Umut ...
Tek dilek binlerce çağrı , kara bulutlara tutulan kırık şemsiye
Karanlığın içine sızan ; güçsüz titrek bir ateş
Aydınlığa yetmediği gibi yok etmeye de isteksiz üstelik
Bir damla gözyaşıyla yok olacak bir halde
Ürkütücü şimşeklerin arasında kaybolmuş bir kız
Saklanacağı karanlıktan daha çok korkuyor
Bu karanlıktan korktuğu halde güneşin doğmamasını arzuluyor
Ölmek istiyor aslında çünkü bedeni bir tek onu bilmiyor
Umut edeceği tek şey tam olarak bu
Nefessiz kalmak ; acıyan kalbini durdurmak
Hayata karşı pes ederek kazanmak dileği
Çünkü ; güçsüz olduğunun farkında
Acıya alışık ta olsa bir kez olsun gülmek istiyor artık
Ölmeden önceki son isteği de ölmek bu yüzden ...
Melisa pencerenin önünde gözyaşlarına hakim olamadan uyuyakalmışken , göz kapakları esarete kapılarını açmıştı .Yüzüne yapışan saçlarını yorgunca uzaklaştırdı önce .Çatallaşmış sesini duymak istemedi , güçsüz yutkunuşuna hapsetti .
Çıkan sesi o masum bedenin ölüm çığlığına şahitlik edecek diye korktu .
Gün ışımıştı karanlık aydınlığa kavuşmuştu .
Yaşayan canlılar gördükleri rüyalardan uyanmışlardı
Peki Ya Melisa ?
Onun kabusu doğan aydınlıkta kaybolabilecek miydi ?
Bakışları bu umursamaz düzende savrulurken ona ettiği cansız sitemini dile getirdi .
Güneş'in sıcaklığına soğuk bir haykırış göndermek istedi
Ağaçların neşe dolu canlılığına ölüm toprağı atmak istedi
Acıyan yarasının üzerine kabuk bağlamak istedi
Sessiz çırpınışı söndü , sırtladığı yük ruhuna ağır geldi
Taşmak üzere doluluktaki gözleri hapsolduğu eve döndü bu kez
Suçlu gözleri onu gördü
Gülüşlerinin katilini ...
Güzel günlerinin katilini ...
Gururla taşıdığı sevginin katilini...
Savaş'ın katilini ...
Melisa uyuşan bedeni gibi ruhu da uyuşsun istedi
Düşündükleri yaşadıkları bir kelebeğin kırık kanadında ondan uzaklaşsın istedi .
Gökyüzünün derinliklerinde kaybolsun , esen rüzgarla yolunu tekrar bulamasın istedi
Muaz ona bir şeyler anlatırken tüm bu olanlardan şahitlik eden bu duvarlardan kaçmak istercesine gözlerini sıkıca kapadı Melisa .
Saniyeler içinde uykuya dalmak , yaşadıklarından kaçmak istedi .
Gözkapakları sızladı önce beyni düşüncelerden kurtulamadı .
Biraz daha zorladı Melisa , tek bir umuda sığındı ve ona inandı .
Kafasındaki çığlığın yangınını bir nebze söndürdüğünde küllenen dumandan kendini sıyırdı.
Gözlerini araladığında karşısına halkalar serildi .
Kaybolduğu dünyasına tutacak el uzanmıştı .
Sıkı sıkı sarıldı o ele Melisa , arkasına bakamadı yine ama derin bir nefese hapsetti korkusunu .
Yalnız değildi , Muaz yoktu yanında onlar vardı .
Bir dileği , bir kez olsun binlerce yıldız hatrına kabul olmuştu .
Hiçbir şey söylemedi Melisa .Bulunduğu ormana gözlerini dikti .
Bakışları yeşilliklerde gezindi , ağaçların devasa gövdelerine uzandı .
Şu an karşısına dizilen binlerce ağacın her bir detayında boğulmak istiyordu , gözünü hiç kırpmadan ...
