Güldüm komikti. Yengemden böyle laflar duymayı beklemiyordum. hoşuma gitmişti.
"Vay yenge ya sen neler diyorsun öyle?"
"Eee ne yaparsın Öyle dalgın öyle üzgündün ki dikkatini dağıtmak için öyle deyiverdim.
"İyi yaptın yenge sağol sende olmasan ne bu ev çekilecek ne içindekiler. Allah senden razı olsun bana elti değilde abla gibisin."
"O ne demek kız biz kaderdaşız bu evde tabii birbirimize destek olacağız yoksa nasıl haklarından geleceğiz."
"Haklısın. Bir şey soracağım? Bu evine gideceğimiz hala kim acaba? Ben düğünde kimseyi tanımadığım için bilmiyorum da kaynanam gibi birimi yoksa ?"
"Yok kız yok dünya iyisidir Fatma hala keşke kaynanamız o olsaydı."
"Ya o kadar iyi biri demek?"
"Hemde nasıl biliyormuşsun gelinlerini her zaman oğullarından üstün tutar. Gelinleri kendi annelerine bile öyle saygı ihtimam göstermezler. Vallahi çok vicdanlı çok merhametli. Oğullarına kök söktürüyor. Adamlar ev işi bile yapıyorlarmış. Bir keresinde Serdar görmüş Ahmet abiyi cam silerken. "Erkek dediğin cam mı siler "diye küfrede küfrede bir kalmıştı. Çok hoşuma gitmişti . Bu kadını korumam yapsam iyi olacaktı. Kendime bir müttefik daha bulmanın gururuyla hemen toparlandım. Yengem yüzümün halinden anlamış ve
"Elleri kırılsın çok acıyor mu? demişti.
"Çok değil ruhum daha çok acıyor yenge boşver. "
"Siz Ağrı da nasılsınız? Yani buradaki gibi misiniz? Serkan aslında Serdar gibi değildir daha sakindir daha uysaldır." Bilmiyorlardı sessiz atın tekmesi tok oluyor daha can yakıyordu.
"Şey biz orada hiç yani çok az tartıştık bir iki kez ama buraya geleli beri neredeyse her gün kavga eder olduk. Ben burayı sevemedim o yüzden Serkan gidelim dese dakka durmam yenge"
"Haklısın erkek işte anne babasının yanında biraz daha erkekleşiyorlar. Sanki ne oluyorsa?"
"Evet yenge öyle oluyor. Kocamı tanımadığımı anladım şu 15 günde baştan tanıyorum sanki. Bakalım bakalım torbadan daha ne çıkacak?" Gülüşme seslerimiz kaynanamı rahatsız etmiş olacak kaşları çatık içeri girdi.
"Ne o pek mutlusunuz bakıyorum işiniz yok herhal hadi toplanın aramadan gidelim şu kadının yanına" sanki elden bahsediyor altı üstü kocanın ablası ne bu feveran... Üzerimizi değiştirip yüzüme tekrar olağanca kapatıcı sürüp kaynanamın peşine takıldık. Ördek ailesi gibi o önde biz arkada yolda yürüyorduk. Haspam yanında yürüyünce rahatsız oluyormuş Esma yengem öyle demişti. Bahçesi rengarenk çiçeklerle dolu beyaz badanalı mavi kapı ve pencere boyasıyla pek çok evden ayrılan evin önünde durduk. Ev filmlerden çıkmış gibiydi. O kadar gerçek dışıydı. Bahçede küçük bir veranda vardı Tahtadan çatısı olan kenardaki tahta direklerin her birinde sarmaşıklar begonviller hanımellerinin sardığı bahçeyi sokak başından kokutan bir güzellikti. Hangi yöne bakacağımı şaşırmıştım. Bahçe olduğu gibi çiçeklerle bezeliydi. İnsan içi nasılsa dışı da öyle olur derler buna bugün inanmıştım. Evin kapısından 65 70'lerinde gibi hafif toplu beyaz yüzlü gözlerine anlam veremediğim bir renkte yumuşak sesiyle "Hoşgeldiniz " diyen bir kadın çıktı. Üzerinde basmadan uzun bir etek üzerinde de iş yaptığı belli kolları sıvalı yine çiçekli bir penye bluz vardı. Başında oyalı yazmasıyla tam bir anne tam bir kadındı. Gözlerinin içi gülüyor hoşgeldiniz derken sarmalıyordu insanı.
