bc

Patron’un Esiri

book_age18+
5.2K
TAKİP ET
44.5K
OKU
dark
heir/heiress
lighthearted
city
mythology
office/work place
superpower
assistant
like
intro-logo
Tanıtım Yazısı

“Bacaklarını aç! Masanın üzerine eğil!” dedi sert bakışlarıyla.

“Ama bu etek çok kısa efendim.” diye itiraz etmek istedim. Yüzüne baktığımda yutkunup susmak zorunda kaldım.Dediğini yapmaktan başka çarem yokmuş gibi hissediyordum.

Sert yüzünde hiç bir mimik oynamıyordu. Sanki isteği çok sıradan bir şeydi. Bu işi almaktan başka çarem yoktu. Sözleşmeyi defalarca okumuştum ve durumumu ölçüp tartmıştım.

Zorunlu olmak bir yana benden istediği şeyi yapmak için engel olamadığım bir heyecan hissi de yaşıyordum.

Hafif uzun siyah saçlarıyla sert yakışıklı çehresi kasıklarımda ağrıya sebep oluyordu. Bakışları avını izleyen bir avcı gibiydi. O bakışlar hem buz gibi bakıyor, hem de için için beni yakıyordu.

chap-preview
Ücretsiz ön okuma
Bölüm 1
İş aramaktan yoruldum. Bulamamaktan yoruldum. Çoğu yerde tacize uğramaktan yine yoruldum. Üniversiteyi dondurduğumda arkadaşlarımı bırakmak çok zor geldi ama yarı zamanlı işler durumumu iyileştirmeye yetmiyordu. Annemin durumu gün günden kötüye gidiyor, parasızlıktan doğru düzgün tedavi ettiremiyordum. Sevgi arıyor… Üniversiteden bir arkadaşım. “Alo?” diye açıyorum. “Nerdesin Sedef? Sana iş buldum. Maaşı çok iyi! Git görüş hemen.” “Gerçekten mi? Çok iyi oldu az önce adam taciz etmeye kalkınca işi bırakıp çıkmıştım.” diyerek öfledim. Çok kızgındım hala, yeterince sakinleşemedim. “Tamam siktir et sen şimdi onu, bu işin maaşı gerçekten çok iyi. Bazı özel istekleri oluyormuş patronun ama taciz filan etmiyormuş.” dedi Sevgi çabuk çabuk konuşarak. “Ne gibi özel istekler yani?” diye anlamamazlıkla sordum. “Bilmiyorum Sedef, bacaklarını aç, diyecek hali yok herhalde hım…” diye fikrini söylüyor arkadaşım. O da bende onu o an bilmiyorduk tabi. İşyerinin adresini söyledikten sonra kapattı. İş yerinin yeri oldukça uzaktaydı. Taksiye verecek param olmadığı için metroyla gitmeye karar verdim. Yola çıktığımda da telefonun şarjının az olduğunu farkettim. Adresi aklımdan ezberlemeye çalışarak telefonun kapanmaması için dua ettim. Annemi arayıp haber vermem de gerekiyordu ama bunu yaparsam telefonum kapanabilirdi. Önce görüşmeye gideceğim sonrasına sonra bakacağım diyerek kendimi rahatlatmaya çalıştım. Şehrin iş yerinin olduğu yer oldukça zengin kesimden insanların yaşadığı alandı. Durakların birinde oldukça zenginim diye bağıran biri bindi. Ayakkabısından saç şekline varana kadar hani derler ya tepeden tırnağa kadar kalite akıyor bunun üstünden diye, öyle bir tip bindi. Oldukça yakışıklıydı. Esmer, uzun boylu ve ceketinin kapatamadığı atletik vücuduyla, gözleri üstünde toplayan aurası dikkatleri üzerine çekiyordu. Bende diğer herkes gibi adamın aurasından çıkamamıştım. Herkesin dikkat ettiği ölçüde ona bakmaktan kendimi alıkoyamıyordum. Nasıl bir tesadüf bilmiyorum ama adamla aynı istasyonda indik. İnmeden önce yanındaki beyefendi adamın yanına yaklaşan