Yüzüne bir gülüş yaydı bu kez , korkudan titreyen dudaklarını az önceye inat cesur olduğu için ödüllendirdi .
Kısa sürdü...
Gülümsemesi kaybolduğunda maviliklere uzandığı gökyüzünün solduğunu gördü .
İçini saran endişeyle bilinmez adımlar atarken gözleri süratle halkaları aradı .
Etrafındaki karanlıkta ağaçların gölgesi dışında bir şey göremezken bu kez tiz çığlığı ortaya çıktı .
Dördünün de ismini sırayla haykırdı .
Ağaçlar başını döndürecek şekilde yanında dururken gözlerini kapamayacak kadar cesur davrandı .
Geçen zamanı hesaplayamazken hala karanlıkta olduğunu gördü .
Gökyüzü hiddetle ona bir şeyler anlatmak istiyordu .Kulakların gücü onun sesini duymaya yetmiyordu .
Ağaçlar üzerine koşuyordu bu kez , yapraklar oradan oraya savrulurken Melisa'nın görüş alanını engelliyorlardı.
Hissetmediği adımlarıyla ilerlerken daha fazlası için çabaladı . Esen sert rüzgarda , göklerinin uğultusu altındayken nereye olduğunu bilmeden kaçmayı arzuladı .
Koştu bu kez bunu başarabildiği için kendini kutladı .
Orman aynı varlığıyla onu takip ederken sert bir duvara çarparak yere yığıldı .
Peşindeki gölgeyi ensesinde hissederken bedeni karlar altında kaldı .
Sırtının ortasına bir ağrı saplandı , gövdesini çepeçevre sardı .
Kaybediyordu işte , yine kaybediyordu .
Nefesini ağzında hissederken düştüğü yerden kalkamadı .
Ayak parmaklarına kadar uyuşurken dizlerinin dümdüz uzandığını hissetti .
Gözlerinin önünün göremezken çaresizce kaderini bekledi .
Etrafın karanlığı azalmış aksine ortalığı parlak bir ışık sarmıştı .
Gözlerini kırpıştırdı Melisa , ne göreceğini hesap etmeden bunu yaptı .
Yüzünü göremediği halde varlığını tanıdı Melisa .
Sesini duyamasa da bakışlarıyla anlattıkları kulaklarını sardı .
Halkalar değildi karşısındaki , Muaz değildi .
Ondan zamansız giden biriydi .
Ondan çaresiz giden biriydi .
Ondan hak etmediği şekilde giden biriydi .
Onu karanlıkta bırakıp giden biriydi .
"Savaş" döküldü dudakları arasından .
Gözlerini fazlaca açtı kırpmaya cesareti yoktu .
"Savaş"
Bu kez seslenişi buruktu , huzursuzdu .
Vereceği cevabı bekledi sessizce .
Her bir hareketini takip etti gözünün önünden silinip gitmesinden korkarak gözleriyle sarıldı ona .
Savaş alışık olmadığı şekilde dimdik dururken , elini Melisa'ya uzattı .
Yığılıp kaldığı yerden kaldırmak istiyordu onu .
Bulunduğu karanlıktan çekip çıkarmak istiyordu .
Onun yaptığına inat , onu yerde bırakmak değil göklere çıkarmak istiyordu .
Melisa kendisine uzanan ele , yüzsüzce dokundu .
Ayağa kalktığında göz hizasından bakabiliyordu ona .
"Buradasın "
Onaylamak istiyordu yine de , emin olmak istiyordu .
"Buradayım " diye cevapladı onu Savaş .
"Evimdeyim "
Melisa şaşırdı bu kez .Sorgulama gereği duydu .
"Evin mi ?"
Sırtını döndü bu kez ona Savaş .
Adımlarını önü görünmeyen yola çevirdi .
Melisa donup kaldığı yerden kurtardı zihnini ayaklarına emretti .
Peşine takıldığında soru sormadan bekledi .
Etrafı saran sisten ve gecenin karanlığından Savaş'ın görüntüsünü kaybetmek istemezcesine takip etti onu .
Yürüdüler bir süre .
