Serkan'la o geceden sonra sevişmelerimiz biraz farklıydı beni rahatlatıyor kendisi ise son anda boşalıp geçip gidiyordu. Bu durum canımı sıksa da yapacak bir şeyim yoktu. Birbirimize alışmak için sabırlı olmaya çalışıyordum. Serkan işten geldiğinde bilgisayarın başına geçiyor işim var deyip benim yüzüme bakmıyordu. Memleketten geldiğimiz ilk zamanlar da benimle olmak istiyordu ama son olanlardan sonra benimle pek vakit geçirmez olmuştu.
Sabahtan akşama evde oturup onu beklemek bir esir gibi kendi eşyalarımın olmadığı ve başka bir memlekette tek başıma kalmam yetmezmiş gibi bir de hayatta tek başıma kalmıştım. Kocam vardı ama yoktu. Benimleydi ama değildi. Garip bir ikilemdeydim. Bu akşam konuşacaktım. Ben eve kapatıp yüzüne bakmayacağı esir değildim. Madem kendisi benimle ilgilenmiyor o zaman bende benimle sohbet edecek insanlar bulurdum. Tabii bu o aptal kadınlar dışındaki birileri olmalıydı.
Akşam için güzelce evimi temizleyip kocamın sevdiği yemekleri tatlıyı yaptım . Üzerime duşumu alıp kırmızı şifon geceliğimi ve sabahlığımı geçirdim.Makyajımı da yaptım. Bu akşam kocamla bir güzel sevişmek istiyordum. Bana bu işi hakkıyla yapmam için bazı ayıplı filmler izletmişti. O filmlerdeki sahneler çok iğrençti. Ben o kadar utanmaz olamazdım ama kocamda o potansiyel vardı. Sadece o filmlerdeki kadar uzan benimle olmazdı çünkü dokunmamla bile boşalıveriyordu. Bu iyimi kötümü bilmiyordum ama bacak aramda olsa iyi hissederim gibi hissediyordum. Akşam saat 9 olmuş ama hala gelmemişti. Evde telefon olmadığı için arayamıyordum da. Kocama eve yada bana bir telefon almasını söyleyecektim. Hem dışarı çıkamıyorum hemde telefonum yok . Allah korusun bir şey olsa haberim olmayacak insanlar bilmeden "Sen nasıl kadınsın? Nasıl insansın? " diyeceklerdi. Haklılardı. Gerginliğim yüzünden oturduğum yerde oturamıyordum. Salonun ortasında bir sağa bir sola gidip geliyordum. Saat 11 oldu ama hala Serkan'dan haber yoktu. Aklımı kaçıracaktım. Bu saatte bir yere de gidemezdim. Ne yapacaktım?
Koltuga oturdum ellerim dizlerimde düşünüyordum. Ne yapabileceğimi düşündüm. Bulunduğumuz yere karakol uzak değildi ama yalnız başıma bile dışarı çıkmamıştım korkuyordum ve saat 12 ye gelmişti. Gözlerimden yaşlar akarken hayatın benimle neden dalga geçtiğini düşündüm. Beni doğuran annem sebep olan babam bile önemsemiyordu elin oğlumu önemseyecekti? Yatak odama geçtim ve üzerimi değiştirdim. Makyajımı silip hazırladığım masayı toparladım. Her şeyi yerli yerine koyunca uykum kaçtığı için salondaki camın önüne geçip oturdum. Saat 2 olduğundan ışığı kapattım. İnsanların yanlış anlamasını istemezdim.Perdem açık ama ışığım kapalı sabaha kadar oturdum. Salonumuzdan binaya giriş kapısı görünürdü. O kadar merak etmiştim ki gelince ona koşmak için orada onu bekledim. Sabahın 8 i oldu herkes kalkıp işine çocuklar okullarına gitti ama Serkan gelmedi. Artık ne düşüneceğimi ne yapacağımı şaşırdım. Ağlaya ağlaya yatağıma uzandım. Gözyaşlarımın arasında uyuyakalmışım. Şiddetli kapı çalınmasıyla uyandım. Kapıda yabancı biri vardı bir polis memuruydu. Serkan hep kapıyı kilitleyip giderdi. O kadar uyumuşum ki akşam olmuştu.
"Kim o?"
"Benim yenge Ahmet . Beni devrem Serkan gönderdi. Serkan dün görev icabı Van'a gitti acil olduğu için haber verememiş bu sabah beni aradı sana haber vermemi istedi . Herhalde bir haftaya anca dönecekmiş. Bir şeye ihtiyacın olursa bana söylersen yardımcı olurum. "
Düşündüm kendimi değerimi kim olduğumu kocamın gözündeki gönlündeki yerimi. Bana haber vermeden gitmiş ertesi sabah aklına gelmişim sağolsun haber gönderebilmişti. Kapım kilitliydi adam bana nasıl yardım edecek ihtiyacımı alacaktı ki?
