Dakikalar geçti ama buna rağmen kapı açılmadı. Pusat’ın içi içini yiyordu. Acaba bir şey olmuş olabilir miydi? Ya kendisine bir şey yapmışsa? Neden ses vermiyordu ki?
“Lal?” dedi sessiz olmaya özen göstererek. Ürkütmek istemiyordu onu. Ama yien ses gelmeyince bir nefes verip kapıyı açtı ve içeri girdi. Lal'in kafasını dizlerine yaslamış bir şekilde hala ağladığını gördü.
Kapının açılması ile kafasını kaldıran Lal karşısında Pusat'ı gördüğünde korku ile toparlandı.
Her erkeğin aynı olduğunu düşünüyordu. İnsanların yüzüne karşı gülen ama yalnız kaldıklarında karanlık yüzlerini ortaya çıkardığını düşünüyordu.
Ve şu anda Pusat'ın karanlık yüzü çıkacak kadar yanlızlardı.
Pusat, Lal'e doğru bir iki adım attı. Kızın korku ile yatağın başlığına yaslandığını gördüğünde ise olduğu yerde kaldı. Elini saçlarının arasından geçirdi ve konuştu.
“İyi misin?” diye sordu ilk önce. Lal aklında ki düşüncelere ile kafasını salladı. İyi olmalıydı, olmak zorundaydı!
Lal korku dolu gözlerle Pusat’a bakarken Pusat aklına gelen fikirle Lal’e döndü. "Banyoya-" Diyerek konuşmaya başlamıştı ki Lal korku ile kafasını salladı. Pusat ne dediğini anladığını bu yüzden kafa salladığını düşünürken, devam etmedi. Ama saniyeler sonra keşke devam etseydim diyecekti.
Lal ise hızla yerinden kalkarken dayak yemek ya da tecavüze uğramak istemiyordu. Hayatına bu zamana kadar kimseyi almamasının sebebi geçmişi, yaşadıkları ve ilk gece korkusuydu. Olacaklardan ona zorla bir şey yapılmasından korkuyordu. Kocanım diyerek her hakkı üzerinde bulmasından korkuyordu.
Kafasını sağa sola salladı ve banyonun kapısını açmış kendisini bekleyen adamın önünden titrek adımlarla geçti. Korku ile nefesler alıp verirken titrek sesi ile sordu.
"Bana... Bana teca... Tecavüz mü e-deceksin?"
Pusat dehşete düştü. Ne yaşamıştı da aklına ilk bu düşünce gelmişti bilmiyordu ve böyle bir soruya nasıl cevap verebilirdi ki? Onun kılına dokunmazdı o istemediği müddetçe. En iyisi işimi yapıp çıkmam diye düşündü.
Suyu açtıktan sonra Lal'e bakmadan konuştu. Ona bakmamasının sebebi rahat hissetmesini istemesiydi ki ne kadar başarılı olduğunu bilmiyordu.
"Sen banyonu yap... Ben sana kıyafet ayarlayıp odadan çıkacağım ve geldiğimde bu yıkık dökük kızı görmek istemiyorum!" Dedi ve ilerlemeye başladı. İlerlerken odada ki cılız sesi duyacağını hiç tahmin etmemişti.
"Peki, nasıl bir kız istersin? Satıldığı için neşeli bir kız mı?"
Bunu söylediğine inanamıyordu. İlk defa bir erkeğe karşı bu tarz cümleler kuruyordu. Eğer babasına karşı bunu söylemiş olsaydı şimdiye ölesiye dövülmüştü ama bu adam... Bu adam içeride kendisini korumuştu. Belki de her erkek babası gibi değildi. İçlerinde iyilerde vardı.
"Banyonu yap! Sola çevirince suyu kapatabilirsin." Dedi ve elinde olmadan ekledi. “Başına ne gelirse gelsin dik durduğun sürece sana kimse bir şey yapamaz.”
Pusat sadece bunları söyleyerek banyodan çıkmıştı. Annesinin bu odayı yatak odası yapacağını ve Lal için kıyafet aldığını biliyordu bu yüzden odaya girerek iç çamaşırı ve siyah bir eşofman takımı çıkardı. Onları yatağın üzerine bıraktıktan sonra kapıyı açtı ve dışarı çıktı.
Lal Pusat’ın söylediklerini düşünürken zamanın nasıl geçtiğini anlayamadı ve akan suya baktı. Bu adam iyi olabilir miydi? Kendisine iyi davranacak olabilir miydi?
Her erkek aynı olmayabilir miydi? Bilmiyordu!
Daha fazla düşünmeyi reddederek suyun altına girmek için soyunmaya başladı. O sırada kapıyı açık unuttuğunu fark ederek gitti ve kapıyı kilitledi. Ardından da anahtarı banyo dolabının üstüne koyduktan sonra içi rahat bir şekilde banyoya girdi.
Sıcak su tenini alev alev yakarken teni kızarmıştı. Aklına anıları dolarken eline lifi aldı ve teninden kazırcasına sildi o anıları. Günahı ne o nede annesi işlemişti ama onun tenine yapışmıştı cezası.