Melisa daha fazla suskun kalamadı , bir kayanın altına sıkışan balığın yaşadığı acıyı merak etti .
"Seni buraya mı gömdü "
Merak ediyordu , Muaz'ın onu nereye götürdüğünü öğrenmek istiyordu .
Savaş durdu bakışlarını Melisa'ya çevirdi .
Gülümsedi bu kez ,Melisa'nın içine biraz da olsa su serpildi .
Yere eğdi bedenini , eline bir avuç toprak aldı .
Melisa hiçbir hareketini kaçırmak istemeden izlerken Savaş konuşmaya devam etti .
"İşte burası benim evim"
Elinde tuttuğu toprak parçalar halinde yere süzülürken Melisa sadece izlemekle yetindi .
Adımlarını çevirip yürümeye devam ederken Melisa da onu takip etti .
"Yalnız başına hiç korkmadın mı Savaş "
Melisa sorduğu sorunun doğruluğunu kafasında sorgulayamazken ona gönderdi .
Savaş durdu o an .
Melisa da adımlarını durdurdu .
Eliyle sus işareti yaptı Savaş ; ama Melisa zaten konuşmuyordu ki !
Gözlerini kapatarak ormanın sesini dinledi Savaş .
Aradığını bulma umuduyla kulakları oradan oraya gezindi .
Melisa 'ya kilitledi gözlerini tekrar.
"İşte geliyorlar "
Kim geliyordu ?
Melisa etrafına baktı , kulaklarını ormana yaydı ilk başta çağrısına yanıt bulamadı .
Sonra Savaş'ın hızlı adımlarla ilerlediğini gördü .
Ne kadar uğraşsa da ona yetişememişti .
Aceleyle etrafı kurcaladı gözleri .
Bakışlarının ilericisindeki yerde yatan bedene baktı bu kez .
"Tılsım?"
Neler olduğunu kafasında birleştiremezken Tılsım'a doğru ilerledi .
Gittikçe yol uzadı ulaşamadı .
Durup dinlenecekken gözleri önüne onlar serildi .
Dört kişinin Tılsım'ın başına ilerlediklerini gördü .
Sadece birisini tanıyordu .
Bedeni uzakta da olsa seçiliyordu .
Savaş gözlerini Melisa 'ya diktiğinde cümlesi dudakları arasından döküldü .
"Burada yalnız olmadığımızı biliyorduk "
******
Koray kulaklarına değen Tılsım ve Vira'nın sesleri eşliğinde gözlerini açtı .Yayıldığı koltuktan neredeyse düşeceğini gördüğünde uyandığı için memnun oldu .
Kızların mutfaktan gelen gülüşleri arttığında dayanamayarak ayağa kalktı .Dağılan saçlarını gözleri hizasından geriye atarken bir bacağı dizine çıkan pijamasını düzeltti.
Mutfağın önüne geldiğinde bir süre sesini çıkarmadan izledi onları .
Tılsım tezgaha oturmuş ayaklarını sallarken Vira da yemek masasını hazırlıyordu .
Çaydanlığın sıcaklığı mutfağa yayılırken gözlerini kırpıştırarak içeriye girdi.
Kızların bakışları kendisinde buluştuğunda en köşede bulunan sandalyeyi çekerek kendine yer yaptı.
Eli tabaktaki salatalığa kaydığında Vira eline vurarak durdurdu onu .Koray'ın gözleri Vira'ya döndüğünde sitemi de kulaklarına doldu.
''Sana da günaydın''
Tılsım oturduğu tezgahtan inip Koray'ın karşısındaki sandalyedeki yerini aldı.Koray bakışlarını Vira'dan sonra Tılsım'a çevirdiğinde konuşmaya başladı.
''Ne Günaydın'ı? Bağırıp çağırmasanız daha uyurdum ben''
Tılsım ve Vira gözlerini devirdiğinde Koray yanındaki boş sandalyeye bakarak konuşmaya devam etti.
''Civciv uyanmadı mı daha?''
