İkimizde birbirimizi alt edemeden vuruşmaya devam ettik. Tan’ın dudağı patlamıştı, benimde öyle… Birbirimize kinimiz yerini yorgunluğa bırakınca yerde oturur pozisyonda durduk. Soluk alışverişlerimiz düzensizdi. Kalbimiz hızla göğsümüzü döver gibi inip kalkıyordu. Tan konuşmaya başladı. “O benim Can! Üzgünüm demek isterdim ama üzgün falan değilim, biliyorsun ben bencil bir adamım! Ona doyar mıyım bilmiyorum ama doyana kadar bırakmam!” dedi. “Bir dayak daha atmamı istemiyorsan sus Tan!” diye bağırdım. Tan omuz silkercesine beni süzerek “Seni bana benzettiği için olmuş olabileceği gerçeğini hiç düşünmedin mi?” dedi. Alay değildi bu sefer, hayır! Resmen bu manyak bunu inanarak söylüyordu. Ama doğru olabilir miydi? Bilmiyordum, kendimi ilk defa çok boktan hissediyordum. “Kızı bırak!” ded