Su bedeninden kirlerle birlikte anıları da alıp götürürken bir hıçkırık kaçtı dudaklarından. “Anne,” dedi bir mırıltı ile. “Neden gittin?” diye devam etti. Kafasını sağa sola salladı. “Keşke güçlü olabilseydik.” Diyerek sözlerini bitirdiğinde hıçkırıkların dudaklarından dökülmesine engel olamıyordu.
Birilerinin kendisini duymadığını bilerek bağıra bağıra ağladı süslü cehenneminin banyosunda. Belki son ağlayışıydı belki de daha nice gözyaşları vardı ardında.
Zamanın ne getirdiğini Lal dahil kimse bilmiyordu…
…
Aşağı inen Pusat sessiz bir şekilde salonda oturan ailesi baktı. Herkesin aklından tek bir soru geçiyordu. Lal bu adamın elinde neler yaşamıştı?
"Lal nasıl oğlum?" Diye sonra annesine kafasını salladı.
"Onu banyo yapması suyu açtığımda 'Bana tecavüz mü edeceksin?' Diye sordu. Gerisini siz düşünün."
Kardeşi Doruk'un yanında ki koltuğa oturdu. Yorgun bir nefes verdi. Lal’i enkaza çeviren herkesi yok etmek istiyordu. Sinirli bakışlarını tavana odaklarken odadaki herkes şok geçirmişti. Sonra adamın burada yaptıkları ve söylediği sözler akıllarına geldi. Allah'ım! Kız bu kadar akıllı kalmayı nasıl başarmıştı?
Zümrüt derin bir nefes aldı. Allah bilir kızı nasıl buraya getirmişti. Aç mıydı? Susuz muydu?
Döverek? Aşağılayarak? Eziyet ederek? Aklına milyon tane düşünce gelirken kafasını sağa sola sallarken içine bir sıkıntı çökmüştü. Buna rağmen güç bularak konuştu.
"Kızı apar topar getirdi o adam, yemekte yememiştir zavallı. Birazdan yanına çık da aşağı getir Lal'i, yemek yesin." Dedi ve hemen peşinden ekledi. “Zavallı kızım benim, neler yaşadı kim bilir?”
Pusat annesinin sözlerine hak vererek kafasını salladı. Herkesin düşündüğü ama dışarı soramadığı o soruyu Zümrüt sormuştu kendi kendine ve sesli olarak söylemişti. Hepsi derin bir nefes aldılar ve bir miktar daha birlikte konuştuklarında, Doruk sevgilisi Kübra ile buluşmak için izin isteyerek yerinden kalktı. Aslında aklı evde kalacaktı ama Kübra'ya da söz vermişti. Gerçi ona bir kahve içerlerken durumu anlatıp hemen eve dönebilirdi.
Doruk çıktıktan sonra Pusat babasına döndü ve sorularını sıraladı.
“Baba bunu neden yapıyorsun?” dedi aslında ona bir miktar hak vermeye başlamıştı ama sadece nedenini merak ediyordu.
“Oğlum kızın halini gördün…” dedi derin bir nefes alarak, Pusat kafasını salladı. “Lal,” dedi Ferit Bey ne yalan söyleyeceğini düşünmek için derin bir nefes aldı. “Lal’in annesi benim arkadaşımdı ve onu o evden kurtaramadım. Onu bulduğumda çok geçti. Lal’i almak için çok uğraştım paralar teklif ettim ama en son aylık para verip onu gelinim yapacağımı söylediğimde kabul etti Hasan iti." Dediğinde Pusat usulca kafasını salladı.
“Baba,” dedi “Eğer Lal isterse bu evlilik gerçek olacak.” Diye devam etti. “O yüzden ne annem ne sen, yapmazsınız ama baskı kurmayın sakın.” Dediğinde Ferit Bey gururla oğluna baktı.
“Merak etme oğlum,” dedi “Sende dedin öyle bir şey asla yapmayız.” Diye devam ettiğinde Pusat usulca kafasını salladı.
Yaklaşık bir saat sonra yukarı çıkan Pusat kızı uyurken buldu. Dizlerini karnına çekmiş ellerini ise dizlerinin arasına sıkıştırmıştı.
Gülümsedi.
İçeri girdi.
Komodinin üzerine oturduğunda ne yaptığını sorguluyordu ama kalbi sorgulamasına müsaade etmedi ve Lal’in yüzünü izlemeye başladı. O kadar güzeldi ki… Ne söylese bir diğerinin hatırı eksik kalacaktı.
Ok gibi kirpikleri, yay gibi kaşları, elma yanakları, kiraz dudakları vardı derler ya; işte o tabirler Lal için oluşturulmuş olmalıydı. Kumral saçları her şeye rağmen ışıl ışıl dökülmüştü yatağa. Krem rengi çarşafların ortasına o kadar güzel duruyordu, o kadar sevilesi görünüyordu ki…
Kafasını sağa sola salladı birden.
Ah, neler düşünüyordu böyle? Yirmi dokuz yıllık hayatında hiçbir kadın için bu şekilde düşünmemiş olan Pusat bu kız için daha dakikalar olmasına rağmen ölecek gibi hissediyordu.
Neydi bunun sebebi? Kalbi neden kendisine ihanet ediyordu şimdi?