kişileri özellikle uzak tutuyor gibiydi. Tabii bende bir istisna değildim. Yine de adamla metronun camından yansıyan görüntüsünü gördüğümde anlık şaşkınlıkla bakışlarının çok kısacık bir an benim üzerimde olduğunu hissediyor olmaktan ürperdim. Yarım saliselik bir an olabilirdi belki yada çok etkilendiğim için böyle düşünüyor da olabilirdim. Etkileyici adam ve yanındaki koruması olduğunu düşündüğüm adam hızlı adımlarla yol alırken ben gideceğim adresin tam karşımda olduğu gerçeğini anca idrak edebildim. Karşımda duran plazaya bakarken her yerin cam olduğunu, öğleden sonraki güneş ışıklarının üzerinde yansımalarına sebep olduğunu farkediyor olmak gözlerimin kamaşmasına sebep oldu. Gideceğim yer konusunda binadan içeri girdiğimde oldukça mini etekli ve dar gömlekli kadınların özellikle yoğun olduğu dikkat çekiciydi. Tabii elbise giyenler, döpiyes giyenler de vardı ama genelde onların da uzunlukları kalçayı örtecek kadar görünüyordu. Bir onlara bir kendime baktım. Mavi jean kot pantolonum ve üstümde beyaz bluzumla çok basit bir görüntüm vardı. Saçlarım kumral ve oldukça uzun ve dalgalıydı. Ela göz rengim vardı ve güzel bir kız olduğumu düşünüyordum. Etrafımdaki insanlarda genelde beğenilerini bu yönde söylüyorlardı. Ama yine de buraya uygun olmadığım belliydi. Sanırım buraya boşuna gelmiştim. Buraya beni almazlardı. Başımı eğip gitmek üzereyken danışmadan sesler geldi oraya baktığımda metroda gördüğüm etkileyici adamın orda durduğunu görünce kalbim hopladı desem abartmış olmazdım. Öyle yüksek sesle atıyordu ki kalbim sanki yerinden çıkacak gibiydi. Onlar kaybolurken beni farketmemiş gibiydiler. Danışmada bir kız yine diğer kızlar gibi giyinmiş biri ileri doğru gelerek beni karşıladı. “Buyrun ne için gelmiştiniz?” diye sordu. Şaşkınlıkla “İş görüşmesi için gelmiştim.” diye söyledim. “Randevunuz var mıydı?” diye sordu. “Aslında yok.” dedim “Olsa da…” diye sesli mırıldandığımı farkedip sustum. “Farketmezdi.” diye içimden geçirdim. “Form doldurabilirsiniz.” diyerek beni kürsüye yönlendirdi. Form verdi doldurduktan sonra geri teslim ettim. “Sedef hanım üst katta insan kaynakları departmanına bu formla birlikte gitmeniz gerekiyor. İyi şanslar.” diyerek beni asansörlere yönlendirdi. “Teşekkür ederim.” diyerek asansöre bindim. Üst katta insan kaynakları departmanını görünce bir çok kadının orada beklediğini gördüm. Hepsi oldukça şık giyinimliydi. Beni gören bir kaç kadın fısırdayarak bana bakıp bakıp kıkırdamaya ve süzüp durmaya başladı. İç çekerek kendimi oldukça huzursuz ve gergin hissettim. Güzel bir kadın dışarı çıktı ve “Merhaba hanımlar! Cantan şirketler grubuna hoşgeldiniz! Sırasıyla Can ve Tan bey sizle görüşecekler.” diye bildirdi. “Lütfen beni takip edebilirsiniz.” dediğinde görüşmeye gelen 5-6 kişi kadını takip etmeye başladı, bende onların gerisinde kalarak onların peşinden gittim. Büyük bir asansörle ne kadar çıktığımızı bilmeden bir kata geldik. Kadın güler yüzüyle bizi süzdü ve başıyla işaret vererek peşinden takip etmeye devam etmemizi