"Hoşbulduk Fatma abla nasılsın?" Lanet kaynanam ortamı bir anda buz kestirdi sesindeki kinaye ve fesatlık ben buradayım diyordu.
"Hoş geldiniz gelin kızlarım buyrun geçin. Süreyya gel bakayım düğünden beri göremedim seni güzel kızım nasılsın iyi misin? Bizim oğlan seni üzmüyordur inşallah?" Burnumun direği sızladı. Annem beni doğuran kadın bile "nasılsın?" demedi bana el ya ell kocamın halası "Nasılsın" diyor "kızım hatta güzel kızım " diyor . Kadere isyan etmek istiyordum. Kendimi sıkıp "İyiyim sağolun siz nasılsınız?" dedim.
"Çok şükür güzel kızım bizde iyiyiz." Kadın kızım deyice bir güzel kızım daha çıkıyordu ağzından böylesi bir kadına kul değil köle olur başında taşırdı insan. Kıskandım o an onun gelinlerini gelini olmayışımı kıskandım. Üzüldüm de.
"Gelin şöyle çardağa geçelim kızlarım kahve koyuyorlardı sizi görünce gelirler şimdi." Kızları mı vardı hani iki oğlu vardı?
Bizi çardağa götürdü çardağın içinde kenarlarda sedirler vardı renk renk yastıklar ortada bir masa çardağın bir tarafında tahtadan bir rafa konmuş televizyon ve küçükte bir şifonyer bulunuyordu. Televizyondan TRT Müzik açılmış türkülerin sesi geliyordu usul usul. Sedirlere oturmamızla iki tane mutlulukları yüzlerine yansımış Güzel kadın geldi ellerinde tepsilerle. Birinin elinde fatma halanın dediği gibi kahveler bir diğerinde ise ev baklavası olduğu belli olan baklava tabaklarını olduğu tepsi vardı. Büyük gelin sanırım hafif balık etli esmer bir kadındı herhalde 40 45 gibiydi ama dinçti güzeldi. Uzun bir elbise giymişti gri renkli . Elbise üzerine oturmuş kalçalarını sarmış daha kadınsı göstermişti. Saçları omuzlarında kahverengiydi. Elindeki kahve tepsisini bize uzatıp
" Hoşgeldiniz yenge valla gelir gelmez oldu ama o kadar yorulduk ki tam yorgunluk kahvesi yapacaktık annemde camdan sizi görünce yapında beraber içelim dedi ondan böyle hemen yaptım" diye kendini açıkladı hızlı hızlı. İçim sıcacık yumuşacık olmuştu burada hep burada kalmak istiyordum. Hatta iznimiz bitene dek ben Fatma halalarda kalsaydım ya her işini görürdüm. Ardından daha genç üzerinde pantolon olan dar bir body giymiş zayıf uzun boylu sarışın olan gelin elinde baklavaların olduğu tabaklarla dolu tepsiyi bize uzattı.
"Hoşgeldiniz cümleten anam sabah ezanından beri uyumadı sizin için neler yaptı neler parmaklarınızı yiyeceksiniz." Gerçekten de öyleydi . Baklavalar çok iştah açıcıydılar. Dün akşamdan beri de bir şey yemediğim düşünülürse açlıktan midem kazındı. Burada zehir de verseler baklava yerine yerdim yenirdi. Hemen tabağımı alıp kokladım. Zaten tatlıyı seven ben mis gibi ev baklavasını görünce çok hoşuma gitmişti. Kaynanamın boşluğumu dürtmesiyle gözlerimi açtım canım yanmıştı.
