KEREM BOZKURT Olay yerine adımımı attığımda, karanlık bir sessizlik çökmüştü etrafa. Jandarmalar çoktan gelmiş, cesetlerin etrafında çalışmaya başlamışlardı. Toprak, kanın ağır kokusunu içine çekmişti. Beş kişi yerde cansız yatıyordu. Hepsi farklı yönlere savrulmuş, yüzleri ölümün soğuk ifadesine teslim olmuştu. Ama asıl dikkatimi çeken, uçurumun başında bulunan o tek cesetti. Yanına vardığımda gördüğüm manzara, diğerlerinden daha sert bir mesaj gibiydi. Bacaklarına iki mermi sıkılmış, ardından boynu kesilmişti. Kimliğini öğrendiğimde işin rengi daha da değişti; bu, bölgenin ileri gelenlerinden Aslan Çakıroğlu’nun oğlu, Emir İhsan Çakıroğlu’ydu. Ailesine haber verilmişti ama bu acının telafisi yoktu. Burası ıssız, burssuz bir yerdi; bu kadar insanın burada ne işi vardı? İçimdeki şüpheler