Vira Koray'ın sorusunu cevaplayacağı sırada Melisa'nın çığlığı kulaklarına doldu.
Bu çığlık hepsini endişeyle harekete geçirdi .Üçü de merdivenlere yöneldiğinde birkaç saniye içinde Melisa 'nım kaldığı odaya vardılar .
Koray beklemeden kapının elceğini çevirdi .
Melisa'nın yattığı yatağın başucunda Fatih'i gördüğünde olanları kafasında kurcalamaya çalıştı , cevap bulamadı .
Yine de elleri Fatih'in yakasında birleşti tüm gücüyle duvara fırlattı onu .
Tılsım ve Vira Melisa'nın sakinleşmesi için saçlarını okşarken Koray Fatih'in canı yanmayan bedenini yumruklarıyla cezalandırıyordu .
Koray'ın yumrukları biraz yavaşladığında yine de sorgulamaktan geri duramadı .
"Ne yaptın ona "
Fatih başını kurtarmak istercesine sağa ve sola çevirdiğinde Koray'ın dedikleriyle kaskatı kesildi .
Bu kez tüm gücüyle o Koray'ı yere devirdi .
"Ne saçmalıyorsun sen ben ona zarar verir miyim ?"
Koray ve Fatih 'in öfkeden deliye dönen gözleri etrafı karartırken kendine gelmeyi başaran Melisa konuştu .
"Dur Koray onun bir suçu yok !"
Koray tıslamaya devam ederken Melisa'nın cevabından tatmin olamadı ; bir kez daha sorguladı .
"Onun senin odanda ne işi var"
Cümlesiyle gözleri Fatih'te buluştuğunda bu kez Melisa değil Fatih konuşmayı seçti .
"Sadece sizin yaptığınız gibi çığlık atınca endişelendim ve yanına geldim .Ona zarar gelmesinden korktum "
Fatih cümlesini tamamladığında etraf biraz da olsun karanlıktan kurtulabilmişti .
Ama Koray'ın siniri hala tam anlamıyla son bulmamıştı.
"Bizim gibi öyle mi ! Demek ona zarar gelmesinden korktun ? Peki ya senin hepimize verdiğin zararlara ne demeli ?"
Koray nefretini kusmaya devam etmek istercesine Fatih 'e uzandığında onları durduran Melisa oldu .
"Savaş'ı gördüm "
Melisa'nın söylediği isme kimse kafasında bir karakter çizemezken sorgulayan Tılsım oldu .
Eli hala Melisa'nın saçlarındayken konuşmaya başladı .
"Savaş kim ? Buraya mı geldi ?"
Melisa baş hareketleriyle bunu yavaşça reddederken bu kez söze Vira girdi .
"Rüya mı gördün ?"
Melisa gözünü daldığı yerden kurtardığında bunu onaylamıştı .
Fatih ve Koray karşı duvarlara sırtını yaslamış otururken kızlar Melisa'nın bulunduğu yatağa oturmuşlardı .
Melisa gözünden akan yaşları sildiğinde anlatmaya başladı .
"Size ne acılar çektiğimi , Muaz'ın işlediği cinayeti , yaşadıklarımı anlatmıştım öyle değil mi ? "
Vira Melisa'nın sırtında bulunan eliyle onu sıvazladığında bunu onaylamıştı .
Melisa titreyen sesiyle anlatmaya devam etti .
"Sevgiyle doldurduğumuz evimizde , güzel anılarımızı sakladığımız duvarlarda kara bir leke kaldı ; tabi bir de benim kalbimde .
Onun bedeninin gözlerim önünde nefessiz kalmasını izlediğimde dayanamadım .Bacaklarım olduğum yerde kalakaldı .Muaz onu öldürürken alıp götürürken öylece izledim .
Belki de onu kurtarabilirdim ama yapamadım .
Aradan günler geçti , ama içimde kalan çaresizlik her geçen gün büyümeye devam etti ."
Melisa gözlerimi kilitlediği yere bakarken Vira onu sorgulamayı seçmişti .
"Sonra ne oldu Peki ?"