"Sağolun olursa size söylerim.Haber verdiğiniz için teşekkür ederim"
"Tamam yenge ben gidiyorum . Yarın yine uğrarım. İyi günler "
"Peki iyi günler."
Adam ne zaman gelse bana yardım edemezdi. Evde olanlarla idare ederdim.Yemek içmek değildi ki benim derdim. Ben saygı bekliyordum sevgi şefkatti aradığım bir parçacıkta ilgi. Mesela gidecekse bana haber verseydi böylesi merakta endişe de bırakmasaydı. Veya kapıyı üzerime kilitlemeseydi. Kendimi o kadar çaresiz hissettim ki? Aşağılanmış gibi bir hiç gibi sanki bu hayatta yokum gibi hiç bir şeye hakkım yok gibi. Ağlaya sızlaya o günü atlattım. Öyle öyle her gün geldi Ahmet denen adam her seferinde herhangi bir ihtiyacım olmadığını söylüyordum ama içim kan ağlıyordu. Evde iyi kötü beni doyuracak her şey vardı. Bir kap çorba yeterdi doymaya gerisi aç gözlülükle yapılan şeylerdi. Zaten çokta yemezdim bu bir haftada zaten doğru düzgün de bir şey yiyememiştim. İçim almamıştı. Gerekte görmemiştim. Kimsenin önemsemediği biri olarak yemek içmek gereksiz gelmişti gözüme. Bir hafta da kilo vermiştim .Uyku ve yemek düzenim bozulunca gözlerimin altı çökmüş halsizleşmiştim. Aradan tam 9 gün geçti ve benim artık bu yokluğa alıştığım bir anda kapı sesini duydum. İçimden hiç bir heyecan gelmiyordu. Gelen kocammış başkasıymış içimde hiç bir heyecan yoktu. Kafamı bile çevirmemiştim kapıya. Adım seslerinden salona girdiğini anladım. Yüzümü ona dönmediğim için biraz arkamda bekledi. Sanki normal bir gün gibi.
"Ben geldim karıcım" dedi.
İçimden hoşgeldin demek gelmedi zira hoşgelmemişti keşke gelmeseydi zaten ha vardı ha yok. Ne yazık ki elimden bir şey gelmiyordu ve yüzümü ona döndüm.
"Hoşgeldin." dedim gayet soğuk ayağa bile kalkmaya tenezzül etmedim.
" Bu kadar mı? Beni özlemedin mi? En azından insan bir sarılır öper bu nasıl karşılama?" Şaka yapıyor olmalıydı. Sinirden kahkahayı bastım. Öyle gülüyordum ki sanırsınız çok komik bir şey varda katılıyorum o derece.
" Sen iyi misin? Komik bir şey mi söyledim?"
"Sence? Sen benimle dalga mı geçiyorsun? "
"Ne dalgası? Kaç gündür evde yoktum biraz sevgiyle özlemle karşılanmak istedim .Bu kadarına da hakkım var herhalde kocan olarak ." Gerçekten şaka yapıyordu Sinirden oturduğum yerden kalkıp karşısına dikildim. Gözlerimden eminim ki ateşler fışkırıyordu çünkü çok şaşırmış gibiydi. Sanırım benden böyle bir tepki beklemiyordu. Ama her şeyin bir kaynama noktası vardı ve ben o noktayı geçeli çok olmuştıu.
" Senn bana haber vermeden tam 9 gün evden gidiyorsun. 24 saat sonra bilmediğim bir adamı eve yolluyorsun. Üstelik kapı üzerimden kilitli ve diyorsun ki bir ihtiyacım olursa bana alacak yardım edecekmiş. Lütfetmişsin yaaaa zahmet etmeseydin. Kocacımmm"
Kaşlarını çattı sanki iyi bir şey yapmışta ben nankörüm gibi tuhaf tuhaf baktı.
"Haber verdim işte daha ne istiyorsun. Evde de her şey vardı . Dışarı çıkmana gerek yoktu ki. Merakta kalma diye devremle haber yolladım. Daha ne yapayım?"
"Sen bundan sonra bir şey yapma sakınnnn!!!!!!!"
"O ne demek?"
"Şu demek ben eve ve kendime telefon istiyorum. Taş devrinde gibi onunla bununla seninle ilgili şeyleri duymak istemiyorum. "
Kaşları olabildiğine çatıldı sanki yanlış bir şey istemişim gibi.
"Telefona gerek yok zaten hep böyle gitmem ben arada olur bir dahakine belli olur olmaz haber veririm."
" Neden bana yada eve telefon almıyorsun? Sebebi ne? Ayrıca kapıyı kilitlemeni istemiyorum artık ben esir değilim. "
"O ne demek ben sen buraları bilmiyorsun diye."
"Cahil değilim gerekirse öğrenirim."
"Gerek yok ben gerekenleri alırım yada beraber gideriz."
"Sen neden benim dışarı çıkmamı istemiyorsun? "
"Öyle bir şey yok"
"Ne o zaman ?"
"Ben artık canım sıkılınca dışarı çıkmak fırından ekmeğimi kendim almak istiyorum pazarımı marketime kendim gitmek istiyorum. Sanki suçlu gibi bu dört duvarın içinde kalmak istemiyorum."
"Se ne demek istiyorsun? Ben eşşek başımıyım burada sen bunları yaparken ben gavat gibi evde mi oturayım?"
"Ben onumu diyorum ben artık bu evde kilit altında tutsak gibi olmak istemiyorum."
"Sen tutsak değilsin benim karımsın. Ben karımın ulu orta yalnız gezip tozmasını istemem izinde vermem."
"İzin istemiyorum farkındaysan."
"Haddini aşma"
"NE HADDİ YAA ÜZERİMDEN KAPIYI KİLİTLEMENİ İSTEMİYORUMMM!!!!!!!!"
"Bana bağırmaa!!"
"Bağırtma o zaman insan gibi söylüyorum. Kocacım ben artık istediğim zaman sana ulaşabilmek için telefon istiyorum. Ve üzerimden kapıyı kilitlenememi istiyorum. En azından canım sıkıldığında bir markete gidip bir iki abur cubur alıp geleyim canımın sıkıntısı geçsin istiyorum." Dikkatle beni inceliyordu . Ne görmek istiyordu bilmiyorum ama asla yüzü yumuşamadı.
"Şimdi bunları konuşmak istemiyorum. Karnım aç yemek hazırla çayda yap kaç gündür ne uyudum ne de insan gibi yemek yiyebildim aklım sendeydi." Şimdi çığlık atıp saçlarımı yolacaktım. Paşam ya yemek yiyememiş çok yorulmuş. Bende burada düğün dernek yaptım çünkü.
"Yemek yok yapmamıştım. Mağlum ne zaman geleceğini bilemediğim için. "
"Sen ne yedin peki?"
"Yemek yediğimi kim söyledi?"
"Nasıl yani?"
"Neyse kahvaltılık bir şeyler hazırlarım şimdi yersin." Oturduğum yerden kalktım mutfağa geçiyordum ki kolumdan tutup ona bakmamı sağladı.Yüzümün her yerini inceliyordu. Yüzümü yana çevirdim.Yüzünü görmek istemiyordum. Bu bir hafta da anlamıştım ki o beni sevmiyordu. Sevmenin S sini bile bilmiyordu. Sevgi böyle bir şey değildi. Burnunu boynuma sokup derin derin soludu. Boynumu öptü. Midem o kadar bulandı ki . Elim ağzımda banyoya koştum. Aslında bir haftadır doğru dürüst yemek yemediğim içim midem boştu ve biraz da o yüzden midem bulanmıştı. Sevgili kocam ondan rahatsızlığımı anlamış ve banyoya gelip kapıda beni bekliyordu.İşim bitince elimi yüzümü yıkadım zira midem boş olduğu çin bir şeyde çıkmamış boş safra kusmuştum.
"Sen sana dokunmamdan mı kötü oldun?" anladı .
"Hayır canım bir şey istemediği için yemek yememiştim. Sanırım ondan oldu. " O da vardı ama en büyük etken kocamdıı.
Tekrar bana sokuluca yemeği bahane edip bana dokunmasına müsade etmeden mutfağa geçtim. Çay koyup bir kaç kahvaltılık hazırladım. Yumurtayı çırptım ve çayı beklemek için mutfak masasına oturdum. İçeri gidip onu görmek istemiyordum. Anlaşılan bu 9 gün aramıza epey bir uçurum sokmuştu. Sokaktaki herhangi birinden farkı yoktu gözümde. Hiç bir duygu yoktu ona karşı.Mutfağa girince üzerini değiştirdiğini anladım. Ama bana yaklaşmasın uzak kalsın diye
"Banyo yapsaydın yoldan geldin iyi gelir"dedim. Onu düşünmem yüzünü gülümsetti.
"Yemekten sonra seninle gireriz diye girmedim " dedi sırıtarak sanki komik bir şey var da. Sanki beni duşta tövbe tövbe yaaaa. İnsanı dinden imandan çıkartır.
"Ben bu sabah duşumu aldım gerek yok hem daha çay demlenene kadar zaman var bence sen gir beni bekleme. dedim.
Hemen yanıma geldi ve beni kaldırıp belime sıkıca sarıldı. Yüzü o kadar sert bir hal almıştı ki korkmadım desem yalan olur.
"SENNNN BENSİZLİĞE Mİ ALIŞTIN ? SAKIN SÜREYYA SAKINNNNN BENSİZLİK AKLINA YERLEŞMESİN ÖLSEN BİLE BANA AİTSİN SEN BENİM KARIMSIN ÖLÜN BİLE BENİM..."