"Ne o kız seni aç bırakıyoruz sanacak herkes. Ne o öyle baklavayı koklamak falan ayıp " Ayıp değildi anne tatlısıydı çok özeldi bana yapılmıştı benim içindi.
"Şey kusura bakmayın ben tatlıyı hele baklavayı çok severim böyle mis gibi de kokunca dayanamadım. Ayıp ettim özür dilerim." Başımı önüme eğdim utanmıştım. Elimde tabak yemeyi de bırakmayı da bilemeyerek iç çektim. Elimin üzerinde yumuşacık bir elle önce ele baktım sonra da başımı Fatma halaya çevirdim. Gülümsüyordu.
"Süreyya güzel kızım sen seviyorsan ben sen gidene kadar hep yapar gönderirim . Sen merak etme şimdi hadi bakalım nimete küsülmez ye bakayım tatlını belki de beğenmezsin? Bir gün bana gel sana tarifini nasıl yapılacağını öğreteyim.Hem kocanda çok sever benim baklavamı öğrende ona da yaparsın kızım." Gülen yüzümün ağırlaşmasından yüzümün düştüğünü anladım ve Fatma hala da anladı. Elini koluma koyup bana iyice eğilip " İyi misin kızım?" dedi EL DEDİ EL BENİ TANIMAYAN İLK GÖREN KADIN İYİ OLMADIĞIMI ANLAMIŞTI DA 7 AYDIR ALTINA YATTIĞIM KOCAM GÖNLÜMÜN KIRILDIĞINI ANLAMAMIŞTI.İçimden çığlık çığlığa ağlarken dışımdan gülümsedim zoraki.
"İyiyim hala sağolasın gelirim tabii çokta sevinirim teşekkür ederim."
"Adın gibi ışıl ışılsın güzel kızım her yeri aydınlatıyorsun hem kalbin hem yüzün güzel . Kıymetini bil kızlarının kırıp dökme onlar sana değil ama sen onlara muhtaçsın unutma" Fatma halanın sözleriyle yerinde rahatsızca kıpırdandı kaynanam. Kahvelerimizi içip sohbetler eşliğinde güzel bir gün geçiriyorduk . Fatma halanın evin arkasındaki küçük bahçesinden sebze toplayıp güzel bir salata yapıp güzelce hazırladığı yemekleri yedik akşama dek orada huzuru kokladım belki de hayatımda ilk kez huzur nedir mutlu olmak nedir onu deneyimledim. Hava kararmış ve hapishanemize dönme vakti gelmişti. İstemiyordum eve gitmek . Kaynanam hadiyin deyip bizi önüne kattı zorla sarılıp öpüşüp vedalaştık. Fatma hala " Bak bekliyorum Süreyya muhakkak gel " dedi ama gelemezdim ki fesat kaynanam yollamazdı. Ayaklarım tersine tersine eve gitti. İçeri girdiğimizde evde kimse yoktu. Kaynanam "Kafamı şişirdi ne çene var be kadında tevekkelli kocası erken öldü adam bile dayanamamış" diyordu. Saçmalamanın hangi düzeyiydi ki. Ben nereye gideceğimi bilemez halde salonda durmuş bekliyordum saat 10 olmuştu ama hala Serkan ortalarda yoktu. Kaynanam eline aldığı pike ve yastığı bana uzatıp arka odaya götürüp" Burada yat burası Serkan'ın odası gelince oda buraya gelir" dedi ve odadan çıktı. Küçük ama topluydu oda. Esma yengem iyi geceler deyip evine çıktı. Kaynanamda odasına geçince odada tek kaldım. Sevinmem gerekirken rahatsız oldum. Evin planı biraz değişikti. Bulunduğum oda arka tarafa bakıyordu ve sanki sonradan ilave edilmiş gibi evden bağımsız görünüyordu. Aradaki kapıyla sanki birini kessen kimse duymaz gibiydi. Tedirgin