istedi. Büyük bir kapının önüne geldiğinde elindeki dosyayı göğsünün önünde tutarak kapıyı açtı. Hepimize girmemizi işaret etti. İki adam biri masanın arkasındaki devasa bir ofis koltuğunda heybetiyle oturuyordu. Bir diğer adam masanın diğer tarafında orta sehpanın önünde elinde tuttuğu fincanla oyalanıyordu. Ama bir dakika. Bu adam metrodaki adamdı. Bu nasıl olabilir?! Şaşkınlıktan ağzım aralandı ve masanın arka tarafındaki adamla göz göze geldiğimde ürktüm ve ağzımı kapayıp yere doğru indirdim bakışlarımı. Metrodaki adam kafasını kaldırıp her kadına sırayla baktı ve masadaki adama döndü. “Ne diyorsun Tan?” diye sordu. Tan denilen adam duygusuz buz gibi gözlerle sırayla her kadına baktı. İçlerini görüyormuş gibi inceleyici ve delici bakışlarını görmek tüylerimi diken diken etti. Sadece göz işaretiyle “Sen!” dedi bana. “Ben mi?” dedim şaşkınlıkla. Ağzım bir karış açılmış halde kalakaldım. “Evet sen! Öne doğru çık! Etrafında dön!” diye buyurdu. Ben şaşkınlıkla etrafımda döndüm. Adam dikkatli bakışlarını üzerimde gezdirerek sanki tüm tenimi görüyormuş gibi her bir yerimi dikkatle süzmeyi bitirdiğinde metroda gördüğüm adama “Bu mu Can?” diye sordu. Can dediği adam sadece bir an bana baktı ve başını evet anlamında salladı. “Sen kal! Diğer herkes çıkabilir.” diye buyurdu. Bizi getiren kadın başını hafifçe sallayarak müsade ister gibi hareketlendi ve onun arkasından diğer kadınlarda çıkıp gitti. Odada Can, soğuk bakışlı Tan ve ben kaldım. Korku hissi bir panik dalgası gibi vücuduma dolmaya başlarken elimi kolumu nereye koyacağımı bilemez halde kalakaldım. Tan konuşmaya başlamadan bir kaç birbirine zımbalanmış kağıt topluluğunu bana uzattı ve “Al! Bunu oku, sözleşmeyi kabul edersen pazartesi işe başlayabilirsin. Yalnız sözleşmeyi dikkatle oku! Anlaşıldı mı?” dedi sert bir şekilde. “Tamam efendim.” diyerek uzattığı sözleşmeyi aldım. “Çıkabilirsin.” diye net bir şekilde söyledi. Kafamı tekrar salladım ve odadan çıktım. Derince bir nefes bıraktım. İçerde nefesimi tuttuğumu şimdi farketmiştim. ***** Can ve Tan kardeşler kız hakkında yorumda bulunurken Tan sertçe “Emin misin?” diye sordu. Can “Evet, oldukça. Senin tipin, boyalı ve şişirilmiş değil, estetik yok, dolgu yok. Kabul ederse gelir başlar.” dedi omuz silkercesine. Tan ayağa kalkarak “İlk defa sekreterimi sen seçiyorsun!” diye tükürürmüşçesine söyledi. Can “Senin sekreterinin şirkette yaptığı pek bir şey yok, bunu herkes biliyor.” diye söylendi. Tan sertlikle “Senin için öyle, benim için işte motivasyon kaynağım sekreterim! Biliyorsun!” dedi. Can “Neyin motive ettiğini bana söyletme Tan!” diyerek odadan ayrıldı. Devam edecek…

editor-pick
Dreame-Editörün seçtikleri

bc

Kahpenin Kızı +18

read
6.2K
bc

ATEŞLİ DADI

read
28.1K
bc

KÜÇÜK AĞA [HALEF +21][KUMA]

read
19.2K
bc

YIRTICI EVLİLİK |+18|

read
174.8K
bc

CEHENNEM MAZGALI+18

read
8.6K
bc

Ayrılan YOLLAR +21

read
195.6K
bc

Sahte Karım

read
394.7K

Uygulamayı indirmek için tara

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook