“Günaydın.” dedi Aslı büyükçe esneyerek. “Günaydın” dedi Süslü taç şeklinde taktığı uyku bandını düzeltirken. Hala uykusu vardı Süslü’nün.
“İyi uyuyabildin mi?” diye sordu Aslı’ya. Ardından reçeli ekmeğine sürmeye başladı.
“Biraz.” diye mırıldandı Aslı.
“Otur, kahvaltı yapalım.” dedi Süslü.
Aslı Süslü’nün karşısındaki sandalyeyi çekerek oturdu. Ardından masada bulunan yiyeceklere göz attı. Reçeller, omlet, peynir, zeytin... çay. Çayı görünce gözleri sevinçle parladı.
“Aklıma bir şey takıldı...” dedi çayına şeker atarken. “Otuz günlük yaz stajı için hastanede stajyer hemşire olarak bulunacağımı söylediniz?” Süslü ısırdığı ekmeğini çiğnerken, alttan bir şekilde Aslı’ya baktı.
“Evet?” dedi.
“Ama bu otuz günlük... yani zorunlu yaz stajı yalnızca yazın yapılabiliyor...”
Süslü lokmasını yutarken duraksadı.
“Hay aksi!” dedi.
“Yani ben nasıl bu Kasım ayında yaz stajı için hastanede staj yapacağım ki? Bu dediğiniz şey mümkün değil...”
Süslü omuzları düşük bir şekilde Aslı’ya baktı. Kız haklıydı, böyle bir hata nasıl mümkün olmuştu ki? Nasıl bu önemli detayı gözden kaçırmışlardı.
“Ama bazen hastanelere stajyer öğrenci gidiyor?...” dedi kendi kendine düşünerek.
“Evet, uygulamalı ders için hastanede dönem içi stajlarımız oluyor ama yaz stajını yalnızca yazın yapabiliyoruz... Bir sorun mu var?” diye sordu Aslı merakla.
“Hmm, sen yemeğini ye. Ben bir telefon görüşmesi yapacağım.” dedi Süslü ve kendi yatak odasına geçti. Genel Müdür’ü aradı, telefon çalarken odada volta atıyordu. Elini açtı ve tabletinden araştırma yaptı. Evet, Aslı haklıydı. Süslü ofladı, telefon olmayan eliyle başını tuttu.
“Ne var?” diye telefonu açtı Genel Müdür.
“Neler oluyor?” diye sordu Müdür’e. “Kız staj için hastanede olacak demiştiniz ama bu staj sadece yazın oluyormuş!” Sinirle nefes verdi Süslü.
“Nasıl böyle önemli bir hata yapıldı?” dedi Süslü öfkeyle.
Genel Müdür sıkıntıyla nefesini bıraktı. “Hande Atasoy kimliğini unut demiştim sana Süslü.” dedi Genel Müdür. “Nasıl yani?” diye sordu Süslü. “E ne yapacağız o zaman?”
“Kız bedensiz olarak dünyada dolaşacak...” Kravatını gevşetti Genel Müdür, “Zaten dünyada bir bedeni var. Siz bir an önce katilin peşine düşün, o zaman kız tekrar kendi bedenine girecek ve hayatına devam edecek.”
“Ama bu çok saçma!” diye bağırdı Süslü. “Böyle anlaşmamıştık!” Ayağını sinirle yere çarptı. “Daha ilk dakikadan bir sorun oldu, sözleşmeye aykırı içinde bulunduğumuz durum.” Ardından bir şeyler düşünmeye başladı.
“Kendi yöntemlerimle halledeceğim bu durumu.” dedi Süslü. Genel Müdür kaşlarını çattı, “Nasıl halledeceksin? Ne yapacaksın Süslü? Bana çabuk ne yapacağını söyle!”
Süslü gülümsedi, “Hastaneye gideceğim ve kızın tekrar bedenine dönmesini sağlayacağım.” dedi. Sesi son derece kararlı çıkmıştı, Genel Müdür bir süre düşündü. “Bunu üstlere bildirmem gerekiyor o halde!” dedi. “Biraz zor olacak ama yaşanan teknik sıkıntılar nedeniyle buna bir şey demezler bence.” dedi kravatını gevşetirken.
“Tamam, öyleyse ben bugün hastaneye gideceğim ve kızı uyandıracağım.” dedi.
“Öyle yap.” dedi Genel Müdür. Süslü telefonu kapattıktan sonra birkaç saniye bekledi, yüzünde bir gülümseme oldu. Artık kendi intikamını da alabilecekti.
Ardından tüylü, topuklu terliklerinin tıkırtısı eşliğinde Aslı’nın yanına döndü.
“Yemekten sonra hastaneye gideceğiz.” dedi sandalyesine otururken.
“Hemen mi?” diye sordu Aslı yerinden kıpırdanırken. İçi heyecan ve endişe yüklüydü.
“Evet.”
“Peki hangi nedenle hastanede olacağım?” diye merakla sordu.
Süslü gülümseyerek Aslı’ya baktı, “Tekrar bedenine döneceksin.”
“Ne?” diye bağırdı Aslı. “Bu gerçekten...” İnanamamıştı, başını iki yana salladı. “Ama sen demiştin ki...” Elleri titriyordu.
“Katilini kendi bedeninde yakalaman gerekiyor.” dedi Süslü. “Hande Atasoy kimliği iptal. Unut onu.”
Süslü Aslı’ya gülümsedi, yıllar sonra talihi dönmüştü. Yolları yeniden Aslı ile kesişmişti. Bu sefer başarabilecek miydi?