olarak üzerimi Esma yengenin verdiklerini giyip yatağa yattım. Sağa sola dönemde uyku tutmadı ama gündüz yaptığım işlerden dolayı bir süre sonra uykuya dalmışım. Vücudumda dolaşan ellerle uyandım ama anlamayarak Serkan uyuduğumu sanıp beni rahat bıraksın diye sessiz kalmayı seçtim. Beni yavaşa sırt üstü yatırıp geceliğimi omzumdan indirdi mememi eliyle turp ağzına alınca dayanamayarak inledim. Ama hala uyuyor numarası yapıyordum. Sonrasında eliyle bacağımı okşamaya başladı. Uyanıp onun saçma erkek egosu için duşa girmek istemediğim için uyuyor numarası yapmaya devam ettim. Dudakları dudaklarımı yalayıp öpünce farklı gelmişti tadı dokusu. Alkolün acılığı midemi bulandırdığı için başımı yana çevirmek istedim ama izin vermeyerek daha çok öptü ama kocamın öpüşü gibi değildi. O an idrak edememiştim çünkü uyku sersemi algılarım kapalıydı. Bacaklarımı aralayıp arasına geçmesi ve kendini bana yaslamasıyla bir aydınlanma yaşadım. Kocaman sert bir alet bana sürtünüyor ve bastırıyordu. Canım yanmıştı. Mememi sıkıp ucunu elleri arasında kıstırıyordu. Dudaklarımı bırakıp mememi öyle bir emdi ki neye uğradığımı şaşırdım. Gözlerimi hafif aralamamla üzerimde üstü çıplak kaynımı görmem ve çığlık atmaya çalışmam bir oldu ki ağzımı eliyle kapamıştı. Korkudan kalbim deli gibi atıyordu. Bu nasıl bir adilikti. Kardeşinin karısına annesinin evinde nasıl yani nasıldı? Başımı sağa sola sallamaya çalışıyordum bıraksın diye . Ama çenemden öyle bastırıyordu ki sabaha ellerinin izi çıkacaktı. Yüzüme doğru eğilip Yanağımı yaladı ve kulağımın dibinde fısıltıyla konuştu.
"Süreyya öyle tatlısın ki seni yemek istiyorum. Sabaha kadar seni sikmeden buradan çıkarmam sende kadın olduğunu bir anla ateşin sönsün. Bizim aptal senin değerini bilmiyor hakkını veremiyor sana bir erkek nasıl olur göstereyim. Daha yanımdan ayrılamazsın. " Elini bacak arama sokup ıslanan kadınlığıma sürttü. Gözlerime baka baka parmaklarını yaladı ve kokladı. Başını eğip mememi ağzına alıp vakumladı. İçim titredi. Vücudum fizyolojik olarak ona tepki veriyordu. Korku ve daha önce hissetmediğim duygular vücudumu şaşırtmış afallatmıştı. Elini ağzımdan çekti. Yüzüme büyük bir mutluluk ve başarmanın verdiği güvenle bakıyordu. Ona göre ona ses çıkarmamış ve evet demiştim bu hoşuna gitmişti. Elimi göğsünde gezdirip gülümsedim . "Beni kadın gibi hissettir lütfen sana ihtiyacım var " dedim. Yüzünde öyle bir ifade oluştu ki? Neredeyse beni alıp içine saklayacaktı. O kadar hoşuna gitmişti onu kabul etmem. Kendinden geçerek yatağa sırt üstü uzandı. Kendine öyle güven gelmişti .Öyle rahatlamıştı emindi ona evet diyeceğimden. Yataktan yavaşa kaltım. " Tuvalete gitmem gerek hem etrafı bir kolaçan edeyim sessiz ol" dedim. Yanağımı okşayıp parmaklarını öptü beni öper gibi. Eli kemerine gidince durdurdum soyunamazdı olmazdı o zaman biterdim.