Melisa durdu kaldı o an , zihnini zorladı yaşadıklarına ışık tutmaya çalıştı .
Ne kadar uğraşırsa uğraşsın yapamadı .
Tılsım ve Koray biliyordu ; ormanda o kara günden vazgeçtikleri için ne Vira Barın'ı hatırlıyordu ; ne de Melisa intihar ettiğini hatırlıyordu .
Tılsım Koray'la göz göze geldiğinde ikisini de bu karmaşadan kurtarmak istedi .
"Sonra ne oldu "
Melisa gözlerini Vira'dan kaçırdığında Savaş'ın ona son dedikleri kafasının içinde gürültüyle çınladı .
"Savaş'ı gömdüğü yeri gördüm .Bana evini gösterdi .Ormandaydık ; avucunu toprakla doldurarak benim evim burası dedi "
Kaşlarını birbirine yaklaştırdığında gözlerini bu kez Tılsım ile birleştirdi .
"Seni kaybettiğimiz gün ; yerde uyurken bulmuştuk .O anımızı da gördüm "
Vira şaşkınlığını dile getirmek istercesine konuştu .
"Tılsım'ın kaybolduğu gün mü ? İyi de Savaş'ın öldüğü anla Tılsım'ın ne bağlantısı olabilir "
Melisa gülümsedi bu kez halkalar onun bu halinden ürktü .
"Bana ormanda yalnız olmadığımızı biliyorduk dedi Vira "
Halkaların hepsini ağzı açılmışken konuşmaya atlayan Fatih olmuştu .
"Yani bize anlattığınız gibi gördüğünüz gruptakilerden birisi Savaş mı? "
Koray Fatih'in sesini duyduğuna sinirlenmişken onu durduran Vira olmuştu .
"İşte bu gerçekten ilginç .O grubun yine kendimiz olduğunu sanıyorduk .Demekki gerçekten de orada bizimle beraber başka insanlar da varmış "
Melisa heyecanla lafa atlayıp onu cevaplamıştı .
"Savaş'la beraber dört kişiydiler .İki kız ve iki erkek "
Halkalar birbirine bakarken hepsinin aklındaki soruyu soran Tılsım olmuştu.
"Peki ya diğerleri ? Diğer üçünün kim olduklarını görebildin mi ?"
Melisa'nın gözleri Fatih'te dahil hepsinde sırayla gezerken bu kez gözlerini kapattı .Rüyasını hatırlamaya çalıştı ; diğerlerinin yüzünü görmeye çalıştı .
Ama yapamadı .
Olumsuz cevabını gönderdiğinde Vira konuşmaya başladı .
"Ormanda geçmişe dönmek için çabalıyorduk .Anılarımızı değiştirerek şu an ki dünyamıza dönebildik .
Ormanın ortasında bir ağaç görmüştük ; bu ağaçta da bir kapı vardı .O kapıyı kullanarak geleceğe gitmeyi başarmıştık .
Sonra Koray ve Melisa bize gördükleri gruptan bahsettiler ; tabi ya o ormandaki her şey gerçek olduğu gibi o grupta gerçek . Ama neden oradaydılar ,neden?"
Halkalar Vira'nın anlattıklarını bildikleri için onun sesli düşündüğünü anlamışlardı .
Melisa oluşan suskunluktan konuşmaya başladı .
"Neden Savaş?"
Koray uzattığı bacaklarını kendine çekerken umursamazsa konuştu .
"Çünkü senin hayatınla bağlantılı "
Gözler ona döndüğünde kendisi de buna şaşırdığında dile getiren Vira olmuştu .
"Doğru çünkü senin hayatınla bağlantılı "
Tılsım yataktan kalkıp odada yürümeye başladığında yeni bir yolculuğun kapısını aralamıştı .
"Peki ya şimdi ne yapacağız?"
Melisa Vira'ya döndüğünde aklındakileri alıp ortaya sermişti .
"Bizim yaptığımız gibi ; onları o ormandan alıp buraya getireceğiz elbette "