"Ben soymak istiyorum seni" Beni tutup dudaklarımı öpecekken başımı çevirdim ki dudağımla yanağımın yanını öptü.Ayağa kalkıp üzerimi saçlarımı düzelttim ve yavaşa kapıyı açtım etrafa bakıp odadan çıktığımda tuttuğum gözyaşlarım bir bir aktı. Ellerimin ayağımın titremesinden ilk bir hareket edemedim. Kendimi toplayıp hemen içeri geçtim. Allahın belası kocam küp gibi sarhoş gebersin salondaki koltukta horlaya horlaya uyuyor. Kaynanamların odaya gittim kapıyı açtım kaynanam uyuyor ama kayın babam yok nasıl aileydiler böyle. Hemen kapıyı açıp üst kata çıktım. Tüm bunları yaparken sessiz ve hızlı olmaya özen gösteriyordum. Evden çıkmadan tuvaletin kapısını açıp kapamış ışığını da açık bırakmıştım. Esma yengenin kapısını çaldım. Üçüncü çalışta açtı kapıyı. Oda benim bu saatte burada olmamı beklemiyor olacak ki,
"Hayırdır Süreyya bir sorun mu var bu saatte ne oluyor? " dedi arkama bakmaya çalışarak. Ne diyeceğimi bilemedim. "Şey bizimkiler gelmişte abla abim galiba sarhoş onu eve taşır mısın diyecektim . Annem sabah görürse ikisini de paralar. Yalan Kadının canına minnet. Tamam dur geleyim deyip üzerine sabahlık almak için eve geri girdi. Hemen gelip boş gözlerle bana baktı sanki az öncekileri görecek gibi gözlerimi kaçırdım. Utanıyordum ne yapayım. Yengem kapıyı açık bırakıp aşağıya indik. Kapıdan girmemizle salonda yüzü asık üzerinde gömlek olmayan bir Serdar beklemiyorduk ki ikimiz de yerimizde sıçradık.
"Senin ne işin var burada?" Yengeme dikleniyordu ama izin veremezdim.
"Sarhoş olduğunuz için seni eve götürsün diye ben çağırdım." Gerçekten mi der gibi bana baktı. Yan taraftan gömleğini alıp
"Ben sarhoş değilim olursam anlarsınız."dedi ve sinirden burnundan soluyarak evden çıktı.
"İyi geceler Süreyya sağol haber verdiğin için." deyip yengemde ayrıldı evden. Karşı koltukta Serkan'a bakıp içimden bağıra çağıra küfrettim. Bana babasının evinde ağabeyi taciz etmiş eğer gözümü açmasam belki de tecavüz edecekti adam mal gibi fosur fosur içmiş ve sızmıştı." ALLAH BELANI VERSİN " diye evin kapısını kilitledim . Kapının emniyet kilidini bile takmıştım. Burada insan yoktu burada insanlık zaten yoktu. Odama geçip odamda kilitledim yatağı tutup çarşafını çıkarttım yastık yüzünü üzerimi herzeyi çıkardım. Banyoya girmeye cesaret edemediğim içim İçmek için aldığım su sürahisindeki suyla geceliğimi ıslatıp bana dokunduğu her yerimi sildim. Sadece iç çamaşırlarımla odadaki dolaptan bulduğum pikeyle titreye titreye uykuya daldım. Sabaha Serkanla konuşacak bir daha burada kalmayacaktım. Mümkünse bir an evvel Ağrı"ya dönmek istiyordum. Burası bana hiç iyi gelmemişti. Hayatım boyunca unutamayacağım üzerimden silinmeyecek kötü anılar hatıralar bırakmıştı .Nefret etmiştim her şeyden herkesten...